İSLAM’DA AİLE HUKUKU

26.10.2017 17:07:13

“İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen kavim için dersler vardır.”

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

AYET

De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım; O’na bir şeyi ortak koşmayın. Anne, babaya ihsanla davranın. Yokluk (fakirlik) sebebiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de yalnız Biz rızıklandırırız. Kötülüğün açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haklı olmanız hariç kimseyi öldürmeyin ki; onu Allah haram kıldı. İşte bunları size vasiyet (emir) etti. Böylece siz, akıl edersiniz.” (En’am 151)

HADİS-İ ŞERİF

Koca, kendi mal varlığı ve imkânlarına göre hanımının nafakasını sağlayıp her türlü ihtiyacını gidermekle yükümlüdür. (Ebû Davud, Nikâh, 41).

DUA

“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’” [İsrâ Sûresi: 17.23-24.] Âmin!

İSLAM’DA AİLE HUKUKU

“İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen kavim için dersler vardır.”

İslam’da aile, ümmeti meydana getiren yapının en temel birimidir. Bir bina için temel ne kadar önemli ise, ümmet için de aile o kadar önemlidir. Fertler aileleri aileler de ümmeti oluşturduğuna göre; bu yapıda fertlerin önemi de asla göz ardı edilemez. Bu nedenle aileyi meydana getirecek olan bireylerden işe başlamak ve konuya bu noktadan bakmak daha yerinde olacaktır. “Otu kopartıp köküne bakarlar” sözü, çocuklarımıza eş seçme konusunda kullanılan bir kıstas olarak bilinir. Bunun yanında “Helal süt emmiş, insan evladı” gibi özellikler de aranır. İyi bir aile yuvası kurmak için, “Müslim, mütedeyyin, helal lokma ile yetişmiş, ehli namus bir aileye mensup olanları tercih etmekle işe doğru başlamak olacaktır.

İLK MEKTEP AİLE ORTAMIDIR

Ferdi yetiştiren ilk mektep aile ortamıdır. Bu işin uzmanlarınca 0–3 yaş, çocuğun öğreneceği şeyleri en yoğun olarak öğrendiği zaman dilimi olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle bu devrede çocuklarımıza vereceğimiz bilgilere çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Biz buna “okul öncesi eğitim” diyelim. Burada öğretici unsur anne baba ve bunların da yanında varsa büyük anne – baba ve kardeşler ile birlikte oluşan aile ortamı olacaktır. Ailenin mutfağında ne pişerse evde onun kokusu hissedildiği gibi, aile ortamında yaşanan ne varsa, o çocukların tertemiz hafızasına kaydedilecektir. Çocuklar ninelerinin şefkatli kollarında huzur bulurken; dedelerinin hayat tecrübelerini, “olgun bir arkadaşın ağzından” dinleyerek büyürler. Bu tip aile yapıları, ferdin doya–doya mensubiyet duygusunu içselleştirdiği ve sosyalleşme sürecine katıldığı bir ortamdır. Genç kuşak, birinci ve ikinci neslin hayat tecrübelerinden istifade eder; burada sosyal, dinî, kültürel ve iktisadî alanda bir dayanışma ve değerlerin aktarımı vardır. Bireyin ruhsal gelişimi bu tip aile yapılarında daha sağlıklı ve dengeli bir seyir izlediği görülür.

ANNE-BABANIN GÖREVİ

İnsanların çoğu, biz çocuğa bakamayız gibi bazı düşünceler ve endişelerle, doğum kontrol hapı gibi bir takım yöntemlere başvuruyorlar. Ama Allah’ın evrensel kanunu, bu âyet-i kerimede zikredildiği gibi çocukların rızkını kesinlikle verenin Allahû Teâla olduğudur. Sadece biz insanlar anne-baba olarak onun mutluluğunu yaşarız. O halde bu cepheden hiç kimsenin endişe içine girmesine sebep yoktur. Burada önemli olan, anne-babanın görevi, bir başka hadîs-i şerifte zikredildiği gibi, bir anne-babanın çocuğuna bırakacağı en güzel miras, Allah ve Resûl sevgisinin, İslâmî terbiyenin o çocuğa verilmesidir. Çocukla, anne-baba arasındaki ilişkiyi Allahû Teâla Kur’ân-ı Kerim’de detaylı olarak inceleyerek, anne-babaya bu istikamette öğütlerde bulunuyor. Halk arasında “Ne zamandan beri Müslümansınız?” diye sorulduğunda hepimizin bir cevabı var: “Kâlu Belâ gününden beri.” Allahû Teâla anne-babayla birlikte yeni dünyaya gelen çocuğun, ta o zamandan beri nasıl bir dizayn içerisinde yetişmesi gerektiğinin tedbirlerini almış Kâlu Belâ gününde. “Kâlu Belâ gününde biz insanlarla Allahü Teâla arasında nasıl bir olay tahakkuk etti? Nasıl bir seremoni gerçekleşti?” diye merak edenlere hemen adres veriyoruz.

KADIN VE ERKEĞİN BİRLİKTELİĞİ

Kadın ve erkeğin birbirlerine karşı duydukları his, arzu, duygu ve meyiller Sünnetullah gereğidir. (Âli İmrân, 3/14). Allah’u Teâlâ insana, yaratılışındaki fıtrata uygun olarak bu duyguları vermiş, yalnız bu meyillerin tatmin yolunu da belli prensiplerle sınırlamıştır. Bu sınırlar, sünnete uygun evlenmelerdir. İslâm’a uygun olmayan evlenme ve ilişkilerle meyiller yasaklanmıştır. Evlilik, eşler arasında maddî ve manevi tatmini sağladığından sükûnet ve rahatlık unsurudur. Neslin devamı ve gelişebilmesi için evlilik müessesesine ihtiyaç vardır. Kur’an-ı Kerîm ve sünnette belirlendiği şekilde olmadıkça bir aile yuvası kurulmasından söz edilemeyeceği gibi, doğan çocukların da meşru olacağı düşünülemez. İlk aileyi ilk insan Hz. Âdem (a.s.) ile Hz. Havva kurmuştur. O zamandan beri aile müessesesi olgunlaşmış ve gelişmiştir. Bununla beraber, toplumların, ekonomik durumun, iklimin etkisiyle çeşitli aile tipleri meydana gelmiştir. Aile ana-baba, çocuklar, biraz daha geniş anlamıyla karı-kocanın akrabasından oluşur.

AİLE KURMANIN İLK ŞARTI

İslam ailesinin kurulması için ilk şartı mümin bir erkekle mümine bir kadın olması, birbirleriyle sıhriyetin Kur’an’da yasaklananlardan olmaması gerekir. Kur’an’da, anne, baba, kızlar, oğullar, kardeşler, teyzeler ve yeğenlerle evlenmenin haramlığı ile sütkardeşler arasındaki evliliğin yasak olduğu hükme bağlanmıştır. Yine Kur’anî hükme göre hala ve amca ile evlenmek yasaktır. İslâm’ın getirdiği hükümler, iki kız kardeş ve hanımın yeğenini bir arada nikâhlamayı yasakladığı gibi, hanımın vefatından sonra bunların nikâhlanabileceğini de mümkün kılmıştır. Hala ve amca çocuklarının evlenmeleri ise helâl kılınmıştır. Çocukların eşleri ile kayınvalide, üvey anne ve üvey baba ile ve evli kadınlarla evlenmek haramdır. “Sizlere, analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren sütanneleriniz, sütkardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanında kalan üvey kızlarınız -ki onlarla gerdeğe girmemişseniz size bu engel yoktur-, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeş bu arada olmak suretiyle evlenmek size haram kılındı. Geçmişte olanlar geçmiştir. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.”; “Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı.” (en-Nisâ, 4/23-24) buyurulmaktadır.

KOCANIN SORUMLULUKLARI

Bir kimse hanımına iyi davranmalı, onu kırmamalı, kaba davranışlardan sakınmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurur: “Ey ümmetim! Kadınlara hayırla muamele etmenizi tavsiye ederim. Çünkü onlar sizin emriniz altındadır. Fazla tahakküme hakkınız yoktur. Ancak açıktan fuhuş irtikab etmiş olsalar o zaman durum değişir. ” (Riyâzu’s-Sâlihîn, I, 319). Koca, hanımına hanım da kocasına ilgi göstermeli, saadeti evlerinde aramalıdırlar. Meşru olmayan yollara düşmemelidirler. İffet ve namus konusunda titiz davranmalıdırlar: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırzlarını zinadan korusunlar. ” (en-Nur, 24/30) ayeti bunu ifade eder. Erkek, hanımına ve çocuklarına dinî emirleri hatırlatmalı iyi yönde eğitmelidir. “Ailene namaz kılmayı emret” (Tâhâ, 20/132). “Yedi yaşındaki çocuğa namaz kılmayı öğretiniz. On yaşına vardıklarında (kılmazlarsa) cezalandırınız.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, I, 339). Koca, kendi mal varlığı ve imkânlarına göre hanımının nafakasını sağlayıp her türlü ihtiyacını gidermekle yükümlüdür. (Ebû Davud, Nikâh, 41). Bu hususta cimrilik ettiği takdirde hanımı ilgili yöneticilere ve yargı makamlarına başvurup durumunu anlatabileceği gibi kocasına danışmadan malından harcama yapabilir. Koca, hanımına asla çirkinsin dememeli, yaptığı işte sürekli kusurlar aramamalı (İbn Mâce, Nikâh, 3), hanımını asla dövmemeli (Buhârî, Nikâh, 93), hanımını sürekli zan altında tutup onu gizlice takip etmeye kalkışmamalıdır. (Müslim, İmâre, 56). Hanımının kocasına karşı görevlerine gelince; hanım, ailenin reisi olan kocasına karşı bütün meşru ve İslami meselelerde itaat eder. Kadın eşinin malını ailesinin her türlü sırrını, namusunu, çocuklarını korumalıdır. Kadın durup dururken kocasından boşanmayı istememelidir. Çok zor durumda kalmadan kocasından ayrılmak isteyen kadına Cennet kokusu haramdır (Ebû Dâvûd, Talâk, 18). Kadın kocasından izinsiz olarak evinden dışarı çıkmamalıdır (Buhârî, Nikâh, 116).

ANNE BABANIN ÇOCUKLARINA KARŞI GÖREVLERİ

Anne babanın çocuklarına karşı görevleri: Anne ve babanın ilk görevi, çocukların ihtiyaçlarını karşılamaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurur: “Bir adamın hayır için harcadığı paranın en faziletlisi, ailesine sarf ettiği parayla, Allah yolunda kullanacağı atı için verdiği ve bu de Allah rızası için (mücahid) arkadaşlarına sarf ettiği paradır. ” (Riyâzu’s-Sâlihîn, I, 329). Çocukların ihtiyaçları temin edilirken ne israfa kaçılmalı, ne de cimrilik yapılmalıdır. Her iki husus da dinimizin uygun görmediği şeylerdir. Anne-baba çocuğunu güzel terbiye etmeli, anlayamayacağı bilgilerden ona bahsetmemeli, eğitimde basitten mürekkebe (karmaşığa) gitmelidir. Evvelâ Allah’ı tanıtmalı, imanı kavratmalı, inandırmalı, uygun yasa vardıklarında da ibadetleri öğretmelidirler. Ayrıca neyin iyi, nelerin kötü olduğunu anlatmalı, yeme-içme, oturup-kalkma adabını öğretip bunları benimsetmelidir. Bunlar yapılırken anne babanın çocuklarına iyi örnek olmaları gerekir. Çünkü çocuklar daima büyüklerini taklit ederler. Anne-baba, çocuklarına adaletle davranmalı, onların kıskançlık duygularını kamçılamamalı, kız-erkek ayrımı yapmamalıdır. Anne-baba çocuklarına güzel isimler koymalı, sünnet ettirmeli, İslâmî bilgi ve duygularını geliştirmelidir. Anne-baba çocuklarına sevgi ve merhamet göstermelidir. Peygamber Efendimiz, bir dizine Üsame’yi, diğer dizine de Hasan’ı oturtur, sonra: “Allah’ım bunlara rahmet ve saadet ihsan buyur, çünkü ben bunların hayır ve mutluluğunu diliyorum” buyurmuştur (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, XII, 127)

ÇOCUKLARIN ANNE VE BABALARINA KARŞI GÖREVLERİ

Çocukların anne ve babalarına karşı görevleri: Çocuklar anne ve babalarına itaat etmeli ve iyilikte bulunmalıdırlar: “Biz insana ana babasına iyilik yapmasını da tavsiye ettik.” (Lokman, 31/14). Çünkü bir çocuğun yetişip büyümesinde en büyük fedakârlığı, anne ve baba gösterir. Çocuklar anne ve babalarına karşı saygı ve şefkat göstermeli, istediklerini yerine getirmeli, onları memnun etmelidir. “Anne babaya güzellikle muamele edin, eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık hâline ulaşırsa sakın onlara “öf” bile deme, onları azarlama, ikisine de iyi ve yumuşak söz söyle” (Lokman, 31/14). “Rabbin şunları kesin olarak buyurdu: Ancak O’na ibadet edin, ana-babaya ihsan ve iyilik yapın. Birisi yahut ikisi de yanında ihtiyarlarsa sakın onlara “öf” bile deme, onlara darılma ve yüzlerine bağırma, ikisine de ikram et ve tatlı söz söyle. İkisine de merhamet besleyerek tevazu göster ve de ki: “Rabbim ikisine de merhamet et, onlar beni küçük iken nasıl terbiye etmişlerse sen de her ikisine merhamet et”. Rabbiniz gönlünüz dekini daha iyi bilir. Ana-baba haklarında iyilik ederseniz Allah size mağfiret eder. Çünkü o, günaha tövbe edenleri muhakkak affedicidir” (İsrâ, 17/23-25).

Kardeşlerin birbirlerine karşı görevleri: Kardeşler birbirlerine karşı iyi davranmalı, küçükler büyüklere itaat edip onlara saygı beslemeli, büyükler de küçüklere hoşgörü ile davranmalıdırlar. Ancak bu şekilde ailede mutluluk ve huzur sağlanabilir. Kardeşler maddî hırs sebebiyle, aralarındaki birlik ve beraberliği, ahengi bozmamalıdırlar. Kardeşlerin kabiliyetleri birbirlerini kıskançlığa sevk etmemelidir. Kimi insan ilme meraklıdır, o sahada ilerler, şan şöhret sahibi olur; kimi insan da ticarete meraklıdır, o sahada çalışır, ilerler, zengin olabilir. Bunları olgunlukla karşılamalı, herkesin aynı şey olamayacağı, aynı sahada çalışamayacağı gerçeği unutulmamalıdır. Aralarındaki -varsa tabii- fikir ayrılıklarını, konuşarak, birbirlerinin düşüncelerine hürmet duyarak çözüm yoluna koymalıdırlar. Sertlikler ve tartışmalar daima kötü sonuçlar doğurur. Ailevî huzursuzluklara, tatsızlıklara neden olur.

Ulusal Gazeteler
18 Kasım 2017 Cumartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar