• DOLAR
    6,4457
    % 2,77
  • EURO
    7,5437
    % 2,69
  • ALTIN
    249,8145
    % 0,37
  • BIST
    93.280,71
    % -0,62

HAYTAP İl Temsilcisi Erdem: “Vicdan ve Merhamet Tohumudur “Hayvan Sevgisi”

 “Toplumumuz şuan çok acımasız bir toplum haline geldi, vicdanları kaybettik. Tekrardan vicdan ve merhameti tohum olarak ekecek tek şey hayvan sevgisidir.” diyen Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Malatya İl Temsilcisi Filiz Yenier Erdem ile hayvan haklarını ele aldık. Erdem konuyla ilgili bilinçlendirilme yapılması gerektiğine dikkat çekip: “Toplumsal bilinçlendirme ön planda olmalı herkes hayvan sevmeyebilir, ona saygı göstermemiz gerekiyor. Ama hayvan sevmeyenler de sevmediği hayvanlara saygı göstermeli, Yaratandan ötürü. Batı ve Ege bölgesine göre elbette ki hayvan hakları konusunda çok gerideyiz ancak daha da kötüydü. Malatya orta seviyede şuanda, daha iyi olabilirdik. Bu yüzden herkes üzerine düşeni yapmalı.” dedi

HAYTAP İl Temsilcisi Erdem: “Vicdan ve Merhamet Tohumudur “Hayvan Sevgisi”

Sizi tanımayan okuyucularımıza kendinizi ve derneğinizi tanıtırsanız kısaca neler dersiniz?

Belli bir döneme kadar boş yaşadım, 8 yıl önce kapımın önünde beslediğim köpeklerim öldürüldü.  Bunun acısını bizzat ben kendim yaşadığım için sonrasında ne yapabilirim dedim. Bunun üzerine bir dernek kurma çabası içine girdim ondan sonrada da 8 yıllık hayvan hakları mücadelemiz başladı. Birçok yerde var olan ölümleri durdurdum. Tek amacım Malatya’da hayvanların öldürülmemesiydi, Rabbim de bunun bana nasip etti. Şuanda halen kuytuda köşede öldürülen vardır illaki ama gözümün gördüğü, yetişebildiğim her yere gidiyorum ve olaya müdahale ediyorum. Hayvan Hakları Federasyonu da kurumsal çalışan tek federasyondur. Malatya içinde büyük değişimler oldu eski bakım evi atıl haldeydi. Kedi, köpek beslenebilecek, hayvan kurtarılacak yer bostan yeri yapılmıştı. Bu konuda federasyonumuzun bazı temsilcileri Malatya’ya geldiler ve görüşmeler sonrası burayı eski işlevine döndürdük.  Tabi bu süreçte belli bazı sorunlar yaşandı. Var olan düzeni bozmak bazılarını rahatsız etmişti ancak birbirimizi anladıkça çok güzel şeyler yaptık.  HAYTAP olarak Malatya’da ilk önce var olan bakım evini yeniden restorasyonu yaptık, araçları yoktu araç tahsis ettik. 5199 Sayılı Hayvan Hakları kanununda belediyelere hayvan severlerin eş güdümlü çalışması mecburi kılınmıştır. Biz bunu gerçekleştirdik eş güdümlü çalıştık.   HAYTAP olarak okullarda eğitme yöneldik.  İlköğretim ve okul öncesi çocuklarıma etkinlikler yaptık onları bilinçlendirme adına skeçler düzenledik. Bilindiği üzere ağaç yaşken eğilir.  Milli Eğitim Bakanlığı hayvana haklarını ders olarak işlemeli.  Bizim toplumuz şuanda çok acımasız bir toplum haline geldi, vicdanları kaybettik.  Tekrardan vicdan ve merhameti tohum olarak ekecek tek şey hayvan sevgisidir diye düşünüyorum. Kulağı küpeli köpekler yoktu ilimizde. Bu işe başladığım andan itibaren ‘kısırlaştır, aşılat, yaşat’ felsefemizi Malatya’ya aşılattık. Küpeli olan hayvandan halkın korkması adına demeçler, toplumsal mesajlar verdik.

Barınağa yönelik çalışlarınızdan bahsettiniz bu çerçevede ilde bulunan barınaklar için neler söylersiniz, buralarda yapılan bakıma dair, yeterli oluyor mu?

Bizim Malatya barınağı da bazı barınaklar gibi kötü bir durumda. Geçenlerde gittiğimde hayvanları doğal yaşam alanı adı altında ölüm kampına sokmuş olduklarını gördüm.  Üst bölgede özellik uyuz ve kene yaygını var, ne demek bu? Dışarıda yaşayan hayvanın üstünde bir tane kene göremezken 5 tane veteriner hekim bulunan bir barınakta kene görülüyorsa bu büyük bir sıkıntıdır. Yavruların çoğu ölümle cebelleşiyor. İnsanlarımızın gidip görmeleri gerekir oraları.  Doğal yaşam alanında uyuz ve kene olan hayvanların bölümlerinde hayvanlar güneşin altındalar, ağaç gölgesi yok, hayvanlar bir deri bir kemik. Orada bulunanları ikaz etmemize rağmen düzen bu şekilde devam ederse büyük sıkıntılara yol açacak. İyi niyetimizi çoktan harcamaya başladılar artık bir şeylere dur demenin zamanı geldi. gibi makam sahipleri asıl kendi işlerini yapsalar bunlarla karşılaşılmayacak.  Orman ve Su İşleri 15. Bölge Müdürlüğü kaç defa denetime gitti acaba barınağa, orada hayvanların durumunu gördükten sonra neler yaptı? Bunların hepsi eleştiriye açık, cevabı verilebilir, buyursunlar cevabını versinler.  Bu işler sadece dairede oturmakla olmuyor saha işidir de aynı zamanda.  Ama ikili ilişkiler bozulmasın diye birçok şey göz ardı ediliyor maalesef.

Hayvanlara yönelik şiddet her daim var olmuştur, bu doğrultuda gerekli bilinçliliği maalesef insanlar yakalayamamış bir durumda, bu konuya dair neler söylenebilir, bu bilinçliliği arttırmak adına yapılması gereken, atılması lazım olan adımlar nelerdir?  

Yapılan araştırmalar çok acı bir bilançoyu ortaya çıkarıyor. Hapishanelerde yatan tecavüzcülerin, katillerin çocukluğuna inildiği zaman bu işe bir hayvana zarar vererek başladığı ortaya çıkarılıyor.  O yüzden biz istiyoruz ki çocuklarımızı daha sağlıklı daha bilinçli bir nesil haline getirebilelim, bunun da tek yolu hayvan sevgisini aşılmaktır. Anne ve babalar istediği kadar bir ağacı, bir bitkiyi, bir denizi sevdirmeye çalışsın, o çocuk asla onu sevmeyecek. Anne ve babalar sokakta gördükleri hayvanlara ‘sakın bunlara elini sürme, mikrop kaparsın’ diyerek aslında çocuklarına çok büyük bir kötülük aşılıyorlar.  Daha bebeklikten itibaren bu bilinçaltına yerleşiyor ve çocuk hayvanın kötü bir şey olduğunu düşünüyor. Bundan dolayı da o hayvan sevgisi ortadan kalkıyor. Anne, baba, hala, teyze sevgisinden bahsetmiyoruz sevginin asıl temelini aşılmaya çalışıyoruz. O yüzden okullarda bunun mutlaka ders olarak işlenmesi gerek diyoruz. Toplumumuz bu konuda gerçek anlamda çok geride kaldı vicdan olarak merhamet olarak bitmiş vaziyetteyiz. Allah’ın kelamında dahi belirtilmiş ‘Onlar benim sessiz kullarımdır.’ diyor.  İnsanoğlu hiç mi düşünmez mi bizim himayemize Rabbim rızkımızı veriyor ki onlarla da paylaşalım.   Ancak görülen o ki komşumuza bile bir tas çorba vermekten aciz bir toplum haline geldik.  Toplumsal bilinçlendirme ön planda olmalı herkes havan sevmeyebilir, ona saygı göstermemiz gerekiyor. Ama hayvan sevmeyenler de sevmediği hayvanlara saygı göstermeli, yardandan ötürü. Hiç bir canlı varlığın hayatını sonlandırmak elimizdeki bir şey değil, Rabbim verdi Rabbim alır ancak onu. Türkiye’de kurumlar ne yazık ki hiç bir şekilde işlerini yapmıyor. Bugün Orman ve Su İşleri Müdürlükleri, Tarım İl Müdürlükleri, belediyeler gerçek anlamda işlerinin hakkını vermiş olsalardı zaten biz bugün bu konuları dile getirmeyecektik, konuşmayacaktık.  Barınaklarda veteriner bilhassa bu konuda duyarlı olmalı.  Çünkü onlar hayvan hayatından sorumlular nasıl doktorlarımız insan hayatından sorumluysa onlarda hayvan hayatından sorumlu…  5199 Sayılı Hayvan Hakları Kanunu için Sayın Cumhurbaşkanımız başbakanlık seçimlerinde bize söz vererek değişeceğini söylemişti. Ama biz hüsrana uğradık, hiç bir şekilde değişiklik olmadı.  Halen biz boşluktayız, verilmiş olan söz namus sözüdür.  Sözler tutulmuyorsa bizim güvenlerimiz çoktan sallantıya girmiştir. Yine sosyal medyada büyük bir hayvan sever topluluğu var. Sosyal medyadan vali tarafından olsun, bakan tarafından olsun çoğunluk olduğu zaman fark edilebiliyoruz.  Buralarda hayvanlara yönelik bilinçlendirmeyi hayvan severler yapıyor ne yazık ki bunun pek faydası olduğunu düşünmüyorum. Çünkü sevmeyen insan zaten sevmiyor yasa değişmediği sürece biz kendi yerimizde sayıp duracağız.   Belediyelerin sosyal mesajlar vermesi gerekiyor bu konuda. Her ilde müftülüklerin en azından 2 haftada bir Cuma Namazında okunan hutbede Rabbimin bu konuda söylediği sözleri beyan etmeleri gerek. Halkı bilinçlendirmek çok önemli cahil bir toplum tamimiyle her şeye açıktır.  Vatandaşlar kendi çabalarıyla hayvanlara yardım etmeye çalışıyor, çünkü merhamet herkeste bitmedi. İnsanlarımızdan besleme adına çok fazla telefon alıyoruz, kendi çabalarıyla besleme yapıyorlar ki bu belediyelerin görevidir bu.  Belediyelerin bu sorunları çözümlemesi gerekiyor.   Besleme için mama desteği vermesi gerekiyor. Bu olmadığı takdirde hayvan severler bir besleyecek iki besleyecek sonra onlara sırtını dönmek zorunda kalacak. Çünkü herkes çoluğunun çocuğunun rızkından kesip onlara, o canlara yardım ediyor.

Peki diğer illere kıyasla ne durumdayız, hayvan hakları konusunda?

Batı ve ege bölgesine göre elbette ki çok gerideyiz ancak daha da kötüydü. Malatya orta seviyede şuanda. En azından halk hasta bir hayvan görse hemen telefona sarılıp ne yapacağını araştırıyor, bu bile çok büyük bir gelişmedir. Kapı önlerine yazın özellikle su koyuyorlar, mama koyuyorlar, besleme yapan gruplarımız var, ama daha iyi olabilirdik. Daha iyi noktalara sosyal mesajlarla, sosyal projelerle toplumu bilgilendirerek geleceğiz.

Son olarak siz neler eklemek istersiniz hayvan severlere önerileriniz neler?

Yanlış gördükleri her şeyi bildirsinler bize. Hiç bir şeyden korkmasınlar özellikle son zamanlarda siteler içerisinde hayvan severlerimiz zor durumda kalabiliyor.  Evinde kedi, köpek besleyenlerin kanunda hakları var ve bu haklarını gerek bana ulaşarak gerek internetten, sosyal medyadan araştırarak öğrensinler çünkü biz hayvan severlerin haklarını öğrenmesi çok önemli ki dışarıdaki dostlarımıza yardımcı olabilelim.  Yasayı ezberlememiz şart. Ben hiç, bir şeyi zorbalıkla yapmadım, her şeyi yasal çerçevede yapılması gereken ama yapmadıkları için baskı uygulama yöneteme girdimiz için bazı şeyleri değiştirebildik.  Dediğim gibi hayvan severler hiç bir şeyden korkmasınlar.

Hanife Sarı’ nın Röportajı    

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber