• DOLAR
    5,3525
    % 0,00
  • EURO
    6,0879
    % 0,33
  • ALTIN
    214,3587
    % 0,19
  • BIST
    90.051,10
    % -1,91
Nedim Sağır
Nedim  Sağır
nedim.sagir@malatyasonsoz.com.tr
HAKİKAT PENCERESİNDEN BİLİNMEYENLERE BAKIŞ (III)
  • 0
  • 218
  • 06 Aralık 2018 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Allah’ın selam ve rahmeti her iki cihanda üzerimize olsun…

Geçen hafta ifadeye çalıştığımız konuya devam edelim inşaAllah. Dedik ki bu varlıklar ve mahiyeti ile ilgili kulaktan dolma, israiliyyat ve uydurma bilgilerle insanların ekserisi hakikate uymayan inanış içindedir. Bu inanış, beraberinde yaygınlaşan korkuyu ve kimilerinin de sömürme duygusunu kuvvetlendirmekten başka hiçbir şeye deva olmuyor. Cinler aleminin iblis taifesinin, insanoğlunun düşmanı olduğu Kelamullah’ta belirtilmiştir. iblis taifesi erkeği ve dişisiyle kafirlerdir. Cinler alemine âdâb ve usul bilmeden, gereksiz merak ve bazı  meta hırsından ötürü bu alemle iletişim kurmak isteyen  ve sırlara ermek arzusunda olan bazı insanlar, ekseriyetle iblis taifesinin beyinsel tesiri altına girmesi sonucunda dinî ve dünyevî hüsrana düçar olmuşlardır. Allah’a hakkıyla itaat ve teslimiyet gösteremeyen bu tip insanlar, şeytanın oyuncağı haline gelmekten kurtulamazlar.

Ahir zamanın en büyük tehlikesi iblis ve taifesinin, iman ve ihlas yoksunu insanlığı psikolojik ve ruhi depresyonla kuşatmış olmasıdır. Bugün neredeyse her ailede bir yada birkaç kişi bu tip rahatsızlıklarla boğuşmaktadır. Kim bilir belki de kıyamet alametlerinden zikredilen Ye’cüc ve Me’cüc fitnesinin bu olması ihtimal dahilindedir. Şüphesiz, Rabbine hakkıyla kul olmaya gayret gösterip ihlas ve tevekkülde Resullere tabi olmayı hedefleyen muttakiler, Lûtf-u İlâhi’ye mazhar olarak cinler aleminde söz ve tesir sahibi olabilirler. Çağımızın bu psikolojik ve ruhi bunalımında da o muttaki salihlerin duası şifa için vesiledir. Kur’an’î şifaya kavuşmak için: gerek sosyal medyada gerek diğer vesilelerle insanlara cin musallatı, nazar, tılsım, büyü vb. konularda çözüm olduklarını iddia eden hokkabazların tuzağından kurtulmak, toplumda yaşayışı ve güvenilirliliği ile örnek olmuş şahsiyetlere müracaat etmek gerekir.

Rabbimiz, hades ve habis ruhlu her türlü insan ve cin şerrinden cümlemizi muhafaza eylesin…

Kur’an, kıyamete kadar insanoğlu için yegane hidayet ve şifa rehberidir. Göğüsleri imansızlık karanlığından nura kavuşturduğu gibi, ruhî ve cismanî şifa olarakta mucize olduğundan asla şüphe yoktur. Asrımızın ye’cücî ve me’cücî fitnesi olan ruhi bunalım ve psikolojik dengesizlikten kurtulmak için Resul’un (sav.) vahyî mesajına ve sünnetine demir gibi sağlam tabi olmak ve bakır misali sağa sola meyleden kalbi Zikrullah kalayı ile pırıl pırıl tutmak gerekir. Ki Zülkarneyn (as.)’ın buyurduğu gibi delinmez ve aşılmaz sağlam bir yapıya kavuşalım. Çünkü iblis ve avane takımı, insanoğlunun  dünyevî ve uhrevî yoluna oturup onu saptırmak için her cihetten vesvese taarruzundadır. Rabbimiz ise: ”Ey iblis, sen muttaki kullarım üzerinde tesir sahibi olamazsın” diye hakikatı beyan etmektedir.

Bir başka konu ise Kehf Suresi’nde anlatılan Salih Kul ve  Hz.Musa (as.)’ın kıssasıdır. Bu hadiseyi diline dolayıp nübüvvet ve velayet üstünlüğü tartışmasının , bilmeyen ve gaflette olan biçareleri sapıklığa sürüklemesidir.

Öncelikle şunu baştan kabul etmek imanın gereğidir ki: ”Nübüvvet velayetten üstündür. Her  Resul ve Nebi velayet sahibidir fakat her velayet sahibi nübüvvet sahibi değildir.”  Kıssada zikredilen, Hızır (as.) olduğu birçok kişi tarafından kabul edilen Salih Kul, Allah Azze ve Celle’nin kendi katında lutfettiği sırr-ı kader ilmine vakıftır. Oysa Resuller (as.), yüklendikleri misyon gereği bu ilimden nasipdar olmamışlardır. Eğer sırr-ı kadere vakıf olsalardı tebliğ görevini hakkıyla yerine getiremezlerdi. Küfründe inat sahibi olan ve küfür üzere ölecek olanın kapısına ümitle defalarca gidemezlerdi …

Hiçbir velayet sahibi mü’min-i kâmil mürşid, şeyh, arif  asla bir Resul ve Nebi’den ileride değildir. Çünkü velayet sahibi olan kul hangi makamda olursa olsun nefsinin saptırmasından emin olamazken Nebi ve Resuller, Rabbimin terbiye ve gözetiminde olmalarından dolayı  “ismet” sahibidirler.

Rabbim cümlemize Resul’e tabi olmayı ve mü’min-i kâmil olarak Allah’ın velisi olmayı nasip etsin..

Rabbim bilinen ve bilinmeyen her şerden muhafaza eylesin cümlemizi…

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber