• DOLAR
    7,6242
  • EURO
    8,9171
  • ALTIN
    460,06
  • BIST
    1,1686
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
İMTİHANIMIZ DEVAM EDİYOR
  • 0
  • 1198
  • 11 Şubat 2020 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“O ki, madem yaşıyoruz; öyleyse son nefesimize kadar imtihandayız.” (MFK)

Nimetin ve nikmetin (şiddetli ceza) iç içe insanoğluna sunulduğu bir dünyada yaşıyoruz. Zıtlıklar âleminin içerisinde bocalayıp duran bizler; adaleti-zulmü, acıyı-tatlıyı, sevinci-hüznü, sevgiyi-nefreti, iyiyi-kötüyü, hayrı-şerri, akıllıyı-deliyi, kadını-erkeği, geceyi-gündüzü, aydınlığı-karanlığı, yeri-göğü, sağı-solu, korkuyu-güveni, sağlamı-çürüğü müşahede ederken şeytanı-meleği de hissediyoruz.

Her birimiz farklı hikâyelerin kimi zaman başrol, kimi zaman figüran oyuncularıyız. Dertler, dertlilerin derdinin şiddetine göre sınıflanabilir. Dertsiz insansa böyle bir zamanda ne mümkün? Varlıkla-yoklukla, canıyla-cananıyla, karısıyla-kocasıyla, evladıyla, amiriyle-memuruyla, işçisiyle patronuyla, güçlüyle-zayıfla, zalimle-mazlumla, hâkimle-mahkûmla, sanıkla-tanıkla, yabancı ve tanıdıkla imtihan olmanın o kadar çok çeşidi var ki! Bu her türlü imtihanın bilincinde olanlarla, olmayanların arasında dağlar kadar fark vardır.

İmtihanda olan, biz kullarız. İmtihan edip sonuçları değerlendirecek olan; her şeye gücü yeten, evren ve içindekilerin sahibi olan yüce Allah (c.c.)’tır. Başka bir ifadeyle bizi yoktan yaratıp var eden Rabbimiz, şu üç günlük dünyada mütemadiyen sınava tabi tutmaktadır ki; iyi ile kötü, zalim ile mazlum, hak ile batıl, doğru ile yanlış, itaatkâr ile âsi, salih ile müfsid, haklı ile haksız hayır ile şer net olarak ortaya çıksın.

“Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O her şeye hakkıyla gücü yetendir. O, davranış ve eylem bakımından hanginizin daha güzel amel edeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yarattı. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk suresi, 1, 2) bu ayetlerin yorumu bağlamında şunlar ifade edilmiştir:

“Dünya ile ahireti birbirinden ayrı olarak değerlendirmek doğru değildir. İnsan hayatı dünyasıyla ahiretiyle bir bütündür. Dünya bu bütünün içinde insanın eğitimi ve tekâmülü için geldiği küçücük ve geçici bir imtihan salonudur. Ölüm, bu fani salondan “ahiret” olarak zikredilen baki hayata geçiştir. Yani geçici hayattan kalıcı hayata açılan bir kapıdır ölüm. Onun için ölümü “yok olup gitme” gibi düşünmek son derece yanlıştır. Dünyaya gelişin ana konseptini Allah’ı anlamak ve O’na kulluk oluşturmaktadır. Bu da ancak Kur’an’ın anlaşılması ve yaşanması ile mümkündür. Dünyada Allah’ın halifesi, ahirette ise cennetin efendisi olmak istiyorsa insan, Kur’an’da öngörülen direktiflere göre hayatını tanzim etmeli ve fani dünyanın geçici konuğu olarak bu âlemde bulunduğunu bilmeli. Eğer kendisini ebedileştirmek istiyorsa fani şeylerle tatmin olmaya çalışmamalı ve huzuru fanilikleri elde etmede aramamalı. Dünyaya ve dünyalılarla aşırı sevgi ebedi nimetlerden mahrum eder insanı. Onun için insan, nerede ne için ve ne kadar kalacaksa oraya o kadar itibar etmeli.”

“Şüphesiz Biz, yeryüzü üzerindeki (canlı ve cansız bütün) şeyleri ona (insana) bir ziynet (lezzet ve menfaat) kılmışızdır; onların (insanların) hangisinin (inanarak) daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye (bu dünya yaratılmıştır).” (Kehf suresi, 7)

“Şüphesiz Biz insanı, (içeriği çok harika bir karışım olan) karmaşık bir damla sudan (nutfeden) halk ettik. Onu deneyip imtihan etmekteyiz. Bundan dolayı onu işitir ve görür hale getirdik.” (İnsan suresi, 2)

Ayrıca Bakara suresi 155, 156 ve 157. Ayetlerde de şöyle buyurmaktadır:

“Andolsun, Biz sizi; biraz korkuyla (doğal ve sosyal afetler ve düşman saldırılarıyla), açlık (ve kıtlıkla) ve bir parça da mallardan, canlardan ve semerat (ürün ve evlatlar)dan noksanlaştırmakla (hastalık ve sakatlıkla) imtihan edeceğiz. Sabır (sükûnet ve teslimiyet) gösterenleri müjdele (ki, sadece onlar sevaba ve başarıya erişeceklerdir). Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: “Biz Allah’a ait (kullar) ız, (O’na iman ve itaat için varız) ve şüphesiz (öldükten sonra da) O’na dönücüleriz. İşte Rablerinden bağışlanma ve rahmet onların üzerinedir ve doğru yolu bulanlar da onlardır.”

Bu garip dünyanın akla ziyan ve normal imtihanları karşısında inancıyla metin durup özellikle Allah’a isyan etmeden,  her türlü sebebe başvurarak tam bir tevekkül ve sabırla davranmak tam anlamıyla bir ayrıcalıktır ki, bu manada Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:

“Mümin, yeşil ekine benzer. Rüzgâr hangi taraftan eserse onu o tarafa yatırır (fakat yıkılmaz), rüzgâr sakinleştiğinde yine doğrulur. İşte mümin de böyledir; o, bela ve musibetler sebebiyle eğilir (fakat yıkılmaz). Kâfir ise sert ve dimdik selvi ağacına benzer ki Allah onu dilediği zaman (bir defada) söküp devirir.” (Buhârî, Tevhid, 31)

Bu hadisi şerifin yansıması bağlamında bizim asil milletimiz, öteden beri memleketin geçirmiş olduğu her türlü doğal afet, bela, musibet ve kazalar açısından güçlü inanç ve iradesiyle pes edip yıkılmamış, ivedilikle yaralarını sarmış ve her fırsatta yekvücut olmayı başarmıştır. 2020 yılına girdiğimizden beri millet olarak çok ağır bedeller ödediğimiz ortadır. Aramızda elbette ki çürükler vardır. Ancak akliselim ve vicdan ehli, sağlam, dürüst ve duası makbul olan zevatın varlığı da inkâr edilemez.

Rahman ve Rahim olan Mevlâ’mız milletimizi, memleketimizi ve bütün Müslümanları her türlü fitne, fesat, terör, bela, afet ve kazadan korusun inşallah. Ölenlerimize, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı olanlarımıza acil şifalar ve halkımıza da baş sağlığı diliyoruz.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber