Teknoloji Bağımlılığı Alarm Veriyor!

11.1.2016 19:06:21

Kitle iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile had safhaya ulaşan iletişimsizlik, artık alarm vermeye başladı. Öyle ki iş yerinde, sokaklarda, otobüste hatta ailemizde bile her bireyin elinde bir cep telefonu ya da tablet mevcut ve kimse kimseyle mecbur kalmadıkça konuşmuyor. Sohbet etmek için gidilen kafelerde bile aynı manzara… İnsanların psikolojileri çok bozuk, eskiden sıkıntılar paylaştıkça azalırdı ve kişi rahatlardı, şimdi gerçek manada iletişim ve paylaşım olmadığı için insanlar çok gergin bu da toplumda suç oranlarının artmasına ve kutuplaşmaya sebebiyet veriyor…

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

 

Toplumumuzu uyuşturucu madde bağımlılığı kadar tehdit eden Teknoloji bağımlılığını ve alınması gereken önlemleri İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Barış Yılmaz ile konuştuk.

 

Kitle İletişim Teknolojileri hayatımızın çok büyük bir bölümünü işgal etmeye başladı, Sizce gelişen bu iletişim teknolojilerinin, had safhaya ulaşmış olan iletişimsizlikteki rolü nedir?

 

İletişimi teknoloji olmadan düşünmek mümkün değil. İletişim tarihine baktığımızda da teknoloji ile eş güdüm içerisinde ilerlediğini görüyoruz. İlk çağlardan günümüze kadar iletişim hep teknoloji ile beraber gelişmiş.  İlk dönemlerde yüz yüze iletişim ön plandayken yazının icadı, kâğıdın ve matbaanın icadı ile birlikte günümüze gelen süreçte kitle iletişim dediğimiz kavram artık hayatımızın her alanında mevcut.  Bundan 30 sene önce bu konuları anlatırken internetten ya da akıllı cep telefonlarından bahsetmek mümkün değilken bizim yaşadığımız dönemde bu cihazlar hayatımızda yer almaya başladı. Hatta öyle bir noktaya geldi ki yatarken bile cep telefonuyla uyuyakalıyoruz. Kitap, gazete okumayı bırakıp bunları elektronik ortamda okumaya başladık. Ama bu sadece bir ihtiyaç gidermekten ziyade hastalık haline hatta bağımlılık haline gelmiş durumda. Bağımlılık dendiğinde biz hep uyuşturucu madde, alkol ya da sigara bağımlılığı üzerinde duruyoruz ama aslında teknoloji bağımlılığı bu noktada önemli bir yer kaplıyor. Bütün bu bağımlılıkların yanı sıra teknoloji bağımlılığı dediğimiz süreç de maalesef modern insanın hayatında çok önemli bir yere sahip.  Yani bir teknolojiyi nasıl kullandığınız çok önemlidir, eğer siz bunu doğru yönde ve oranda kullanırsanız bir sıkıntı yok hatta büyük faydası var. ama maalesef biz her şeyde olduğu gibi bu teknolojiyi de artık belli bir boyutun üzerinde çok fazla kullanmaya başladık. Bu da sosyal yaşantımız içerisinde iletişimsizliği de maalesef beraberinde getiriyor.

 

Peki toplumda giderek artan kutuplaşmada da payı var diyebilir miyiz?

 

 

Kutuplaşmayı belki hızlandırdığını söyleyebiliriz. Çünkü sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar insanların belki de günlük hayatta birbirlerinin yüzlerine söyleyemeyeceklerini daha rahat ifade ettiği alanlardır.  Klavyenin arkasından karşıda bir insan olmadan bir şeyleri ifade edebilmek çok daha kolay. Ama bir kişi ile yüz yüze geldiğinizde bir konuyu tartıştığınızda karşınızdaki kişinin gözlerine bakmak onun konuşma tarzını anlayabilmek, vücut dilini okuyabilmek bizim iletişimde en önem verdiğimiz olgulardan biridir. Ama bu sosyal medya bu olguyu ortadan kaldırıyor ve karşınızda kimse yokmuş gibi rahatça her düşündüğünüzü belki de karşınızdakinin kırılacağını düşünmeden ifade edebiliyorsunuz. Tabi bunun bir boyutu daha var kendi kimliğini gizleyerek de paylaşımda bulunabiliyor insanlar. Kimliğini gizlediği içinde daha rahat davranabiliyor. Belki normal hayatta söylemeyeceği şeyleri sosyal medya üzerinden çok daha sert bir şekilde ifade edebiliyor. O yüzden insan unsuru teknoloji ile birlikte ortadan kalktığı için daha sert ve kırıcı bir iletişim tarzı ile karşı karşıya kalabiliyoruz.

 

 Hocam mesela sosyal medyada arkadaşımız olan, paylaşımlarımızı beğenen yorum yapan insanları  yüz yüze gördüğümüzde selam dahi vermediklerini görüyoruz. Bunu da az önceki ifadelerinizle açıklayabilir miyiz?

 

 

evet daha kolay oluyor, İnsanları  arayıp konuşmak  ya da onlarla buluşup bir ortamda buluşmak daha zor geliyor insanlara… ama sosyal medya üzerinden,  internet üzerinden, bilgisayar  yada cep telefonu üzerinden sadece bir dokunuşla bir gönderiyi beğenmek veya ona bir yorum yapmak çok daha kolay geliyor. Sosyal medyanın çok büyük avantajları var. Önemli olan bizim nasıl kullandığımızdır. Eğer siz normal hayatta görüşmeyeceğiniz biriyle sosyal medyada arkadaş olup onun paylaşımları üzerinden yorum yapıyorsanız ve bu size daha kolay geliyorsa bu gerçek ilişkilerin bir nevi deformasyona uğramış olduğunu gösterir.

 

 

İnsanların psikolojileri çok bozuk, eskiden sıkıntılar paylaştıkça azalırdı ve kişi rahatlardı, şimdi gerçek manada iletişim ve paylaşım olmadığı için insanlar çok gergin,  Bu durumu ve az önce bahsettiğimiz kutuplaşmayı, toplumumuzda artan suç oranlarına gerekçe olarak gösterebilir miyiz?

 

 

 

Bu sosyolojik bir boyut, buna sosyologların bir bakış açısı getirmesi gerekir. Benimle çok ilgili bir konu değil ama ben tabi ki de bunun etkili olduğunu düşünüyorum. Daha öncede ifade ettiğim gibi "klavye delikanlılığı" bu kolay bir şey. Sonuçlarının Kendilerine dönüşümün çok kolay olmayacağını düşünüyorlar. Ama bir anlamda orası da bir iletişim ortamı, bu iletişimin tek yönlü olmadığını düşünmek lazım. Karşımızdaki insanın ruh halini, psikolojisini düşünüp hareket etmemiz lazım. Burada sadece sosyal medyayı suçlamak çok doğru değil. Yeni medya kavramıyla hayatımıza giren unsurlara da bakmamız lazım Örneğin; oyunlar, çocuklarımızın oynadığı oyunlara baktığımızda şiddet dolu , psikolojisi bozuk insanların ürettiği bir takım ürünlerle karşılaşabiliyoruz. İşte bir oyun sırasında karşınızdaki insanın kafasından vurursanız  ekstra puan alıyorsunuz örneğin. Siz bunu bilgisayarda sanal anlamda bir gerçeklik olarak 7-8 yaşındaki bir çocuğa sunarsanız o gerçek dünyayla sanal dünyanın ayrımına çok fazla varamaz ve ilerde az önce belirttiğimiz gibi bir suçlu yaratabilirsiniz. Veya psikolojisi bozuk bir birey yaratabilirsiniz. O yüzden sosyal medya değil, yeni medya başlığı altında  bu ortaya çıkan oyunlara piyasaya sürülen oyunlara da  dikkat etmemiz gerekiyor.

 

Yani bu oyunlarda kasıt mı aramalıyız?

 

 

Elbette ki aramalıyız, o oyunların nerelerden kaynaklandığına bakmalıyız öncelikle... Oyun piyasasına egemen olan ülkeler aynı zamanda haber piyasasına da egemen olan ülkelerdir. İletişim dediğimizde televizyonda yayınlanan haberler, diziler, filmler değil, aynı zamanda çocuklarımıza gösterdiğimiz çizgi filmler de aynı kaynaktan servis ediliyor. Belki bazıları masum olabilir ama birçoğunun içeriğine baktığımızda çok da masum olmadığını görüyoruz... Örneğin son dönemlerde çıkan oyunlarda karşımızda düşman algısında Müslüman kişiler olduğunu görüyoruz, veya bir camiyi bombaladığınızda daha yüksek puan aldığınızı görüyoruz. Bu tarz oyunlar çok fazla günümüzde. Bunlara ailelerin çok dikkat etmesi gerekiyor.

 

Sosyalleşmek ve sosyal medya arasında nasıl bir ilişki var? Yani sosyal medya için gerçek bir sosyalleşme diyebilir miyiz?

 

 

Gerçek bir sosyalleşmeyi sosyal medya üzerinden tanımlayamayız. Sosyalleşmenin çok boyutu var, en başta aile geliyor. Arkadaş çevreleri, eğitim kurumları, iş çevreleri, ve tekrar o bireyin büyüyüp kendi başına bir aile kurmasıyla tekrar aile kurup devam eden aileyle sonuçlanan bir sosyalleşme ortamı sağlıklı bir sosyalleşme ortamıdır. Bu tanım günümüzde değişti tabi. Kitle iletişim araçları ve yeni medyanın ortaya çıkmasıyla birlikte aileyle birlikte neredeyse eş zamanlı olarak aileyle birlikte kitle iletişim araçlarıyla da sosyalleşiyor. Sosyalleşmeyi sadece olumlu anlamda kullanmıyorum. Olumsuz anlamda da bir takım sosyalleşme unsurları da  karşımıza çıkıyor yine medyadan örnek verecek olursak 6 aylık bir çocuk TV izlemeye daha o yaşlarda başlıyor ve ölene kadar aynı kitle iletişim araçlarının iletilerine maruz kalıyor. Yani burada son 40 yılda bir kırılma oldu diyebiliriz. Sadece ailenin, sosyal grupların değil, kitle iletişim araçlarının ve günümüzde yeni medyanın sosyalleşme süreci içine girdiğini ve çok da etkin olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Medya dediğimiz şey günlük hayatımız boyunca sürekli maruz kaldığımız bir organ haline geldi. Sabah evden çıkıyoruz, cep telefonlarımızdan hava durumuna bakıyoruz, işe gittiğimizde tweetlerimizi okuyoruz, sonra facebook’tan diğer arkadaşlıklarımıza bakıyoruz. Akşam eve geldiğimizde yineTV karşısında uyuyoruz. Ailemizden çok aslında kitle iletişim araçlarıyla vakit geçiriyoruz. O yüzden sosyalleşmede çok büyük bir etkisi var medya kuruluşlarının ve yeni medyanın. Ama bunu doğru kullanmamız gerekiyor, Doğru kullandığımız zaman ki bunun en büyük göstergesi doğru haber kaynaklarına ulaşmaktır. Bunu doğru kullandığımız zaman doğru bir sosyalleşme yaşamış oluruz. Ama bağımlılık seviyesine gelirse maalesef orda sıkıntılar karşımıza çıkıyor.

 

Peki bu iletişimsizliği önlemek adına neler yapılmalıdır, Siz iletişim Fakültesi Öğretim görevlisi olarak bu noktada  vatandaşı uyarmak adına herhangi bir çalışma içerisinde misiniz?

 

Evet çalışmalarımız var, çalışmalarımız daha çok bilimsel çalışmalar ve beli bir çevreyle sınırlı kalıyor, maalesef en büyük sorunumuz bu zaten. Yaptığımız çalışmaları çok fazla halka ulaştıramıyoruz. Ama bizim yeni dönemle  birlikte  bu anlamda çok büyük  projelerimiz var. İlkokullara ve ortaokullara  gidip medya okuryazarlığı adı altında çocuklarımızı, gençlerimiz bilinçlendirmek. Bilgisayarı nasıl kullanmak ve nereye kadar kullanmak gerektiğini bunun sınırlarını çizebilmek adına mutlaka yapmamız gereken şeyler var. Elimizden geldiğince yapacağız. Bunu önleyebilmek için elimizde bulunan en büyük güç Medya okuryazarlığı dersi... Sanıyorum bu zorunlu hale geliyor son dönemde ve bunun uzman kişiler tarafından verilmesi gerekiyor. Bir resim öğretmeninin bu derse girmesi uygun değildir. Bunun için de yapılan çalışmalar var. İletişim mezunu arkadaşlarımızın medya okuryazarlığı dersine girmeleri bu anlamda çok önemli... Bunu çok önemsiyorum. Bildiğim kadarıyla bu alanda çok fazla yetişmiş akademisyen arkadaşım da bunu destekliyor. İletişim mezunu arkadaşlarımızın mutlaka bu derse girmeleri sağlanmalı…

 

İletişim mezunları bu sıkıntıları önlemede gerekli yeterlilikte mi sizce?

 

Nicelik ve nitelik olarak ayırmak gerekiyor. Nicelik olarak çok fazla… Sayı olarak çok fazla iletişim fakültesiyle karşılaşıyoruz ama önemli olan niteliktir. Önemli olan nasıl bir formasyonla  öğrencileri mezun ettiğinizdir. Kendi adıma şunu söylemek isterim; biz bu konuda öğrencilerimize bütün formasyonu veriyoruz. Medya okuryazarlığı dersinden iletişim teknolojilerine kadar tüm ders içeriklerinde bunu anlatıyoruz. Geçen sene yeni mezun verdik ve mezun olan öğrencilerimizin gayet donanımlı bir şekilde mezun olduklarını biliyoruz. Biz kendi adımıza en azından bunu yapmaya çalışıyoruz.

 

 

 

 

Ulusal Gazeteler
18 Kasım 2017 Cumartesi 1'inci Sayfamız
Reklam

Spor Toto Süper Lig Puandurumu

 

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar