• DOLAR
    6,8195
    %0,11
  • EURO
    7,5707
    %0,31
  • ALTIN
    376,92
    %0,15
  • BIST
    8,4202
    %0,31
Nedim Sağır
Nedim  Sağır
nedim.sagir@malatyasonsoz.com.tr
HAKİKAT PENCERESİNDEN BİLİNMEYENLERE BAKIŞ (2)
  • 0
  • 2003
  • 29 Kasım 2018 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Dünya ve ahiret saadetine nail olmamız dileklerimle…

Geçen hafta Kelamullah’taki bazı ayetlerin “Elemtera” yani “görmedin mi” ifadesiyle başladığını söylemiş ve Fil Suresi ile ilgili kısa bir girişle mevzumuza başlamıştık. Fil hadisesinin anlatıldığı bu olay Resulullah (sav.)’in doğumundan önce vuku bulan bir olaydır.Allah adına inşa edilen Beytullah’ın, Allah tarafından nasıl korunduğunu,o zamanki en güçlü ordunun küçücük ebabil kuşlarıyla biçilmiş ekin haline nasıl getirildiği anlatılır.Vahiy, Resul (sav.)’in kalbine inzal olunurken aynı anda mevzu bahis olay Peygamber’e sanki o an oluyormuş gibi zaman ve sınırlar kaldırılarak seyrettiriliyordu.Böylece kalbe nakşeden vahiyle beraber gören gözün akla ulaştırdığı bilgiylede akıl istikrara ve doyuma ulaştırılmıştır.İşte bu ve benzeri: “Görmedin mi”,”bildin mi” vs. ifadeler içeren ayetlerin hitap sırrı budur.(En doğrusunu Allah bilir.)

Bir başka konu ise insanların çok merak ettiği ancak bu meraklarının akibetlerinin ekseriyetle hüsran veya aldanmakla sonuçlandığı cinler ve mahiyeti mevzusudur.Var oldukları Kitap ve Sünnet ile sabit olan bu varlıklar Kelamullah’ın beyanı ile ateşin özünden dumansız halinden yaratılmışlardır.Akıl ve sorumluluk sahibi olmalarından dolayı iman ve imansızlık tercihlerine sahiptirler.Bu nedenle cinlere de kendi içlerinden birçok peygamber gönderilmiştir.Son Peygamber olmasından dolayı Hz.Muhammed (sav.) hem insanlara hem de cinlere gönderilmiştir.Yani onlarda bizim gibi Hz.Muhammed (sav.)’e ve Kur’an’a iman edip tabi olmakla mükellef tutulmuştur.Bu teklif onların hem akıl sahibi olduklarını hem de inanan ve inanmayan olarak kafir yada mü’min olabildiklerini gösterir.Cinlerin de insanlar gibi erkek ve dişi olarak nesiller yetiştirdikleri,yeme ve içme ihtiyaçları olduğu sabittir.Bizim içinde bulunduğumuz mukayyed (sınırlı) fiziki âlemden farklı olarak,ancak yine mukayyed altında olan çok farklı bir şekilde bizimle aynı âlemde, aynı zamanda, aynı mekân yada farklı mekanlarda yaşamaktadırlar.Yaratılışları dumansız ateş olan bu varlıklar hayati aşamada cismani kavrayıştan uzaktırlar.Dolayısıyla cisim alemindeki sahip olduğumuz gözlerimiz onları normal şartlarda göremezler. Ancak Rabbimiz dilerse istisnai durumlar olabilir. İnsanın bilmediği şeyin peşine düşme merak ve hırsı, bu konuda da bazen hayır ancak çoğu zaman şer olarak neticelenmiş ve böyle de devam edecektir. Cinler insanlardan çok önce yaratılmıştır. Onların içinde oldukları zaman kavramı bizimkinden çok farklıdır. Bizim uzun bir zamanda yapacağımız şeyleri onlar çok kısa bir zamanda yapabilirler. Sahip oldukları yüksek enerji tıpkı bir elektrik akımı gibi onlara mesafeleri ve sebepleri çok farklı olarak kullanmalarını sağlar. Bazen izn-i İlâhî dahilinde bir takım sebepleri kullanarak, bizim içinde bulunduğumuz alemde kendilerini hissettirebilirler. Ancak hiçbir zaman maddi ve fiziki bir şekilde insanoğlu ile temas kuramaz. Beyinsel potansiyelleri gereği bizim bildiğimiz gibi konuşmak için dile, görmek için göze vs. ihtiyaçları yoktur. Yani bugüne kadar şekil olarak ortaya koyulan çizimler aslında cinlerin insanın beynindeki yüksek iletişim etkisinin tesiridir. Bununla beraber Rabbimiz onlara da bir suret vermiştir. Bu suretin kavrayışı da onların kendi aralarında birbirleri ile olan münasebetleri gereğidir. Onlarda çeşitli kabile ve milletlerden, çeşitli karakter ve fıtri özelliklerden yaratılmıştır .Bizdeki toprak unsurunun özellikleri gibi onlarda da ateşin hassının özellikleri vardır.Ateş öfkedir, yakıp harap etmektir. Bunun için öfkelenen insanda vücut ateşi yükselir ve kontrol edilemezse yakıp yıkar, harap eder etrafını.. İnsanlar ve cinler birbirlerinin bazı sıfatî özelliklerine sahip olsalar bile aslında birbirlerinin tam zıddıdırlar. Bu da beraberinde birbirleri ile üstünlük yarışını, zarar vermeyi, istihza etmeyi getirir. Kendilerini yaratanın ne gaye ile yarattığını ihmal edip unutan her iki varlık, birbirlerine egemen olma hırsından kendilerini alıkoyamamışlardır. Her iki taraftan da merak ve hırs yüzünden kaybedenler çok olmuştur. Rabbânî gözle bakmayıp  birbirlerinin sınırları ile oynamış, çoğu şeyde olduğu gibi bu konuda da dengeyi ve düzeni bozmaya sebep olmuşlardır. Rahmet-i Huda bizi onlardan, onları bizden saklayarak her iki tarafa merhamet etmiştir.

Halk arasında bu varlıklarla ilgili çok tutarsız ve uydurma bilgilerle insanların bir çoğu yanlış yönelişle ya psikolojik ve ruhi çıkmazlarla boğuşmuş ya da bunu fırsat bilen iman ve salih amelden uzak kişilerin kapital sömürgesi haline gelmiştir.

İnşaAllah bu mevzuya devam edeceğiz. Rabbimin hıfz ve emânı cümlemizi korusun. Allah’a emanet olun…

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber