• DOLAR
    7,9752
  • EURO
    9,4470
  • ALTIN
    486,73
  • BIST
    1,1835

İNSAN KİMDİR?

İNSAN KİMDİR?

İnsan ahlaktan gelen düşünebilen bir varlıktır .

İnsan ahlaken doğru olan , o doğru yolu yürünür kılandır.

Sonu olan yolun sonunu düşünen değil, yolu ferah kılandır. .

Yoldayken yolda  bırakan değil, yoldayken  el uzatandır..

Ayağınıza  bakan değil, başınıza bakandır.

Söylenilen söze değil, sözü söyleyene bakandır.

Anlatılanı anlamak için Yüreğiyle dinleyendir.

Yapılan işte fedakarlık yapabilendir.

Mutlulukta değil , üzüntüde yanınızda olandır..

Yapılan yanlışı farkedip , yanlışa bir daha yönelmemek için gayret edendir.

Karakterli olup, ortama göre değişmeyendir.

Verdiği sözü tutan ,mert olandır. .

Güzele değil, güzel bakmayı becerebilendir..

Azla yetinmeyi bilendir, çok olana tamah etmeyendir.

Kusur arayan değil kusuru örtendir.

Tevazu ve alçak sahibi olan “Ya olduğu gibi olan ya da göründüğü gibi olandır.”

Ekrem Demirli beyefendinin ‘Sabah Ülkesi’ Dergisindeki bir yazsında şu ifadeler dikkatimi çekmişti.

İnsan kimdir sorusuna verebileceğimiz “selbi” cevaplardan birisi “İnsan tanrı değildir, çünkü ölümlüdür.” olabilir.

Böyle bir açıklama hiç kuşkusuz kelimenin teknik anlamıyla tarif sayılmaz fakat insanın kendini tanıma serüvenindeki sıkıntı ve arayışlarını anlamada göz ardı edilemeyecek sorunun ölümlü olmak olduğunu da biliriz.

Ölümlüyken ölümsüzlük hakkında bir fikrimizin ve temennimizin olması düşünmeyi sıkıntı ve kaygıya dönüştürür.

Bir Türk destanında şöyle denilir: “Bir ok saplandı ona, kanı döküldü ve anladı ki ölümlü bir varlık imiş.” Destandaki cümlenin benzerini Grek mitolojisinde buluruz.

İnsan ölümlü ve âciz bir varlık olduğunu fark edince, sürekli hikmetin peşinde gider.

Hikmet ise tanrılardadır; yani ölümsüzlük sahibi olanlar onlardır.

Hikmeti aramak ile güç sahibi olmak ve ölümsüzleşmek arasındaki irtibat insanın kendini tanıma sürecinde bilgiyle ilişkisinin sebebini açıklar.

Felsefe terkibini oluşturan sevmek-aramak ile hikmet, insanın kim olmadığını bize anlatır: Tanrı değildir! İnsan hikmetin kendisini ölümsüz ve güçlü kılacağını tanrılardan öğrenmişti. Ölümsüzleşmek ve âcizliğini yenebilmek için peşinden gitmesi gereken şey ise hikmettir.

Hikmete sahip olmadığına göre yapabileceği tek şey onu taleptir. Bu durumda insanın zihinsel faaliyetlerini ortaya çıkartan hikmet sevgisi onun kendi hâli ve vaziyeti hakkındaki bilincinden kaynaklanmıştır.

İnsan ölümlülüğünü ve âcizliğini güçlü tanrılarla kıyasla öğrenince hikmeti aramaya yönelmiştir. Bu tevazu veya kendi durumundaki bilinç gizli bir arzuyu örtmekte idi: Tanrılar gibi olmak! O hâlde insan iki şey biliyordu: Kendi âcizliği ve ölümlülüğü ile tanrıların hikmetin sahibi olmasını. Tanrılar güç sahipleri olarak insan hayatını tehdit eden varlıklar idi; onların birbiriyle rekabeti insanın hayatını güçleştiriyordu. İnsan ise bu tanrılar arasında kendine alan açmaya çalışan çaresiz varlık idi.

Felsefe bize bu imkânı sunacak bir yol olarak ortaya çıkmıştı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber