• DOLAR
    5,7884
    %0,66
  • EURO
    6,4038
    %0,20
  • ALTIN
    271,88
    %-0,36
  • BIST
    7,6090
    %0,46
Tahir Sağır
Tahir  Sağır
tahir.sagir@malatyasonsoz.com.tr
EVLAT SEVGİSİNE ENGEL OLMAZ
  • 0
  • 234
  • 17 Kasım 2019 Pazar
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

İki kişi arasında şahit olduğum bir konuşma beni derinden etkiledi:
-Ağabey çocuğun olacakmış, inşaAllah erkek olur .
+Hiç fark etmez kardeşim
-Doğru abi, sağlıklı olsun da ne fark eder ki.
+ Sağlıksız olsa da fark etmez, başım üstüne kardeşim. Rabbim ne verirse …
Bu söz geleneksel klişeleşmiş iyi dilekte bulunma algımı yıkmıştı. ‘’Sağlıklı olsun da ne fark eder’’ demek artık benim için de yetersiz bir dilekti. Sağlıksız olsa da, engelli olsa da ne fark ederdi. Sonuçta evladı olacaktı. Sonuçta Allah-u Teâlâ onun için bu imtihanı verecekti. Sonuçta o çocukta canından bir parça değil mi?  Engelli çocuğu olan aileler onlara daha düşkün ve daha bağlılar. Bu da merhametten kaynaklanıyor. Sağlıksız olan çocuğunu aldıranlar da var elbette. Ancak genel manada evladına kıyamıyor anne babalar. Sonuçta bir can. Canlarından bir can… Zaten çocuğunun mutluluğuyla mutlu olmuyor mu anne babalar?
Çevrenizde engelli çocuğu olan aileler vardır. Onların evlatlarına olan muamelesine bakın, onların şefkatlerine bakın, sabırlarına bakın. Hayata bakış açıları o kadar olgunlaşıyor ki. Merhamet ile bakıyorlar artık çevrelerine. Aslında Rabbimizin ikramıdır bu çocuk. Rabbimiz zaten kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemeyeceğini garanti ediyor. Öyleyse korku ve hüzne ne gerek var? Öyleyse Rabbimizden gelene ‘Eyvallah’ deyip baş tacı etmekten başka ne yol var? Bir engelli çocuğu olan anne ve babanın evladı olarak kendi gözlemlerimden yola çıkarsam bile, hayatımda en kıymetlimin o engelli kardeşim olduğunu, ailemizin adeta prensesi gibi yaşadığını ve vefat ettiğinde bizim için dünyanın en büyük hüznü ve imtihanı olduğunu söylemem gerekiyor. O bizim en kıymetlimizdi. Çünkü varlığı bize huzur veriyordu. Biz onu öyle kabullenmiş, günahsız bir melek gibi evimizin neşesi kabul etmiştik. Annem senelerce onu Allah’ın bir emaneti gibi görüp bakmış, babam onun yanaklarını öpmeden gün geçirmemişti. Ben ve diğer iki kardeşim onu prensesimiz kabul etmiş, hayatımızın en güzel yanı saymıştık. Evin bereketi, neşesiydi…
Engelli çocuğu olan ailelerin en çok karşılaştığı şey, dışarı çıktığında bazı insanların acıyarak, üzülerek bakmaları. Bu bakışlar aslında bir zaman sonra rahatsızlık bile vermiyor. Çünkü sizin için önemli olan evladınızın mutluluğu ve huzuru oluyor. O sizin için utanılacak, kaçılacak bir varlık değil, sizin sevgiliniz. Bir engelli insan görüldüğünde garipseyen bakışlarla bakılması  yerine, eli ayağı öpülecek o kıymetli annesine tebessüm edilmelidir ! O anne için çevrenin verdiği rahatsız bakışların, sorduğu anlamsız soruların hiçbir ehemmiyeti yok. ‘Akraba evliliği mi?’, ‘Doğuştan mı böyle?’ , ‘Ah kızım çok zor çok’ , ‘Yazık’ denilmesi öyle anlamsız ve komik geliyor ki bir noktadan sonra… Çünkü o anne için en büyük mutluluk evladının aldığı nefes. Evladının bir nebze olsun mutlu olması. Dışarıda, alışverişte, lokantada bir kez göz değdikten sonra dikkatli ve inceleyerek bakmak o insanlara rahatsızlık veriyor. Çünkü buna kimsenin hakkı yok. Çünkü onlar o çocuğa acıyarak bakmıyorlar. Onlar onu seviyorlar ve öyle kabullenmişler. O, onların kıymetlisi. O anne baba, onun nefesi ile mutlu oluyor. Allah’ın onların kalbine koyduğu merhametin, sevginin gücü öyle büyük ki. Annelerin ayağına cennet serilir, engelli çocuğu olan bir annenin ayağına ise cennetler serilir. Çünkü onlar Allah’ın kendilerine gönderdiği bu emaneti yüreklerine basmış, onun bakımını üstlenip  gece gündüz ibadet etmişlerdir bu vesile ile Allah’a.
Bir down sendromlu çocuk sokak ortasında annesine şöyle seslendi “Anneee, elimi hiç bırakma…” Annesi ona döndü ve şu tek cümlelik kitaplara eş değer sözleri sarfetti: “Ben hep yanındayım kuzum korkma…” Gözlerimden süzülen yaş ile tebessüm ettim. “Dünya dönüyorsa merhametli insanların hürmetine dönüyor’’ demez miydi ihtiyar nenelerimiz.
Engelli insanlara ve onların ailelerine engel olmamak gerekir. Çünkü en büyük engel kalplerde ve zihinlerde olandır. Onun da ilacı sevgi ve merhamettir. Allah bizi merhametli bir kalbin sahibi olan zarif insanlardan eylesin.
Selam ve Dua İle…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber