İSLAMDA CENNET VE CEHENNEM

5.1.2017 19:00:26

Cennet: Allah’ın Kuran’da müminlere bildirdiğinin de ötesinde, tahayyül dahi edilemeyecek, insanın düşünce sınırlarının çok üzerinde çok çeşitli özellik ve güzelliklere sahiptir

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

AYET

İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur. (Nisa,13)

HADİS-İ ŞERİF

Resûlullah (sav) buyurdular ki: Cennetlikler Cennete girdiği zaman Allah (c.c) şöyle buyuracak: “Size daha da vermemi istediğiniz bir şey var mı?” cennetlikler şöyle derler: “Yüzlerimizi ak çıkarmadın mı, bizi Cennet’e koymadın mı, bizi Cehennem’den kurtarmadın mı? ( O yeter).” Rasûlullah sözlerine devam buyurarak: “Cenab-ı Hak perdeyi kaldırır, Cennetliklere artık Rablerine bakmaktan daha sevimli gelecek hiçbir şey verilmiş olmaz.” (Müslim’in rivayeti, et-Tâc, V,423).

DUA

"Allah'ım, bütün hamdler sanadır. Sen, yerin, göğün ve onlarda olanların nurusun. Hamd yine sanadır. Çünkü Sen yerin göğün ve bunlarda olanın yegâne idare edenisin. Ve gene bütün övgüler Sana aittir. Ki Sen, Hak'sın, va'din, sözün, Seninle karşılaşmak, cennet ve cehennem, peygamberlerin, Muhammed (sav)'in kıyamet saati, bütün bunlar haktır. Allah'ım, Sana teslim oldum, Sana inandım, Sana tevekkül ettim, Sana yöneldim, tevbe ettim, senin uğruna mücadele ettim, seni hakem edindim. Gelmiş gelecek, gizli ve açık bütün günahlarımı bağışla. Sen, benim ilahımsın. Senden başka ilah yoktur. Şanı yüce olan Allah'ın güç ve kuvvetinin dışında güç ve kuvvet yoktur."

İSLAMDA CENNET VE CEHENNEM

Cennette daha önce hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşer kalbinin hatırına getirmediği sayısız nimetler Allah’tan bir karşılık olmak üzere müminlere vaad edilmiştir. Allah’ın vaadi ise gerçektir. Allah’ın kendilerini cennetle müjdelediğini, imanları ve salih amellerinin karşılığında bu müjdeye nail olacakları hatırlatılmalıdır. Kuran’da müminlerin melekler vasıtasıyla da cennetlerle müjdelenecekleri bildirilmektedir. Şüphesiz ki bu müjde, cenneti şiddetle arzulayan bir mümin için tarifsiz bir sevinçtir. Allah’a samimi bir kalple iman edip, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan, Allah’ın ve peygamberimizin bildirdiği tüm emir ve tavsiyelerine titizlikle uyan ve yasaklarından da kaçınan; Kuran ahlakını yaşamak için gayret eden kimseler cennet ehlidirler.  İnsan daima her şeyin en iyisini, en güzelini ve en mükemmelini ister Dünya hayatında iken insanın en çok arzu ettiği ve peşinden koştuğu halde tam olarak elde edemediği şeylerin tamamı ve onların daha da ötesinde olan nimetlerin Cennette hazır olduğunu mümin bilir ve buna göre hayat sürmeye çalışır. Ebu Said (radıyallahu anh.) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Cennet ehli gurfelerde kalanları (ehl-i guraf) görürler. Tıpkı, ufukta doğudan batıya giden inci gibi parlak yıldızları gördüğünüz gibi. Aralarındaki fazilet farkı, (gurfe ehlini) böyle yukarıda gösterir. "Bunun üzerine ashab: "Ey Allah'ın Resulü! Bu söylediğiniz, peygamberlerin makamı olmalı, başkaları oraya ulaşamamalı!" dedi. Ancak peygamberimiz (A.S.) : "Hayır! Ruhumu kudret elinde tutan Zat'a yemin olsun ki! Gurfelerde kalanlar (peygamberler değiller), Allah'a inanıp peygamberleri tasdik eden kimselerdir"  buyurdular.  Hadis, cennet ehlinin derece itibariyle birbirlerinden farklı olduğunu belirtmektedir. Öyle ki derecesi üstün olanlara yüce menzilleri vardır. Bunlar, tıpkı yıldızlar gibi parlak görüleceklerdir. Guraf, gurfenin cem'idir. Gurfe ise oda demektir. Ancak, Kur'an-ı Kerim ve hadislerde bir kısım cennetliklerin mazhar olacağı hususi bir mertebeyi ifade eder. Furkan (75. ayet), Zümer (20. ayet) ve Ankebut (58.ayet) surelerinde kendilerine gurfe verileceklerin vasıfları belirtilir. Hadis, bu mertebeye Allah'a iman edip, peygamberleri tasdik edenlerin ulaşacağını ifade etmektedir.

“ONLAR ALLAH’A VERDİKLERİ SÖZÜ YERİNE GETİRENLER VE SÖZLEŞMEYİ BOZMAYANLARDIR”

Ra’d suresinde cennetliklerin vasıfları şöyle sıralanıyor: “Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getirenler ve sözleşmeyi bozmayanlardır. Onlar, Allah’ın gözetilmesini emrettiği haklara riayet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkan kimselerdir. Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için, dünya yurdunun (güzel) sonucu vardır. Bu sonuç da Adin cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih olanlarla beraber oraya girerler, melekler de her bir kapıdan onların yanlarına varırlar ve ‘sabretmenize karşılık selam sizlere! Dünya yurdunun sonucu (cennet) ne güzeldir!’ (derler)”  Mü’minûn suresinde de cennetlik müminler şöyle tanıtılıyor: “Gerçekten müminler kurtuluşa ermişlerdir. Onlar namazlarında huşu içindedirler. Boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler, zekâtı verir, iffetlerini korurlar. Onlar, emanetlerine ve ahitlerine riayet eder ve namazlarına devam ederler. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. Bunlar, Firdevs Cennetine varis olur ve onlar orada ebedî kalırlar.” Rasülüllah buyurdu ki: Allah Teâlâ buyurmuştur ki: “Sâlih kullarıma, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşerin aklına gelmedik nimetler hazırladım.”
CENNETİN 8 TABAKASI BULUNMAKTADIR

 Cennetü'n-Naîm: 13 ayette geçmektedir. Arapça’da "refah, huzur, mutlu hayat" anlamına gelen nimet kelimesinden daha kapsamlı bir muhtevaya sahip olan naîm, insana mutluluk veren maddî ve manevî bütün güzellikleri ifade etmektedir. Buna göre cennâtü'n-naîm; mutluluklarla dolu cennetler manasına gelir. 
Adn Cenneti: En belirgin anlamı ile ikamet etme, ikamet edilen yer demek olan adn, 11 ayette kullanılmıştır. Adn'in, cennetin belli bir bölümünün adı olduğu veya çoğul şeklinde kullanılışına bakarak onun tamamını ifade eden bir isim olduğu anlaşılır. 
Firdevs Cenneti: Özellikle, içinde üzüm bulunan bağ bahçe anlamına gelir. İki ayette geçer. Firdevs, cennetin tamamını ifade eden bir isim olabileceği gibi, onun ortası, en yüksek ve en değerli bölgesinin özel adı da olabilir.

Hüsnâ Cenneti: İyilik yapanlara Allah tarafından daha büyük bir iyilikle karşılık verileceğini, ayrıca buna bir de ilave (ziyade) yapılacağını ifade eden Yunus 26. ayetindeki hüsnâ (daha güzel, daha iyi, en güzel, en iyi) kelimesinin cennet anlamına geldiği müfessirlerin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Ayetteki "ziyade"den maksat da, cennette Allah'ı görme şerefine nail olmaktır. 
Dârüs's-Selâm: Maddî ve manevî âfetlerden, hoşa gitmeyen şeylerden korunmuş olma manasındaki selâm ile dâr/yurt kelimesinden oluşan bu terkip, iki ayette cennetin adı veya tabakası olarak zikredilmiştir. Cennetin esenlik yurdu olduğu şüphesizdir. Gerçek esenliğin ancak cennette bulunabileceği, sonsuz hayatın, ihtiyaç bırakmayan zenginliğin, zillete yer vermeyen şeref ve üstünlüğün, eksiksiz bir sıhhatin sadece orada mevcut olduğu anlaşılır. 
Dârü'l-Mukame: Asıl durulacak yer, ebedî ikamet edilecek yurt manasındaki bu terkip de cennete girenlerin Allah'a hamd ve şükür sırasında bulundukları mekân için kullanacakları bir tabir olmalıdır. 
Cennetü'l-Me'vâ: "İman edip güzel amel işleyenlere gelince, onlar için Me'vâ cennetleri vardır." (Secde: 32/19) 

O GÜN CEHENNEME: "DOLDU MU?" DERİZ,  O " DAHA VAR MI?" DER

Cehennem, Cennet'in zıttıdır. İslam dininde, ahiretteki bir azap yeridir. İnsanlar dünyadaki hareketlerine ve inançlarına göre cennete veya cehenneme giderler. İslam inancında kâfir, müşrik ve münafık olan kişiler öldükten sonra, ahirette, sonsuza kadar cehennemde kalacak ve azap göreceklerdir. Derin kuyu, ahirette kâfir ve günahkâr kimselerin azap çekecekleri ceza yeri. Kur'an-ı Kerîm'de inanan ve  güzel amel işleyen kimselere Cennet vadedildiği gibi (Kehf, 107); kâfir ve

günahkâr kimselere de Cehennem vâdedilmiştir. Kâfir, münafık ve müşrikler Cehennem ‘de ebedî kalırlar, orada ölmezler ve azapları hafifletilmez. Tövbe etmeden günahkâr olarak ölen ve Allah'ın kendilerini affetmediği müminler ise Cehennem ‘de ebedî kalmazlar. Kendilerine günahları kadar azap edilir. Sonra oradan kurtulup Cennet'e girerler ve orada ebedî kalırlar. Allah Cehennemi diğer yaratıklardan önce yaratmıştır ve şu anda mevcuttur, yok olmayacaktır. “Münafıklar cehennemin dibindedirler. Sen onlara asla bir yardımcı ve kurtarıcı bulamayacaksın.” ( Nisa Suresi,145) Kim kötülük eder de, kötülüğü kendisi çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktitler. Onlar orada devamlı kalırlar.” (Bakara,81) Nitekim şu ayet bu durumu gayet açık ifade eder: "Artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucu odun insanlarla taşlardır. O  kâfirler için  hazırlanmıştır. " (Bakara, 24) Cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatır: "Cehennem inkâr edenleri şüphesiz çepeçevre kuşatacaktır. (Tövbe, 49) Cehennem ateşi sönmez:  "Biz sapık kimseleri kıyamet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız. "  (İsrâ, 97) Cehennem dolmak bilmez: "O gün Cehenneme: "Doldu mu?" deriz. O! " Daha var mı?" der. " (Kaf, 30)  "Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. "  (Tahrîm, 6).

7 KAT CEHENNEM VARDIR

7 kat cehennem vardır. İşlediği günaha göre bu katlardan birine gider insanlar.

1.Kat Cehennem: cehennem derler ve azabı, ötekilerinden hafif, daha zariftir. Bu, Muhammet Ümmetinin âsileri için yapılmıştır.

2.Kat Sair: Hristiyanlar buraya girecektir. 3.Kat Sakar: Yahudilerin ebedi durağıdır. 4. Kat Cahim: Mürtedler ve şeytanların azap yeridir. 5.Kat Hutame: Gayya kuyusu bulunur. Kafirlerin yeridir. 6.Kat Leza: Puta tapanlar, ateşe tapanlar ve sihirbazlar için hazırlanmıştır.
7.Kat Haviye: O, mülhitleri, zındıkları, yalancıları ve münafıkları kucaklayıcıdır. Ateşi, harareti, azap ve şiddeti hepsinden üstündür.

CEHENNEMDE SADECE ATEŞ YOKTUR

Cehennem azabı sadece ateş değildir. Birkaçı şöyledir: Soğuk azap, yılan akrep gibi hayvanların sokması, başına topuzla vurmak, aç bırakmak, zakkum yedirerek bağırsakları parçalamak, vücutları büyüterek azabın şiddetlendirilmesi, irinli su içirmek, büyük azap veren pis kokulara maruz bırakmak…

CENNETİN DE CEHENNEMİN DE VARLIGI EDEBÎ OLARAK DEVAM EDECEK

Cennet’in de, Cehennem ’in de varlığı ebedî olarak devam edecektir.  Kur’an ve Sünnet nasları, hem Cennet’in, hem de Cehennem ‘in şu anda mevcut olduğunu, kıyamet, haşir ve hesap süreçlerinden sonra Cennetlikler Cennet’e, Cehennemlikler Cehenneme gittikten sonra orada ebedî kalacaklarını açık bir şekilde ifade etmektedir.  Şu kadar ki, Cennet’e gidenlerin hiç birisi oradan bir daha çıkmayacak, ancak Cehenneme gidenlerin bir kısmı, yani günahkâr müminler, günahları miktarınca azap gördükten sonra azad edilecek ve ebedî hayatlarına cennette devam edeceklerdir.  Ancak; bizim varlığımızın sonsuzluğunun, Allah Teala’nın varlığının sonsuzluğu “gibi” olmayacağını, zira bizim sonsuzluğumuzun da varlığımız gibi “mümkün”, O’nun sonsuzluğunun ise varlığı gibi “zorunlu” olduğunu  unutmamak gerekir.

Ulusal Gazeteler
18 Kasım 2017 Cumartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar