• DOLAR
    5,7577
    %0,13
  • EURO
    6,3924
    %0,03
  • ALTIN
    273,21
    %0,12
  • BIST
    7,5719
    %-0,03
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
HAYAT BİR OYUN VE EĞLENCE Mİ?
  • 0
  • 693
  • 30 Temmuz 2019 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“(Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; ahiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi!” (Ankebut, 64)

Fani dünya hayatı, biz insanları o kadar oyalamaktadır ki, birçoğumuz kendimizden geçmişçesine ne kadar daha oyun ve eğlenceye dalıp vakit öldürürüm diye adeta çırpınıp durmaktadır.

Boş beleş dediğimiz insan tipleri o kadar göze çarpmaktadır ki, hayret etmemek imkânsız. Kahvehaneler, kafeler, oyun salonları, eğlence yerleri, parklar, çay ocakları tabiri caizse tıklım tıklım insan kaynıyor. Koca koca insanlar sokaklara taşarcasına, iskambil, tavla ve okey oynamaktadırlar. Kendi kendinize soruyorsunuz; bunların evi barkı ya da sorumlulukları yok mu diye. Her işlerini halletmiş maddi-manevi hiçbir problemi, derdi, ihtiyacı ve meşru bir meşgalesi olmayan kimseler ne de çokmuş?

Zaman tüketmek (öldürmek) adına aşk ile şevk ile var gücüyle ve dört elle sarılarak saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca ve hatta ömrünce oyun ve eğlencesinden taviz vermeyen kalabalık bir kitle ile karşı karşıyayız ne yazık ki! “Amaaan sende! Bir daha mı geleceğiz dünyaya?” “Ne kadar oyun eğlence o kadar keyif ve zevk diyerek kısacık dünya hayatını heba edenler, böyle bir tercihte neden ve nasıl bulunabiliyorlar acaba?”

Bunların bir kısmı belki iş vardı da biz mi çalışmadık diyecekler ama yine de oyun salonlarını tıka basa doldururcasına vakitlerini oralarda geçirmeleri pek hoş göründü değildir. Küçük bir araştırma neticesinde insanların en büyük harcamaları neredeyse oyuna yaptıkları görülecektir. Belli ki, oynanan bu oyunların çoğu alışkanlık ve bağımlılık yapmaktadır. Oyuna dalan bir kimsenin de dünya yıkılsa umurunda olmayacağı bir gerçektir.

Üretmeden sürekli tüketmek ve hazır yemek asla bize yakışan bir durum değildir. Zira boş duranı Allah da sevmez, kul da. Yüce Rabbimiz, Peygamber Efendimizin şahsında bizleri: “O halde (bir iş ve ibadetten) boşaldın mı (hemen ikinci bir iş ve ibadete) koyul!” (İnşirah, 7) şeklinde uyarmaktadır. Üstelik inanmış bir insanın meşru manada yapmış olduğu her iş ibadet hükmündedir.

“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.” (Hadid, 20)

Dünyaya ve dünyalıklara balıklama dalan birinin öteki gerçek âlemi yani ahireti hesaba alması ve gereken hazırlığı yapması beklenemez. Böylece her iki dünya da yok olup gitmektedir.

Çocuklarımızın bize yük olmasını önlemek, başımızdan savmak veya kafamızı dinlemek için bazen biz ebeveynlerin de onları kendi elimizle çeşitli (telefon, tablet, bilgisayar üzerinden) oyunlara itiyoruz. Bu durum tatilde de, okul zamanında da olmaktadır. Ne yazık ki, sonuçları itibariyle her birey kendisiyle yetinerek veya oyunuyla baş başa kalıp gizemli dünyasına çekilip yalnızlaşmaktadır.

Eğlence denince ilk akla gelenler, neşeli ve hoş vakit geçirmeye, gönül eğlendirmeye yarayan oyun, yarış ve müzik gibi şeyler oluyor. Eğlence meşru ve gayrimeşru olarak tasnife tabi tuttuğumuzda ise, ‘meşru eğlence ile ‘fıtrî olarak hem nefsin, hem de kalp ve ruhun zevk aldığı şeyleri;”gayrimeşru eğlence” ile ise Rabbimizin emirlerine aykırı olan ve kalp ve ruhun rağmına sadece nefsin zevk aldığı, yani meşru özelliğini kaybederek haram şekle dönüşen eğlenceleri kastediyoruz.

Sünnete baktığımızda, meşru oyun ve eğlencenin belli başlı üç kısımda anlatıldığını görürüz. Birincisi, bir gayeye, faydaya, ve bir ihtiyaca yönelik eğlencelerdir. İkincisi, örf, âdet ve gelenekte mevcut olan tören ve merasim türünden eğlencelerdir. Üçüncüsü de, yorulan, usanan, bıkkınlık duyan insan duygularının meşru dairede tatmin edilmesi, dinlendirilmesi ve keyiflendirilmesidir.

Dinlenmek için meşru olan farklı yöntemlerle inancımıza, tarih ve örfümüze, kültürümüze uygun oyun ve eğlenceler dozunda tercih edilebilir elbette. Bizim kastettiğimiz durum günümüzde yaşlı-genç demeden kalabalık bir kitlenin hurra deyip içine dalarak kaybolup gittiği gayrimeşru oyun ve eğlencelerdir. Bu anlamda manzara hiç hoş değil onu belirtmemiz lazım.

Ne yazık ki, yaratılış amacını ve Allah’a verdiği sözü unutan insan yığınlarının ahvali pek hayra alamet değildir. Yine bir ayet mealiyle konumuzu noktalayalım:

“Bu dünya hayatı, ahirete nazaran bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Oysa ahiret yurdu, kötülüklerden titizlikle sakınıp güzelliklere, iyiliklere ulaşmak için çabalayan o takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır; hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (En’am, 32)

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber