SU’İZAN-HÜSNÜ ZAN

2.2.2017 16:32:18

İnsan, hüsn-ü zanna memurdur. İnsan, herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Muhabbet, uhuvvet, sevmek, İslâmiyetin mizacıdır, rabıtasıdır

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

AYET

“Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir”(Hucurat, 49/12)

Hadis-i Şerif

Suizan etmeyin. Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin. Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder. Onu, kendinden aşağı görmez. (Buhari, Müslim)

DUA

Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kadere ve hayrın da, şerrin de Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna İmân ettim. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed (Allah ona, âline, ashabına ihvanına salât ve selâm etsin, Âmin!) Allah’ın resulüdür.

SU’İZAN-HÜSNÜ ZAN

Su-i zan; insanlar hakkında gerçeği öğrenmeden aslına varmadan, kötü bir fikre ve düşünceye sahip olmaktır. Dille başkasının kötülüğünü söylemek haram olduğu gibi, bir Müslüman hakkında da açık bir delile ve ispata dayanmadan, tahmin ve ihtimallerle su-i zanda bulunmak, zanla hareket etmek haramdır. Hüsn-i zan ise, bir kimsenin veya bir hadisenin iyiliği hakkındaki vicdani kanaat bakılarak insan hakkında kötü hükmü verilemez. Kötü zan beslemek insanı beğenmeye götürür ki, çok çirkin huydur. İnsanları sui zana düşürmemek için, zan altında bırakabilecek yerlerden uzak durmalıdır. Onların dedikodularına kendisi sebep olacağı için işleyecekleri günaha da ortak olur.  Şartlarına ve usulüne göre uygun tövbe yapılınca, her türlü günahı Allah C.C. muhakkak affeder. Dilerse, ahrette küfürden başka günahları tövbesiz de affedebilir. Başka insanların hakkında sui zannına sebep olacak hareketlerden kaçmalıdır. Allah C.C.’ya da sui zan etmemelidir. Günahlarının affolunmayacağını zannetmek, Ona sui zan olur.

Allah Kötü Zannı Müminlerden Men Ediyor

Allah C.C Kuran-ı Kerim’de kesinlikle su-i zanna gibi kötü düşüncelerden biz müminleri men ediyor, uzak durun, Allah’tan korkun diyor. Bu hastalığı kalbimizde bulundurduğumuz müddetçe mümin kardeşlerimizin ölü etini yemiş olacağımızı ikazla, aman sakının uzak durun diyor Peki ama bunca uyarıya rağmen, bizlere ne oluyor da ‘zandan çok sakının’ emr-i ilahisini dinlemiyor. Kalbimiz hiç titremeden, vicdanlarımız hiç sızlamadan en yakınımızdan en uzağımızdaki mümin kardeşimize kadar pek çok insanlar hakkında su-i zanda bulunuyor, gıybetini yapıyor, onu tanıyan veya tanımayan insanların ve o kardeşlerimizin hakkında yanlış düşünmelerini ve yanlış intibalarda bulunmalarına vesile oluyoruz. İslam dini; sosyal ilişkilere, ahlâkî davranışlara, kişilik haklarının korunmasına, güven, huzur ve barış ortamını yok edecek, kavga, tartışma ve dargınlıklara sebep olacak davranışlardan kaçınılmasına büyük önem vermiştir. Bu sebeple sosyal ilişkileri zedeleyen, temel hakları ihlal eden ve ahlaki zafiyete sebep teşkil eden su-izan, dedikodu, gıybet, iftira, yalan, tecessüs gibi… Söz, fiil ve davranışları yasaklamıştır. Bu davranışlardan biri de su-izandır. Sûizan; Bir insan hakkında kötü zanda bulunmak, art niyetli düşünmektir.

Kişi Müslüman Kardeşleri Hakkında İyi Niyet Beslemelidir

Bir Müslüman diğer Müslüman kardeşleri hakkında iyi niyet (hüsnü zan) beslemelidir. Zira bu dinimizin gereğidir. Ayrıca fitnenin def’i böyle bir tutumu gerekli kılmaktadır. Birbirimiz hakkında iyi düşünmeli ve birbirimize müminler olarak güvenmeliyiz. Bir kişi hakkında iyi düşünmek ve ona güvenmek, onunla ilgili gerekli tedbirlerin alınmasına engel de teşkil etmemelidir. Bu, herkes için geçerli ve hatta gerekli bir kuraldır. İman sahibi oluşundan dolayı Müslüman kardeşimize güvendiğimiz ve hakkında kötü düşünmediğimiz gibi, nefis sahibi olduğumuzdan dolayı da hiç birimizin kötü bir davranış sergilemeyeceğimiz ihtimal dışı değildir. Bir insan hakkında hüsnü zanda bulunmakla birlikte, ona karşı tedbirli olmak birbirine zıt hususlar gibi görülmemelidir. Çünkü evham ve asılsız şüphelere yol açmamak için gerekli tedbire başvurmak daha uygundur. Zira bu tedbir, hem insanı suizandan korur hem de bu yolla günaha girmesini önlemiş olur. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır. “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir”[1] ayette sûizan ve gıybet açıkça yasaklanmakta; suizannın günah, gıybet etmenin ölü bir insanın etini yemek mesabesinde olduğu ifade edilmektedir. Bu itibarla kişi kendisiyle aynı inancı paylaşan Müslüman kardeşi hakkında suizan değil hüsnü zan beslemelidir. Zira iman, ahlâk ve kardeşlik bunu gerektirir. Müslümanın, Müslüman kardeşi hakkında iyi düşünmesi ve ona güvenmesi hem dininin ve hem de insanlığın gereğidir.

İYİ DÜŞÜNMEK VE ONA GÜVENMEK

Bir kişi hakkında iyi düşünmek ve ona güvenmek, onunla ilgili gerekli tedbirlerin alınmasına engel de teşkil etmemelidir. Bu, herkes için geçerli ve hatta gerekli bir kuraldır. İman sahibi oluşundan dolayı Müslüman kardeşimize güvendiğimiz ve hakkında kötü düşünmediğimiz gibi, nefis sahibi olduğumuzdan dolayı da hiç birimizin kötü bir davranış sergilemeyeceğimiz ihtimal dışı değildir. Bir insan hakkında hüsnü zanda bulunmakla birlikte, ona karşı tedbirli olmak birbirine zıt hususlar gibi görülmemelidir. Çünkü evham ve asılsız şüphelere yol açmamak için gerekli tedbire başvurmak daha uygundur. Zira bu tedbir, hem insanı suizandan korur, hem de bu yolla günaha girmesini önlemiş olur. Bütün zanlar ve tahminler değil; ama kimi zanlar, gıybet hâlini almaktan kendini kurtaramaz. İmam Gazali, bunu ‘kalp ile gıybet’ şeklinde tanımlamış; ‘bir kimsenin ayıbını insanın kendi kendine söylemesini’ bile reddetmiş; kalp ile gıybeti, ‘gözü ile kötü bir şeyi görmeden, kulağı ile duymadan, bir kimseye suizanda bulunmak’ şeklinde tarif etmiştir. Buna göre, kötü zan ve tahmin haramdır ve kalp ile yapılan bir gıybettir. Eğer bu kalp ile yapılan gıybet, bir başkasına anlatılırsa iki katlı bir günah söz konusu olmakta ve

ZEHRİN BEDENE GİRMESİNE İZİN VERMEMEK

“Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun; eğer yoksa bir de iftirada bulundun.” (Ebu Davud, Edeb 40) hadisine göre, daha büyük bir günaha neden olunmaktadır. Bu açıdan hem kalp ve dil ile günah işlenmiş hem de iftira edilmiş anlamına gelebilir. Bu nedenle öncelikle kötü tahmin ve zandan sakınılmalı ki, bütün bu günahlara girmekten sakınmış olalım. Zehrin bedene girmesine izin vermemek nasıl önemli ise, kötü zannın ruhumuza girmesine izin vermemek da o kadar önemlidir. Çünkü zehrin bedenimize girdikten sonra yapacağı tahribat çok büyük olacaktır. Bunun gibi kötü zan ve tahminlerin ruhumuza girmesine izin vermek de son derece tehlikeli sonuçlara neden olabilecektir. Biri dünya hayatımızı tehdit ederken, diğeri ebedi hayatımızı tehdit etmektedir. Bu açıdan ebedi hayatı tehdit edenlerden sakınma konusunda daha dikkatli olmak gerekir. Günah olan zan, iyi kimseyi kötü zannetmektir. Günahının affolunmayacağını sanmak, Allahü telaya suizan olur. Müslümanı fasık zannetmek suizan olur. Suizan haramdır. Haram işleyen kimseyi bilir ve onu sevmezse, suizan olmaz, buğd-i fillah olur, sevap olur.

HÜSNÜ ZAN, SUİZANNIN TERSİDİR

Müslümanın bir ayıbını görünce, ona hüsnü zan etmeli, teviline çalışmalıdır! Kalbe gelen bir düşünce, suizan olmaz. Kalbin o tarafa kayması, meyletmesi suizan olur. Hadis-i şerifte, (Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur) buyuruldu. (Müslim) Salih veya fasık olduğu bilinmeyen Müslümana hüsnü zan etmelidir! Hüsnü zan, suizannın tersidir. Bir kimseyi iyi zannetmektir. Hüsnü zan edileceklerin başında Allahü Teâlâ gelir. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâya hüsnü zan etmek ibadettir) buyuruldu. Allah’ın rahmetinin, affının bol olduğunu bilmelidir. Günahlarımız çok olsa da Allahü teâlânın affedebileceğini düşünmek hüsnü zan olur. Elbette bu günahların içinde şirk, küfür yoktur. Ahirette Allahü teâlâ dilerse her günahı affedeceğini fakat şirki, küfrü asla affetmeyeceğini bildiriyor. Dünyada iken şirkten, küfürden Tevbe edeni de affeder. İmansız olarak öleni ise asla affetmez. Müslümanın hüsnü zannı şöyle olmalıdır: Bir çocuk görünce, bunun günahı yoktur, benim günahım vardır. O halde bu çocuk benden daha faziletlidir. Bir yaşlı Müslüman görünce, bunun ibadeti benden daha fazladır, o halde benden daha faziletlidir. Bir İslam âlimi görünce, ben cahilim, bu benden ziyade âlimdir, öyle ise, benden daha faziletlidir. Bir cahil görünce, bu bilmeden günah işler. Ama ben bilerek işlerim, öyle ise, bu benden efdaldir. Bir kâfir görünce, olur ki, dünyadan iman ile gider. Benim imanla gidip gitmeyeceğim ise, belli değildir. Şu halde, benden daha faziletli olabilir diye düşünmeli!

 

Ulusal Gazeteler
18 Kasım 2017 Cumartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar