• DOLAR
    7,7355
  • EURO
    9,1024
  • ALTIN
    472,87
  • BIST
    1,1765

GİDEREK YALNIZLAŞMAK

Anlaşılamamak korkunç bir durum. İnsanın kendini anlatamaması, duygularını dile getirememesi ve yalnızlaşması… Değerlerin bir bir yitirildiği bu çağda, yalnızlık pek çoğumuz için pek çok yerde kaçınılmaz oluyor. Bizim gibi düşündüğünü sandığımız insanlarla bile bazen yol ayrımlarında bambaşka noktalara yönelince yalnızlığın soğukluğu yüzümüze çarpıyor. Aynı yola çıkmış pek çok insan yolu birlikte tamamlayamıyor. Siyasette, aksiyonda, hayatın içinde… Yola çıktıklarında bizim gibi düşünüyor sandığımız insanların yolda fikirlerinin bir bir değişmesine şahit olunca hayal kırıklığı yaşamamız kaçınılmaz oluyor. Uzun yıllar, düşünceleriyle oluşturulan ortama zemin hazırlayan insanların bile ‘anlaşılamamak’ yüzünden bir çırpıda üzerlerinin çizildiği ortamı görmek insanı haliyle üzüyor. Elbette bunda sosyal medyanın çok büyük rolü var. İnsanların sosyal medya platformlarında hiçbir somut delile dayanmayan iddialarla hakarete uğraması, psikolojik lince maruz kalması çağımızın korkunç bir hastalığı haline geldi. Sosyal medyada yalan haber koronavirüsten daha hızlı yayılıyor. İnsanı yalnızlığa iten yalan haberler, kışkırtıcı yorumlar, anlaşılamamak ve anlatamamak…

GİDEREK YALNIZLAŞMAK

Anlaşılamamak korkunç bir durum. İnsanın kendini anlatamaması, duygularını dile getirememesi ve yalnızlaşması… Değerlerin bir bir yitirildiği bu çağda, yalnızlık pek çoğumuz için pek çok yerde kaçınılmaz oluyor. Bizim gibi düşündüğünü sandığımız insanlarla bile bazen yol ayrımlarında bambaşka noktalara yönelince yalnızlığın soğukluğu yüzümüze çarpıyor. Aynı yola çıkmış pek çok insan yolu birlikte tamamlayamıyor. Siyasette, aksiyonda, hayatın içinde… Yola çıktıklarında bizim gibi düşünüyor sandığımız insanların yolda fikirlerinin bir bir değişmesine şahit olunca hayal kırıklığı yaşamamız kaçınılmaz oluyor. Uzun yıllar, düşünceleriyle oluşturulan ortama zemin hazırlayan insanların bile ‘anlaşılamamak’ yüzünden bir çırpıda üzerlerinin çizildiği ortamı görmek insanı haliyle üzüyor. Elbette bunda sosyal medyanın çok büyük rolü var. İnsanların sosyal medya platformlarında hiçbir somut delile dayanmayan iddialarla hakarete uğraması, psikolojik lince maruz kalması çağımızın korkunç bir hastalığı haline geldi. Sosyal medyada yalan haber koronavirüsten daha hızlı yayılıyor. İnsanı yalnızlığa iten yalan haberler, kışkırtıcı yorumlar, anlaşılamamak ve anlatamamak…

İnsanı yaşatan Allah’tır. Allah’ın dinine bağlı olan bir insan, insanların yaşaması için mücadele eder, bir insanı öldürmeyi bütün insanlığı öldürmekle eş değer görür. Batıdan ithal sözleşmeleri insanların yaşama sebebi görmek anlayış darlığından başka bir şey değildir. Bu sözleşmenin tabu haline getirilmesi, aksi fikri beyan edenlerin sağdan soldan saldırıya uğraması vahim bir durumdur.

Artık insanların şeref ve haysiyetini bile bir başka insanın ağzından çıkacak iki çift söze bırakabiliyor modern çağ!

Bir insanın iftiraya uğradığında cinsiyeti, kıyafeti yahut tavrı bile kendisini aklaması konusunda önem arz ediyor. Masumiyet karinesi mi? Onu bilen kim. Sosyal medyada iki satırlık twit ile insanları gündem yapıp, linç etmek o kadar kolay ki…

Hucurât Suresi’nden habersiz Müslüman olamayız. Allah’ın bize verdiği aklı, okuduğumuz, izlediğimiz bir şeyin doğruluğunu araştırmakta kullanmak zorundayız.

Seküler çağın korkunçluğunu sık sık yazılarımda vurguluyorum. İnsanlar, tavırlar ve yalnızlıklar…

“Yürekleri kaybedeli çok oldu, Allah ayaklarımızı kaydırmasın.” diyor Mehmet Deveci. Bu çağ en çokta yüreklerimizi yordu.

İyilikle, merhametle ve İslam’ın mükemmel anlayışıyla  bu çağı güzelleştirmekten başka çaremiz yok. Anlaşılmayan nokta şu ki bütün sorunları çözebilecek bir tek yolumuz var ancak ısrarla başka yollara yönelelim diyorlar.  İslam’ın kusursuz olduğunu bildikleri için de Müslümanların yahut Müslüman görünenlerin kusur ve hatalarını bahane ederek İslam’ı devre dışı bırakmak istiyorlar. Bu şekilde oluşturdukları “İslamcılar böyle” algısı ile de trolleri aracılığıyla Müslüman fikir ve düşünce adamlarını itibarsızlaştırmak için gece gündüz uğraşıyorlar.

‘’Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. ‘’ Âl-i İmrân Suresi 54. Ayet Meâli

***

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 40 yıl geçti. Darbe pek çok insanın hayatını perişan etti.  Pek çok insan fişlendi. İdam edilenler oldu. Bu kara leke tarihimizdeki yerini aldı. Rabbim bir daha darbeler yaşatmasın, darbeci zihniyete fırsat vermesin.

Mehmet Akif Ersoy merhumun ifadesi ile “Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!”

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber