Bilgi
Yenilendik.. Hoşgeldiniz...

  • DOLAR
    4,0808
    % 0,06
  • EURO
    5,0130
    % 0,10
  • ALTIN
    175,0692
    % -0,12
  • BIST
    110.932,48
    % -1,06
Prof. Dr. Hüsniye Canbay Tatar
Prof. Dr. Hüsniye  Canbay Tatar
husniyecanbaytatar@malatyasonsoz.com.tr
INSANLIK GÖÇÜYOR
  • 0
  • 5142
  • 12 Eylül 2014 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Insanlarin mekânda yer degistirmeleri sadece güncel bir hadise degildir. Ancak günümüzdeki hareketliligi geçmisten ayiran farkliliklar da söz konusudur.
Günümüz göçlerini anlama bakimindan belki de en etkili nitelendirme “sürgün” olacaktir. Sürgün hayat bulmanin degil ama hayatta kalmanin zorunlu kabulüdür. Daha iyi bir hayat yasamaya yönelik bir tercih olmaktan ziyade, hayati idame ettirebilmenin kaçinilmaz çaresidir. Öyle ki her türlü tehlikeyi göze alarak, göç edebilecek durumda olabilmek bile bir derecede sanstir. Zira yerinden bile kipirdayamayip, açliktan ölen milyonlarca insanin varligi bunu göstermektedir. Diger taraftan son derece yetersiz hayat sartlariyla bogusan bu insanlar, niteliksiz görülüp, düzen için tehdit olarak algilandigindan uzak tutulmaya ve sinirlardan içeri sizmalari engellenmeye çalisilmaktadir. Bu durumda onlar için “kaçak” olmaktan baska çikar yol kalmamaktadir. 
Sürgündeki yolculuk sadece hayatta kalip kalamama bakimindan ölümcül bir macera degildir. Ayni zamanda hayatin manasini ve sahip olunan degerleri sürdürebilme ve dolayisiyla da kimligini yasatabilme açisindan da ölümcüldür. Zira kendisine ait olanla baskasinin olan arasinda zikzaklar çizen göçmen, ne kendisi kalabilmekte ne de baskasi olabilmektedir.   
Aslinda göçmen meselesinde madalyonun bir yüzünü göçmenler olusturuyorsa da, diger yüzünde bizatihi ev sahipleri vardir. Öz vatanlarinin yabancilarin isgalinde oldugunu düsünen sakinler, taskinliklariyla seslerini yükseltmeye ve siddet kullanmak suretiyle göçmenleri kendi ülkelerine dönmeye zorlamaktadirlar. Özellikle Almanya’da basta Türkler olmak üzere ötelenmis zümrelere yönelik siddet ve baski gittikçe artmaktadir.Günümüzde kitleler ya da gruplar halinde yapilan göçlerin yerini imkân, kabiliyet ve mecburiyete dayali bireysel göçler almistir. Siyasi sinirlar kale surlari gibi geçit vermez degillerdir. Bu sebeple göç, yasaklar yoluyla sinirlandirilmakta ama bütünüyle engellenmemektedir. Kaçak ya da izinli göçmenlerin uzaklardaki evlerinden kopup hayat standardi yüksek yerlerde tutunmaya baslamalari, küreselciligin tozpembe gelismislikle takdim ettikleri dünyanin var olmadigini canli bir sekilde ikaz etmektedir. Kitle iletisimi ve internet gibi araçlar yoluyla sanal âlemde gözlenen ama hep kendisinden uzak tutulan sefalet, safahat içinde yasayanlarin evinin kapisina dikilerek yakinen görülür olmustur. Elleriyle yarattigini düsündügü dünyaya magrur bakislarla nazar eden gelismis ülkenin insanlari, kapisinin zilini çalan sefalet ve onun hatirlattiklari karsisinda afallamakta ama öylece kalmamaktadir. Yeni tedbir ve uygulamalarla bu menfi durumu kendi menfaatine hizmet edecek hale getirme çabasi sergilemektedir. Bu sürecin politik arenada en dikkate deger boyutunu çokkültürlülük olustururken, sosyal iliskilerde yeni ötekilestirmelerle dolu tutum ve davranislar incelenmeyi ihtiyaç haline getirmektedir. Bir zamanlarin “evrensel”, simdinin “küresel” projelerinde farkliliklarin törpülenerek tek bir daire etrafinda toplanilma dayatmasi bizatihi irkçiliktir. Zira farkliliklarin farklardan birisi içerisinde eritilmesi kaçinilmaz olacaktir. Bu tehdittir ki, farkli olanlari farkçilik çizgisine sürüklemektedir. Bati dünyasinda kisa süreli uygulamalarin ardindan göçmenlere yönelik çok kültürlü politikalar terk edilmis, onlarin kendi kültürleri ile varligi tehdit olarak görülmüs ve göçmenlere yönelik bulunduklari yerle alakali yeni zorunluluklar ve yükümlülükler getirilmistir. Söz konusu zorunluluklari yerine getirmeyenler sadece yasal karsilik bulmamaktadir. Yeni ötelenmelere maruz kalmakta ve yeni ötekilestirmelere muhatap olmaktadirlar.Deri renginin belirleyiciliginde kendisini gösteren ötekilestirme, günümüzde genel olarak ‘göçmenler’e yönelik gerçeklesmektedir. Asagilayici tutum ve davranistan siddete kadar uzanan toplumsal iliski siyasi arenanin da malzemesi olmaktadir. Tehdit algilamasina bagli olarak ortaya çikan bu iliskiler iktisadî darbogazlarin da besleyici etkisiyle gittikçe gerilmektedir. Rekabet durumunda kabiliyetsizligin üzerini örtmekte, politik basarisizliklarin mazeretini olusturmaktadir.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?