HİCRİ YILBAŞI VE MUHARREM AYI

21.9.2017 15:44:15

“Muharrem ayı hem Hüzün hem sevinç ayıdır. Muharrem Allah’ın ayıdır. Muharrem ibadet ve bereket ayıdır. Muharrem rahmet ayıdır…”

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

AYET

“Andolsun asra ki insan gerçekten ziyan içindedir…” (Asr, 103/1)

HADİS-İ ŞERİF

“Aşûre günün orucunun, bir önceki yılın günahlarına kefaret olmasını Allah’tan umarım” (Tirmizi, Savm,48; III, 126).

DUA

Allahım! Kur’ân’ı, bizim için, onu yazan ve benzerleri için, her türlü hastalıktan şifâ, bize ve onlara hem dünyada, hem de âhirette dost, dünyada yoldaş, kabirde arkadaş, Kıyâmette şefaatçi, Sırat üzerinde nur, Cehenneme karşı perde ve örtü, Cennette arkadaş ve bütün hayırlara bizi sevk eden rehber ve önder kıl. Bunu fazlın, cömertliğin, keremin ve rahmetinle yap ey merhametlilerin en merhametlisi ve ey bütün cömertlerden daha cömert olan! Duâmızı kabul buyur. Âmin…

HİCRİ YILBAŞI VE MUHARREM AYI

“Muharrem ayı hem Hüzün hem sevinç ayıdır. Muharrem Allah’ın ayıdır. Muharrem ibadet ve bereket ayıdır. Muharrem rahmet ayıdır…”

Hicri Yılbaşı 2017 yılı Miladi takvime göre 21 Eylül Perşembe günü itibari ile başlıyor. Muharremin Başlangıcı Perşembe günü olacak ve Muharremin 10. günü Aşure Günü (30 Eylül 2017 Cumartesi) günü Aşure günü olarak yâd edilecek. Her dinin, milletin kutsal veya diğer zaman dilimlerinden farklı kabul ettiği kendine özgü belirli gün ya da ayları vardır. Yüce Dinimiz İslâm’da da bu tür gün, gece ve aylar mevcuttur. Şüphesiz insan için en değerli mefhumlardan birisi zamandır. Çünkü her şey zaman içinde var olmakta, gelişmekte ve yine zaman içinde yok olmaktadır. İnsan hayatında önemli bir yere sahip olan ilim, amel, servet ve diğer birçok değer, zaman içinde elde edilebilmektedir. Zamanı, gerektiği şekilde değerlendirebilenler hem dünyada hem de âhirette huzuru yakalayacaklardır. Zira Kur’an-ı Kerim’de zamanın öneminin bir sûre ile vurgulanması gerçekten anlamlıdır: “Andolsun asra ki insan gerçekten ziyan içindedir…” (Asr, 103/1)

HARAM AYLAR

“Haram aylar” Cahiliye devri uygulamasına göre, hürmet edilmesi gereken, savaş yapılması ve kan dökülmesi yasak olan Kameri aylar demektir. “Haram aylar” nitelemesinin, bu aylarda yapılacak ibadetlere daha çok sevap, günahlara ise daha çok ceza verilecek olmasına dayandığı da ifade edilmiştir. Bu aylardan Muharrem birinci, Recep yedinci,   Zilkade on birinci ve Zilhicce de on ikinci aydır. “Haram aylar” içinde Muharrem ayının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu ayrıcalığı “Muharrem” adından da fark etmek mümkündür. Zira “muharrem” kelimesi, “haram kılınmış”, “hürmete layık” anlamlarına gelmektedir. Bu dört ayın hürmeti öteden beri süre gelen dini bir uygulamadır. Hz. İbrahim ve İsmail  (a.s.) zamanından beri Araplar bu esasa riayet ede gelmişlerdi.

MUHARREM AYININ ÖNEMİ

Hicri/kameri takvimin başlangıcıdır. İbadetlerdeki zaman mefhumu kameri takvime göre ayarlanmaktadır. Meydana gelen birçok olay tarihin akışını değiştirmiştir. Aşura orucu önemlidir. Aşure tatlısı insanları birbirine bağlamaktadır. İslam’ın zuhurundan sonra da Muharrem ayı, dini, sosyal ve tarihi önemi haiz olaylara sahne olmuştur.  Hicret ve hicri takvim, aşura ve kerbela. Bu durum Muharrem ayını, İslam kültürü açısından daha da ön plana çıkarmaktadır. Muharrem ayı Müslümanların takvim başlangıcı, hicri yılbaşıdır. Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz miladi 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicretini esas alan Hicri takvim: ayın hareketleri esas almakta olup 12 ay ve 355 gündür. İslamiyet’ten önce, önemli olaylar tarih başlangıcı olarak kabul edilirdi. Bu durun karışıklıklara sebep olurdu. Hz. Ali’nin (r.a.) teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Mekke’den Medine’ye hicreti, İslâm tarihinin (hicri takvimin) başlangıcı ve muharrem ayının da bu yılın ilk ayı olması kararlaştırılır. İslam dininde zamana bağlı ibadetlerin kameri takvime göre belirlenmesi hicri takvimin önemini artırmıştır. Ramazan, kurban, hac, mübarek zamanlar, zekât, kefaretler hep bu esasa göre yerine getirilmektedir.

MUHARREM AYI VE ÂŞURA GÜNÜ

Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan, Yahudi ve İslam öncesi Cahiliye Arapları tarafından mukaddes kabul ediliyor ve oruç tutuluyordu. İslam’da da oruç ibadeti farz kılınmadan önce İbrahim’i bir ibadet olarak aşure gününde oruç tutuluyordu. İbni Abbas’ın şöyle değdiği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde Yahudilerin Aşûre günü oruç tuttuklarını gördü. “Bu nedir (niçin oruç tutuyorsunuz)?” diye sordu. “Bu hayırlı bir gündür. Bu, Allah’ın İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardığı, bu sebeple de Musa’nın oruç tuttuğu gündür” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ben Musa’ya sizden daha layığım” buyurdu ve hem kendisi bu günde oruç tuttu, hem de başkalarına oruç tutmalarını emretti.” (Buhari, Savm, 69; II, 251). Hz. Peygamber Aşûre günü oruç tutmayı teşvik etmiş ve Bu oruç, büyük günahlardan kaçınmak şartıyla bir yıl boyunca işlenen küçük günahlara kefaret olacağını bildirmiştir. “Aşûre günün orucunun, bir önceki yılın günahlarına kefaret olmasını Allah’tan umarım” (Tirmizi, Savm,48; III, 126). Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Peygamberimiz, Mü’minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir. Bir hadiste şöyle buyurular: “Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.“( et-Tergib ve’t-Terhib, 2.116.) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir.

MUHARREM AYINDA GERÇEKLEŞEN OLAYLAR

Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir: 1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür. 2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cudi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir. 3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur. 4. Hz. Âdem'in (a.s.) tövbesi Âşura Günü kabul edilmiştir. 5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır. 6. Hz. İsa (a.s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir. 7. Hz. Davud'un (a.s.) tövbesi o gün kabul edilmiştir. 8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur. 9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır. 10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

MUHARREM AYINDA YAPILACAK İŞLER

Aşûre günü yapılması iyi olan işler: 1- Aşûre günü oruç tutmak sünnettir. 2- Sıla-i rahim yapmalı. Yani salih akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı. 3- Sadaka vermek sünnettir, ibadettir. 5- Çoluk çocuğunu sevindirmeli. Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. Hicretin 61. yılında 10 Muharrem günü Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Hz Hüseyin’i kendi iktidarı ve ikbali açısından potansiyel bir tehlike olarak gören Yezid bin Muaviye Hz Hüseyin’e Kufe valiliği vaadiyle tuzak kurmuştur. Hz Hüseyin’e, bunun bir tuzak olabileceği, gitmemesi ve Mekke’den ayrılmaması yönünde tavsiyeler olduysa da dinlememiş, 50-60 kişilik aile fertleri ve arkadaş grubu ile yola çıkmıştır. Hz Hüseyin, Kerbelâ’ya geldiğinde tuzağa düşürülmüş, Yezit’e biat etmesi için kendisine baskı yapılmış, çölde günlerce aç ve susuz bekletilmiştir. Peygamberin güllerine bu zulmü reva görenler nasıl bir kalbe sahipti acaba? Allah böylesi trajedilerin tekrarından bu ümmeti muhafaza buyursun.

HÜZÜN AYI MUHARREM

Hz. Hüseyin ve yakınlarının, haksızlığa ve zulme karşı onurlu direnişleri, doğruluk adına samimi yürüyüşleri, bütün müminlerin gönüllerinde unutulmaz izler bırakmıştır. Muharrem, bizim için ortak bir hüzün ve matem mevsimi olduğu kadar bir adalet, hikmet, hak ve hakikat sofrasıdır. Bizler bu hadisenin matemini tutarken, aynı acıların bir daha yaşanmaması için Muharrem'i doğru okuyup anlamaya, müspet sonuçlar çıkararak ibret almaya ve yüce Rabbimizin, "Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın…" (6) emrine uygun hareket etmeye her zamankinden daha çok muhtacız. Muharrem ayını, Hz. Hüseyin'in uğrunda canını feda ettiği hak, adalet, rahmet, merhamet, müsamaha ve şefkat duygularının yeniden ihyası ve Müslümanların muhabbet, kardeşlik ve beraberlik duygularının güçlenmesi için fırsat bilmeliyiz. Nitekim Muharrem ayında yaşattığımız aşure geleneğimiz, bu kardeşliğin en güzel örneklerinden biridir. Aşure; paylaşmanın, dayanışmanın ve birlikteliğin simgesidir. Aşure aşında bir araya gelen farklı nimetlerin, aynı ortak tada katkı sağladıkları gibi milletimiz asırlardır birlikte yaşamanın gereği olarak sevinç ve tasayı, muhabbet ve meşakkati paylaşmaya devam etmektedir. Ehl-i Beyt-i Mustafa'nın muhabbetinin her daim yüreklerimizde baki kalmasını, onlardan miras kalan insani ve ahlaki erdemlerin zihin ve gönül dünyamızı süslemesini Rabbimizden diliyorum. Bu vesileyle, şehitlerin efendisi, rahmet peygamberinin çiçeği, cennet gençlerinin Seyyidi, ümmetin gözbebeği Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri başta olmak üzere bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

KERBELA OLAYI VE HZ. HÜSEYİN

Hicretin 61. yılınında 10 Muharrem günü Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Hz Hüseyin’i kendi iktidarı ve ikbali açısından potansiyel bir tehlike olarak gören Yezid bin Muaviye Hz Hüseyin’e Kufe valiliği vaadiyle tuzak kurmuştur. Hz Hüseyin’e, bunun bir tuzak olabileceği, gitmemesi ve Mekke’den ayrılmaması yönünde tavsiyeler olduysa da dinlememiş, 50-60 kişilik aile fertleri ve arkadaş grubu ile yola çıkmıştır. Hz Hüseyin, Kerbelâ’ya geldiğinde tuzağa düşürülmüş, Yezit’e biat etmesi için kendisine baskı yapılmış, çölde günlerce aç ve susuz bekletilmiştir. Peygamberin güllerine bu zulmü reva görenler nasıl bir kalbe sahipti acaba? Allah böylesi trajedilerin tekrarından bu ümmeti muhafaza buyursun. Muharrem ayının onuncu gününde az önce zikrettiğimiz sevinçli ve tarihi olaylar yaşanmış olsa da Kerbela faciasının da bu günde meydana gelmiş olması, bu günün sevincini gölgelemektedir. Bu günü bir matem günü olarak anmaktan ziyade tarihi önemini anlama ve ders çıkarma günü olarak anmak İslam’ın ruhuna daha uygun olur.

MUHARREM AYI “ALLAH’IN AYI”DIR

Muharrem ayı “Allah’ın ayı”dır. Bu yüzden iyi değerlendirmeliyiz. Kuranı kerimde zikredilen hadiseler ibret almak içindir. İbret ve derler almalı, düşülen hatalar tekerrür ettirilmemelidir. Üzerine düşen görevi yapıp Allah’a güvenenler mutlaka kurtuluşa ereceklerdir. Bizde sadece Allah’a güveneceğiz. Yaptığı hatalara pişman olup af dileyenler bağışlanmıştır. Bizlerde hata ve günahlardan affımızı isteyeceğiz. Dinlerini daha iyi yaşamak için hicret edenleri örnek almalıyız. Bizlerde kötülüklerden, haram ve fuhşiyattan uzaklaşmakla hicreti yaşamalıyız. İman yolculuğunda yılın başlangıcında yol haritamızı belirlemeliyiz. Bir sonraki sene aynı seviyede kalmamalıyız. Her zaman uyanık olmak gerektiği ibretlik hadiselerle gözler önüne serilmiştir. İmanda sabır ve sebat göstermeli, fitnelere kulak asmamalı, kardeşliği pekiştirmeliyiz. 

Ulusal Gazeteler
20 Ekim 2017 Cuma 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar