• DOLAR
    5,6907
    % -0,37
  • EURO
    6,3925
    % -0,18
  • ALTIN
    260,9745
    % 1,06
  • BIST
    99.806
    % 1,81
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
İSLAM KORKUSU VE TÜRKİYE
  • 0
  • 492
  • 19 Mart 2019 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“Batının vitamini; İslam korkusudur.”

Hayalen değil bilinçli üretilen “İslamafobik korku” batasıca batının varlığını sürdürebilme gerekçesi haline gelmiş gibidir. ABD’nin başını çektiği, Avrupa’nın her fırsatta desteklediği ve uzak doğudaki müşrik toplumların da aslı varmışçasına bu korku nedeniyle Müslümanlara kan kusturması siyonist ve haçlı zihniyetinin ürünü olduğu aşikârdır.

İnanan insanların bulunduğu bütün coğrafyalarda ‘Kerbela’ misali sahneler sürüp gitmektedir. İslam âleminin lideri pozisyonunda olan Türkiye’nin her fırsatta hedef alınması ve Türk deyince Müslüman anlaşılması oynanan oyunların ülkemiz üzerinden dinle veya din üzerinden ülkemizle irtibatlı oluşu meselenin ciddiyetini ortaya koymaktadır. Altı asır boyunca dünyada ve bilhassa üç kıtada egemen oluşu hasebiyle Osmanlı bakiyesi Türkiye’nin yeniden aynı misyonu üstlenip Müslümanları birleştirmesin diye her şey göze alınıp akla ziyan entrikalar çevrilmektedir. Elbette ki Allah’ın da bir hesabı vardır.

En son Yeni Zelanda’daki katliamı gerçekleştiren melun katilin paylaşımlarında İslam ve Türkiye vurgusu yapması oldukça düşündürürcüdür. Elin gâvuru gâvurluğunu yapıyor da içerdeki hain yerli işbirlikçilerinin bilinçli veya gafletle dine ve dini argümanlara karşı tavrı daha çok can sıkıcıdır.

Barış demek olan İslam’ı kasten terörize edip dine, dinin peygamberine ve dinin sahibi olan Yüce Allah’a karşı çeşitli izm’ler üzerinden tavır alıp ulu yaratıcının yeryüzündeki “Malik ve Melik” vasfını adeta elinden almanın yoğun bir çabası içerisinde bulunanlar ise apayrı bir âlem!  Özellikle ateizmin biraz yumuşatılmış versiyonu olan ‘Deizm’ kanalıyla dinî sembol ve ritüeller birilerinin başını döndürüp midesini bulandırmaktadır.

Dünyevileşmenin ağır bastığı günümüzde din karın doyurmuyor söylemiyle dinden uzak ve hâşâ Allah’ın hiçbir işe bulaştırılmaması hassasiyetiyle ‘Laisizm’e kayma ve sapmaların olduğunu görüyoruz. Öyle ya hepimizin başında bin bir türlü dünyevi meşgale var, kimin umurunda Yeni Zelanda katliamı, Filistin, Afganistan, Suriye, Yemen, Doğu Türkistan, Irak ve Mısır? Ya da kimin umurunda orada burada Müslümanların başına gelenler,  saldırılar, cinayetler, taciz ve tecavüzler? Bu şekilde düşünenler az da olsa maalesef vardır aramızda.

İslam’da savaşın olduğu doğrudur fakat savaş en son çaredir ve üstelik düşmanın art niyetle saldırmasından sonra nefs-i müdafaa kabilinden tecviz edilmiştir; hatta iş bu raddeye gelince cihad farizası devreye girmektedir. Ancak tarih boyunca da incelendiğinde görülecektir ki, hiçbir toplum kılıç ve silah zoruyla İslamlaştırılmaya çalışılmamıştır. Gönüllerin fethi oldum olası öncelenmiş ve tercih edilmiştir. Başka bir açıdan meseleye bakacak olursak aslında Müslümanlıkta savaş ortamında bile insan öldürmekten ziyade yaralayıp etkisiz hale getirmek hedeflendiğinden ok, kılıç ve mızrak kullanılmıştır ki, bu yüzden ateşli silahları Müslümanlar icat etmemiştir. İnananların bu hassasiyetine rağmen hâlâ islamofobik propagandaların yapılıyor olması kesinlikle inadına yapılan bilinçli bir karşı duruşun göstergesidir.

Hasbelkader bir Müslüman’ın bulaştığı silahlı eylem terörizm ile ilişkilendirilirken, diğer inançlara mensup kişilerin yapmış olduğu katliamlara bile terör demedikleri gibi bu eylemi sahneye koyanlara da ne hikmetse terörist denilmemektedir. Örneğin Dünyaca ünlü şarkıcı Ricky Martin’in Yeni Zelanda’daki iki camide gerçekleştirilen terör saldırısı ile ilgili yaptığı paylaşım büyük takdir topladı. Martin, “Tüm uluslararası medya onu saldırgan ya da radikal olarak nitelendirirken terörist diyemiyor. Neden? Çünkü o Müslüman değil” dedi ifadelerinden de anlaşılacağı gibi batı dünyasının ahvali ne yazık ki bu şekildedir.

Bütün bunlar bizlere tek bir şeyi ivedilikle yapmamız gerektiğini söylüyor ki, o da şudur: nasıl ki “küffar tek bir millet” ise ve Müslümanlara karşı derhal birleşiyorlarsa, İslam vahdetinin de tez elden sağlanması kaçınılmazdır. Böyle bölük pörçük ve darmadağın bir vaziyette bela, musibet, fitne, fesat, işgal ve saldırılardan korunmak imkânsızdır. Bu anlamda hakkımızda ki uymamız gereken ilahi ferman şudur:

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a, İslam’a) sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan (İslam) nimetini hatırlayın. Hani siz birbirine düşman (kabileler) idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun (İslam) nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da İslam ile) sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.” (Al-i İmran, 103)

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber