• DOLAR
    4,9981
    % 1,72
  • EURO
    5,8336
    % 1,47
  • ALTIN
    195,8134
    % -0,42
  • BIST
    97.210,57
    % 0,27
İnanç Ölmeztoprak
İnanç  Ölmeztoprak
inancolmeztoprak@malatyasonsoz.com.tr
EY INSANLIK!…
  • 0
  • 4223
  • 13 Temmuz 2015 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

                Dünya da ne çok hatir gönül bilmezlik var; aynaya bakip kendi suretini göremeyip alinti suretlerle dolasanlarin sayisi çok mu az; karanlik dünyalarinda, insanlari önyargilariyla yargilayarak tatmin olanlara ne demeli; yolda gördügü yarali bir hayvana sefkatle yaklasip ilgilenebilen kaç kisi kaldi; gerçek bir dost olabilmenin fedakarligini tasiyabilen yada bir baskasi için samimiyetle dua edebilenler nerede kimbilir! …

                Biraz sabir, biraz iyilik, bir parça güzellik, fedakarlik ve emek... Gereken sadece bunlar belki de… Anlamli bir yasamin anahtari mi dediniz! Cevap, sevgi de sakli mutlaka… Ancak çok önemli bir nokta: Kendini sevemeyen; bir baskasini nasil sevsin; yasamin amacini kesfetme gücünü, kendinde nasil bulsun?!… Demek ki sevmek ve sevilmek, tipki insan dogmak ve insan olarak devam edebilmek kadar zor… Isin özü: Saglikli bir anlayis, saglikli bir iletisim ve nefretle degil sevgiyle beslenen bir yasam… Belki de kendimizi, tüm canlilari ve mekanlari sevmeyi, yeniden ögrenmemiz gerekiyor…

                Baskalari ile kurdugumuz iliskilerde temel, kendimiz ile olan iliskimizdir ve sevgimizin yolu, hayatimizdaki tüm alanlarda ana rotamiz degil midir!… Bu rotayla birlikte, 21. yy’in bir gerçegi; zaman, mekan ve insan baglaminda yedigimiz içtigimiz ve yaptigimiz herseyi tüm dünyayla paylasma hirsi neticesi ( sosyal medya ) aslinda hiçbirseyi paylasamaz hale gelmemiz… Kulagimiza hos gelen her seyi, içsellestirmeden kullanir ve tüketir bir durumda olmamiz da ayri bir konu! Pekii, ünlü isimlere ait aforizmalarin disinda, kendimize ait bir söylemimiz kaldi mi acaba! Dünya’ya hiç bakmadigim bir açidan da bakmaya çalismam lazim seklinde yaptigimiz tefekkürleri de unutali epey olduysa demek!… Yani ki; -farkina bile varamadan- bosverdiysek kendimizi; nasil severiz çevremizi, sehrimizi, duygumuzu, düsüncemizi, ülkemizi, bir çiçegi, bir hayvani, bir yemegi, bir insani ve  arkadaslarimizi!…

SU, HAVA, TOPRAK, ATES…

                Anasir-i Erbaa… Su, toprak, ates ve hava… Insanin dört temel unsuru… Her sey insanda tecelli edecekse ve yer kürede tecelli eden herseyin asli insansa; Kuran’i ayetler, insan için ” halaka min turap ” diyorsa; topragin aslini ve görünenin ötesini aramak gerekmez mi!

                 …Vücut, ruh ve kalp iklimini, kainata yazilan yaziyi, kiyamete kadar sürüp gidecek olan insanlik aleminin hikayesini, ahlaki erdemlerimizi, mizacimizi, fitratimizi, temel karakterimizin ne oldugunu, yolculugumuzu, inancimizi, ibadetlerimizi, kimligimizi ve var olusumuzu bir de buradan bakip sorgulamak faydali degil mi? … Öyleyse, özgürlük karakterine sahip en degerli varlik olan insanin kisiliginin çekirdeklerine bakip; onun niçin yaratildigini ve geriye neler biraktigini düsünebiliriz… Sabir, azim, ihlas ve imanla…

HAFIFTEN BIR YAZ KEYFI…

                Çayin demlenmesini bekleyelim, sallama çaylara veda ederken; yürüyüse çikalim, araçlarimizi park halinde birakirken; yasadigimiz sehirde, sehrimizin ara sokaklarinda, tas evlerin önlerinde sallana sallana gezelim, aceleci tavirlarimizdan vazgeçerken; bulutlari, yildizlari, agaçlari  fark edelim,  doganin geçmis zamandan gelen hikayelerini dinlerken; balkondan, terastan bakarken rüzgari saçimizda hissedelim; tarihi yapilarin güzelligini, derinligini yerinde görelim,  gülümserken ve kadim köklerimizi düsünürken; bi’ de çiçekleri düzenleyelim; esnerken ve terlik giymenin keyfini çikarirken…  Bu arada, hepimizin aylak keyifleri de olmali, (özellikle sari sicak yaz aylarinda) öyle degil mi? ; )

SÖZ’LÜGÜMDE BUGÜN: Insan, Allah’a kalibiyla degil kalbiyle ibadet eder / Sabir, hayrin temelidir / Allah’i arayan, O’nu bulur / Yolculuk, kalbin yolculugudur / Herseyin ismi, O’nun ismindendir…  (Abdülkadir Geylani Hazretleri)

                Karincaya: “Böyle gayretli, gayretli nereye gidiyorsun? diye sormuslar. O da: “Kâbe’ye gidiyorum.” demis. Tekrar sormuslar. “Bu topal ve küçücük ayakla mi Kabe’ye gideceksin?” Karinca söyle cevap vermis: ” Evet bu küçük ve topal ayakla” ve devam etmis. “Biliyorum! Oraya ulasamam ama, hiç olmazsa O’nun yolun da ölürüm…”  ( Anonim )

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber