İSLAM’DA ULU’L EMR’E İTAAT

16.2.2017 15:55:23

"Allah'a itaat ediniz, Resul'e ve sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz."

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

AYET

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine (de itaat edin). Eğer bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, -şayet Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız- onu Allah’a ve Resule götürün. Bu daha hayırlı ve neticesi itibarıyla da daha güzeldir.” (Nisa suresi: 59)

HADİS-İ ŞERİF

“Dinleyin ve itaat edin! Üzerinize tayin olunan vali/yönetici, başı siyah kuru üzüm gibi Habeş'li bir köle olsa bile, sizin aranızda Allah'ın kitabını uyguladığı müddetçe dinleyin ve itaat edin.”(Buhârî, Ahkâm 4; Müslim, İmâre 37; Nesâî, Bey’at 27)

DUA

Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. Doğrusunu Allah bilir. Hata ve günahlarımdan, yanılgı ve yanlışlıklarımdan dolayı Allah’tan mağfiret diliyorum. Risale-i Nur’un okunan, yazılan ve havada temessül eden harflerinin dünyada, berzahta ve ahiretteki dakikalarının aşireleriyle çarpımından çıkan netice kadar, İmân ve Kur’an nimetinden dolayı Allah’a hamd olsun. Allah’ım, Hz. Muhammed’e, onun Âl ve Ashabına da o kadar salât ve selâm eyle. Bize ve Nur Talebelerine de o kadar rahmet eyle. Âmin. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Âmin…

 

 

 

Ulü’l emr kelimesi, emir sahibi manasına gelir. Emir sahibi olmaktan murad ise, işin başında ve yetki sahibi olmak demektir. Bununla kasd olunan da, halkın üzerinde yönetme yetkisine sahip olan kimseler demektir. En yukarıdan aşağı; devlet başkanı ve ondan aldıkları yetkiye dayanarak, tâ vâli ve kaymakamlara kadar Ulü’l emr sayılırlar. Eğer bu yetki sahipleri, yetkilerini meşru bir şekilde almışlarsa, meşru dairedeki emirlerine itaat etmek dinen farzdır. Bu farz, Kur’an-ı Kerim’deki şu ayete dayanır: “Ey îmân edenler! Allah’a itaat edin; peygambere ve sizden olan Ulü’l-emre (emir sâhibi idarecilerinize) de itaat edin! O hâlde bir şey hakkında ihtilâfa düşerseniz, Allah’a ve âhiret gününe îmân ediyorsanız, artık onu Allah’a ve peygambere arz edin! Bu hem hayırlı, hem de netîce i‘tibârıyla daha güzeldir.” (Nisa, 59)

İTAAT SIRRI İŞLERİ KOLAYLAŞTIRMAK

Kâinatta her hadise, en küçüğünden en büyüğüne bir maksat, hikmet ve hedefe yönelik olarak cereyan ediyor olmalı. Varlıkların hal lisanı bunu bize anlatıyor, gösteriyor. Erkeklerin yaşadığı en iz bırakıcı olaylardan biri olan askerlik; bayanların aile düzeni içinde eşleriyle; iş düzeni içinde çalışanların idarecileriyle; çocukların anne-babalarıyla münasebetlerinde yaşadıkları itaat, eşyanın derinliklerindeki bir sırrı öğretir aslında. Bu, günlük hayatta, saydığımız örneklerde çok belirgin gözlenen bir sırdır ve daha sayamadığımız pek çok örnekle itaat sırrı insanlara ders verilir. Askerlik yapmanın, bir düzen içinde çalışmanın, evliliğin, toplu taşıma araçlarında uyulan kuralların insan hayatındaki en önemli yeri itaat sırrının mülk dairesinde yaşanmasıdır. İtaat sırrının işleri kolaylaştırdığı, toplu halde yaşamaya başlayan sosyal insanın keşfettiği en çarpıcı gerçeklerden olsa gerek; her bireyin işini bildiği ve verilen emirler doğrultusunda hareket ettiği bir ortamda işler aksamadan yürüyecek ve işin boyutuna bakılmaksızın büyük-küçük her iş aynı kolaylıkla yürütülebilecektir. Aynı eğitimi almış ve benzer komutlarla hareket eden bir takımın idaresi ile bir ordunun idaresi aynı kolaylıkta olacaktır. Günümüzde aynı eğitimi almış olmak ve benzer komutlarla hareket etmek “sistem” içinde yer almak şeklinde ifade ediliyor.

“ALLAH VE RESULÜNE İTAAT” NE ANLAMA GELİYOR

İslam dini, fertlerle ilgili gerekli düzenlemeleri yaptığı gibi toplumların hayatları ve nizamlarıyla ilgili gerekli düzenlemeleri de yapmıştır. Hiçbir insana kendi başına yaşama ve hayatıyla ilgili mutlak tasarrufta bulunma hak ve salahiyeti verilmemiştir. Her insanın, Allah (cc)’ın indirmiş olduğu kanun ve kurallara uyma zorunluluğu vardır. Kuşkusuz bu ilahi ahkâmın ilk uygulayıcıları, Peygamberler olagelmişlerdir. Peygamberlerin yaşamış oldukları dönemlerde yaşayan Müslümanlar, onların hayatlarını örnek alarak dinlerini yaşamaya çalışmışlardır. Peygamberlerin vefatından sonra ise Müslümanlar, peygamberlerinin sünnetine ittiba ederek, istikametlerini muhafaza etmeye çalışmışlardır. Allah’a (cc) itaat; kuşkusuz O’nun kitabındaki emir ve yasaklara uymaktan ibarettir. Peygambere itaat ise; Onun sünnet-i seniyesini yaşamaktır. Allah (cc)’ın kitabını ve Resulünün sünnetini öğrenip hakkıyla yaşamayan birinin, “Allah ve Resulüne itaat ”ten dem vurması beyhude bir uğraştır. Çünkü söz konusu şahsın hayatı, sarf ettiği sözle çeliştiği için pek inandırıcılığı olmaz. Önemli olan, bu sözün içinin doldurulmasıdır. Müslümanlar olarak “Allah ve Resulüne itaat” sözünün içini doldurmalıyız. Bu anlamda insanlarımızı Allah (cc) ve Resulüne (sav) itaatten alıkoyan sebeplerden arındırma çabası içerisine girmeliyiz. İslam’ı kendilerine dert edinmiş ve hayatlarını İslam davasına hasretmiş olan küçük büyük, erkek kadın tüm Müslümanlar bu konuda bilinçlendirilmelidir.

“Kurulmuş Bir Sistem” Varsa İşler Artık Kolaylaşmıştır

“Kurulmuş bir sistem” varsa işler artık kolaylaşmıştır, küçük-büyük bütün birimler aynı tarzda hareket ettiği için organizasyon ne kadar büyürse büyüsün aksaklık yaşanmayacaktır. Eğitim, organizasyon ve disiplin bu aksaksız işleyişin en temel basamakları olarak sosyal hayatımıza girmiştir. Bunların bizim âlemimizde, yani mülk âleminde yaşanmasının en önemli hikmeti Rububiyeti ders vermek, melekût boyutunda yani varlıkların Rabb’lerine bakan yönünde işleyen itaat sırrı ve bununla hilkatteki suhuletin yani yaratılıştaki kolaylığın idrakine zemin hazırlamaktır. Eşyanın gerisinde, Yaratıcı ’ya bakan yönündeki melekler tam bir itaat hali sergiliyor olmalı. Çünkü zerreden güneşe bütün varlıkların uyumlu hareketinde, birbirlerine bağlı olmalarına rağmen aksaklık yaşanmaması mutlak bir itaatin varlığı ile ancak mümkün olabilir. Eşyanın yaratılışının bu tarzını idrakte âlemimize çeşitli tarzlarda açılan en önemli sırlardandır itaat. Benliğin kudrete ayineliğinde günlük yaşantıda kavradığımız “itaat”, işlerin yolunda gitmesi, zamanında ve aksaksız yürümesi için önemli bir şart olarak iç âlemimizde şekillenir. İkinci basamakta kâinat genişliğinde, sınırlarını ve sayısını bilemediğimiz varlıkların şu anki düzeni için mutlak itaatin var olması gerektiği sonucuna ulaşırız. Kudretin varlıklara nisbeti, yani onlarla bağlantısında işleyen önemli kanunlardandır itaat.

HAKLI ÂMİRE İTAAT FARZDIR

Mülk boyutunda, inşa dairesinde kemal noktasına doğru seyahati gözlenen varlıklar, bu seyahatte bir meyil, bir incizap, bir ihtiyaç ve bir iştiyak halindedir. Yani canla-başla o kemal noktasına koşuyor gibi bir hal sergilerler. Sancak ve tevhid-i İlâhî sizin yed-i şecaatinizdedir. Sizin o mübarek elinizin kuvveti de itaattir. Sizin zabitleriniz, müşfik pederlerinizdir. Kur’ân ve hadis ve hikmet ve tecrübe ile sabittir ki, haklı âmire itaat farzdır. Sizin o itaatten neş’et eden hakikî kuvvetiniz, umum millet-i İslâmiyeyi medyun-u şükran etti. Bu şerefi hakkıyla teyid etmek, zabitlerinize itaatledir. İslâmiyetin namusu da o itaattedir. Biliyorum ki, müşfik pederleriniz olan zabitlerinizi mes’ul etmemek için işe karıştırmadınız. Şimdi ise iş bitti. Zâbitlerinizin âğuş-u şefkatlerine atılınız. Şeriat-ı garrâ böyle emrediyor. Zira zabitler ûlülemirdirler. Vatan ve millet menfaatinde, hususan nizam-ı askerîde Ulü’l-emre itaat farzdır. Şeriat-ı Muhammedînin (Aleyhissalâtü vesselâm) muhafazası da itaat iledir.

ALLAH'IN VE RESULÜNÜN HÜKÜMLERİNE BAŞVURUN

Kur'ân'da açıkça belirtilen, sünnette açıkça belirtilen, yetkililerin ittifakıyla üzerinde ittifak edilen ve sahih kıyas ile nasslardan çıkarılan hükümler. Bununla beraber bu dördüncüsü ile ihtilaf azaltılabilirse de tamamen birleştirilemez. Bunda anlaşmazlık çıktığı zamanda yetkililerin şûrasına ve nihâyet sultanın emrine müracaat olunur ki, bu da "Allah'a itaat ediniz, Resul'e ve sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz." emri gereğince Allah'ın emrine müracaat etmektir. Ve "Emanetleri ehline vermenizi emrediyor." (Nisâ, 4/58) bunun da kaynağıdır. Ve mutlaka Müslümanlar bir olayda ihtilafa düştükleri zaman ilk önce Allah'ın birliğine inanmak, emaneti ehline vermek ve adaletle hükmetmek vazifelerini göz önünde bulundurup, kendilerini Allah'ın ve Peygamberin huzurunda toplanmış görerek ona göre düşünmeleri ve fikirlerini ve arzularını Allah Teâlâ'nın himayesi altına vermeleri ve daima hakkın birliği yolunda gitmeleri lazım gelir. Eğer Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman ediyorsanız böyle yaparsınız, Allah'a ve Resulüne ve yetkililere itaat eder ve şayet bir şeyde aranızda çekişme olursa onda da Allah'ın ve Resulünün hükümlerine başvurursanız. Bu başvurmak sizin için halen sırf iyiliktir, çekişmeyi keser. Ve sonuç açısından da daha güzeldir.

KAMU YARARI AÇISINDAN…

"Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız." (Nisa Suresi, 83) Yukarda diye Allah'a itaat ile Hz. Peygamber'e itaat etmek birbirinden ayrıldığı halde burada diye ikisi birleştirilerek Peygambere itaat Allah'a itaate çevrildiği sırada hem idarecilere itaatın hükmünün Peygambere itaat etmeye bağlı ve ona eklenmiş olduğunun anlatılması, hem de Müslümanların siyasi yönden eğitimlerinin yükseltilmesi için buyuruluyor ki: Bir de kendilerine emniyet veya korkuya dair tatlı veya acı bir emir, bir haber, bir şey gelince hemen onu yayarlar; doğru mu, değil mi yahut yayılmasında bir zarar var mı yok mu, kamu yararı açısından neşredilmesi caiz mi, yoksa gizlenmesi gerekir mi, düşünmeden danışmadan yayarlar Burada gazetecilerin durumuna da temas eden bir uyarı vardır. Bunlar işittikleri bu haberi Peygambere ve kendilerinden olan idarecilere, yani o işte yetkisi ve ihtisası bulunan zatlara veya amirlere götürüp onlara başvursalar, danışsalar veya havale etseler onu içlerinden bilgi ve tecrübeleri ve iyi niyet ve basiretleri sayesinde istinbat edebilecek ve hüküm çıkarabilecek olanlar mutlaka bilirler, ne yapılacağını anlar, anlatırlardı.

 

 

 

Ulusal Gazeteler
18 Kasım 2017 Cumartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar