• DOLAR
    7,2915
  • EURO
    8,5355
  • ALTIN
    477,20
  • BIST
    1,1787
Yağmur Yüksel
Yağmur  Yüksel
yagmuryuksel@malatyasonsoz.com.tr
İNSAN YÜZLERİ
  • 0
  • 1507
  • 01 Temmuz 2020 Çarşamba
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Bana küçüklüğümden miras kalmış bir alışkanlığım vardır:İnsanların gözlerine,yüzlerine bakıp nasıl biri olduğunu anlamaya çalışırım.El,kol hareketlerinden yola çıkarım,onlar hakkında yorumlarda bulunurum.Çoğu zaman haksız da çıkmam.Küçükken bir zorundalık halinde yapardım,insanların gözünün içine bakıp duygu durumlarını anlayabilmek ve buna göre kendimi konumlandırmak zorundaydım.Sonraları bu bir alışkanlık oldu.Küçüklükten edinilen alışkanlıkların terki çok zor oluyor.Ben de istemeye istemeye de olsa bu terk edemediğim alışkanlığımı insanlar üzerinde uygularım hala ve bazen kendimi daha da geliştirmek hırsına bürünürüm.

Yine öyle günlerden biriydi.Şehrin dondurucu aralık ayının güneşli ama çok soğuk bir sabahıydı.Her zamanki gibi okula gitmek için erkenden uyanmıştım.Hep aynı saatte uyandığım ve aynı saatte servise bindiğim için hep aynı insanları görebiliyordum çoğu zaman.Servisi beklerken hep aynı araba yanıbaşımızdaki evin bahçesine uzanan o uzun yola giriyordu mesela,ondan önce  hep aynı kadınla asansöre biniyordum,küçük bir kızı vardı kadının.Sonra servis beklerken hep aynı arabalar geçiyordu sitemizin önünden ve bir müddet sonra servisim görünüyordu yolun başından.Servise biniyordum yerim bile belliydi:Üçüncü ikili,cam kenarı.O gün de tam olarak bunları yaşamıştım.Servise bindim,koltuğuma yerleştim.birkaç öğrenci aldıktan sonra ana caddeye çıktık.En çok insanı burada görüyordum.Kaldırımın başındaki kadın kızının servisini bekliyordu,servis çok geçmeden geldi.Başka zamanlarda yanında bir kadın daha oluyordu.Şişmanca ,sarışın biriydi.O gün o yoktu.Kadın her zamanki gibi kızını öptü,servise bindirdi.Sonra işe gitmek için yola koyuldu.O kadın biraz yavaş hareket ediyordu,yüzünde mağrur bir ifade oluyordu.Onun dışındakiler hızlıydı,yüzleri soğuktu.Çok şey bildiklerini zannediyorlardı,okuluma giden ana caddede dondurucu soğukta paltolarının içine gömülü ve kızgın gibiydiler.Ellerinde çantayla işe gidenler de vardı. Onların her biri birbirinden farklıydı ve çoğunu detaylıca inceleyemiyordum.

Ben bunları incelerken gözümün önünden bir adam geçti.Birden adamın hayatı şekillenmeye başladı gözümde. Öncelikle adam evliydi ,karısı ve çocukları ete kemiğe büründü kafamda.Eşi çalışmıyordu,hafifçe şişman,orta boyluydu.İki çocuğu vardı:Biri kız,diğeri erkekti.Kızı oğlundan büyüktü ve çok didişmezlerdi. Dahası aralarında oldukça seviyeli bir hal vardı. Çok konuşmazlardı karı koca. Zaten adam da çok konuşkan değildi ve yine konuşsa konuşsa kadın konuşurdu. Geçim dertleri vardı. Bunun yansıması vardı evde. Evin duvarlarına,insanlarına sinmişti bu dert.

Adamın karısı hırslıydı. Hayal ettiği hayat ile yaşadığı hayatın hiçbir noktada kesişmeyeceği gerçeği onu çekilmez biri yapıyordu. Eşi onun için gereksiz, lüzumsuzca işler yapan biriydi. Hayal ettiği hayatı ona verecek yeterlilikte değildi. Eşi daha çok o evde bir banka görevini üstlenmeliydi kadın için. Kadının adamdan hiçbir beklentisi yoktu ki bundan daha üstün olsun. İstediğini alamadıkça adama her açıdan baskı uyguluyor ve daha pek çok konuda hırsını adamdan çıkarıyordu. Çocuklar için de durum farksız değildi. İkisi de babalarına bir baba gözüyle bakmıyordu.

İşin açıkçası adam bu durumu tüm içtenliğiyle kabul etmiş duruyordu. Kendisini eşine sevdirmek veya çocuklarına iyi görünmek için bir çabası yoktu. O da bu düzenin ayrılmaz bir parçasıydı baş kaldırmayarak. Kadın adamın bu konuda çaba göstermesini istiyor,adamın bir adım atmasını ve bu kurulu düzeni değiştirmesini bekliyordu içten içe. Buna karşılık adam oralı olmuyor ve kadının öfkesi daha da artıyordu.

O sabah yaşanılanlar kadının birikmiş hırsının ve öfkesinin dışavurumu sonucu olmuştu. Adam,kadının söylediklerini duymuyor gibiydi. Kadın bunu anlıyordu. Kadın konuştukça konuşuyor,konuştukça adamdan bir şeyler söylemesini,belki bağırıp çağırmasını ama bir şeyler söylemesini istiyordu. Kadın bunun mücadelesini verirken çocuklar çoktan hazırlanıp çıkmıştı. Kadın durdu,etrafına baktı,bir süre hiçbir şey söylemedi. Adamla bir an için göz göze geldiler. Kadın bu sefer çileden çıktı. Artık nihayet adam da ona eşlik ediyordu. Epeyce tartıştılar,sesleri gittikçe yükseliyordu. Kadın adamın da tartışmaya dahil olmasıyla daha da memnun  olmuştu. Adam belki hiçbir şeyin aksini iddia etmiyordu ama en azından istediğini elde etmişti kadın. Kadının anlamadığı çok fazla şey vardı. Eşinin suskunluğu kendisine yöneltilen tüm suçları teker teker kabul edişindendi. Bu yüzdendi suskunluğu , umursamaz tavırları… O gün de mecbur olmasa eşiyle kavga etmeyecekti. Ne gerek vardı kavga etmeye?Adam zaten eşini haklı buluyordu, kabulleniyordu tüm suçlamaları.

Bu uzun süren kavganın son bulmayacağını anladı. Eşinin o son derece haklı bulduğu bağırışları, suçlamaları altında evden çıktı. İşe gitmesi gerekiyordu. Her şeyi kafasında bir yere oturtmak isteğiyle hızlıca yürüdü.

O gün bir camdan gördüğüm adamın yüzü bana bunları söylüyordu. İkimiz de yolumuza devam ettik sonra.  Ben okula gidiyordum o da işe…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber