• DOLAR
    5,7945
    %-0,54
  • EURO
    6,4492
    %-0,60
  • ALTIN
    278,10
    %-0,48
  • BIST
    94.896
    %0,81
Sevil Aydoğan
Sevil  Aydoğan
sevilaydogan@malatyasonsoz.com.tr
ESKİDEN BULGUR KAYNATIR DEĞİRMENE KALKARDIK
  • 0
  • 251
  • 20 Eylül 2019 Cuma
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Eskiden bulgur kaynatılır değirmene kalkılırdı.

Şimdi nerdeyse yok artık öyle şeyler.

Varsa da kıyıda köşede kalmıştır bu adetler.

Eskiden hemen her ev kışlık yiyecek için bir iki yıllık bulgurlarını grat olarak hesaplar, tay tay alır, büyük kazanlar da konu-komşu ile birlikte, el ele vererek kaynatır, dama serer, kurutur sonra taşını toprağını ayıklar değirmene kalkmaya ahzır hale getirirlerdi.

Sonra evin erkekleri değirmen sahibinden “değirmene kalkma günü” diye gün ve saatini ayarlar, o gün at arabacı Pala dayının arabası ile değirmene kalkılırdı.

Bulgur kaynatılacağı zaman evin veya komşunun dam’ına sermek için izin alarak hazırlanılır, gene konu-komşudan ödünç hılalar alınır, sonra mahallenin en zengininin malı olan kocaman bir kazanı bulgur kaynatma günü alabilmek için o eve gidilir kazan istenirdi.

Bir iki gün öncesinden kazanın altında yakılacak odunlar hazırlanırdı.

Sitiller, bulgur serilecek hılalar hazırlanırdı.

Öncesinde, kazanın altına ateş yanarken konarak pişirilecek olan Arapgir’in o sapsarı, etli, iri güzel biberleri alınırdı.

İri patlıcanlar ve yanına, tam da bu mevsimde o çıkan iri taneli mısırlar da alınır bir gün öncesinden hepsi hazırlanırdı.

Bulgur kaynatma günü tam bir merasim gibi olurdu.

O günün iki gün evvelinde ev de bir telaş bir heyecan bir beklenti olurdu.

O gün geldiğinde ise erkenden kalkılır, bir gün öncesinden evin erkekleri tarafından uzun kuvvetli sırık ağacın iki ucundan kazanın kulpuna takılarak ve tutularak getirilen kazan üç ayak üzerine bahçede veya sokağın geniş olan ve eve yakın olan yere, iri taşlardan yapılan ocak misali yerin üstüne kazan yerleştirilirdi.

Ateş yanar, bulgurlar sitil sitil kazana boşaltılırken gene sitil sitil su ile kazan doldurulur  sürekli altına odun atılarak ateş harlanır, bulgur kaynatılırdı.

Konu komşu o gün “hedik” yerdi bol bol.

Hatta bulgur sahibi tas tas veya tabak tabak komşulara hedik götürür, ikram ederlerdi.

Bunu yapmanın nedeni ise bulgurun bereketli olması inancı idi.

Hediği kazanın hemen üstünden elimiz ile alarak yemenin yanında yine tam bu mevsimde  olmuş olan taze ceviz ile hedik yemenin tadı bir başka olurdu.

Kaynayan bulgur güçlü kadın veya erkekler tarafından sitiller ile dama çıkarılır, orada hılalara serilirdi.

Burada dikkat edilmesi gereken şey bulgurların çok ıslak olarak hılalara serilmemesiydi. Onun için de kevgir veya şaplak ile bulgur iyice süzülür sonra sitillere konur öyle dama çıkarılırdı.

Dam da birkaç gün içinde bulgur kururken sık sık elle karıştırılır bulgur altüst edilirdi.

Derken değirmenden gün alınır, o güne dek kuruyan bulgurlar gene mahalle kadınlar ve genç kızları ile bulgur ayıklanır, değirmene hazırlanırdı.

Değirmene Pala dayı çuvallar ile taşıyacakken hep beli ağrırdı.

“O çuvallar ağırdır, benim belim ağrıyor, kaldıramam derdi” rahmetli.

Zaten hangi işe çağırılsa, yükü arabaya koymaya gelince hep “belim ağrıyor “derdi.

Neyse ki birileri bulgur çuvallarını değirmene taşır, arabanın üstünde kalmazdı yükler.

Değirmende bulgurlar orta bulgur, baş bulgur, yarma gibi kısımlara ayrılır değirmendeki o bölümlere taşınırdı.

Her evin yemek âdeti veya bulgur iriliği nasıl olacaksa değirmen sahibi sorar ona göre değirmen taşını ayarlardı.

Değirmen taşının şakşak’ı daire biçimindeki öğütme taşının üzerinde dönerken çıkardığı ses çok hoşuma giderdi.

Burada bir olay daha vardı ki o da, bulgur ununa pekmez katılır iyice yoğrulur, sıkmalanır ve değirmendekilere ikram edilirdi ki bunun tadına doyum olmazdı ve bunun adına “Toğinik” derlerdi.

Farklı şekillerde öğütülen bulgurlar ayrı ayrı çuvallara konarak tekrar eve getirilirdi.

Hemen hemen bir günümüzü alan değirmene kalkma günü böylece biterken yaklaşık bir hafta süren bu heyecan ve günler sonunda büyük bir tatlı yorgunluk ile iki üç yıl değirmene kalkma olayı bitirilmiş olurdu.

Bulgur değirmenden eve gelince bu kez her bulgur çeşidi evdeki en uygun yer olan neresiyse orada tahtadan yapılmış olan ambara konurdu.

Ambar genellikle üç veya dört göz olur ve her göze ayrı bulgur çeşidi boşaltılırdı.

Ambarın alt kısmında ise gene tahtadan yapılmış olan gözü kaldırıldığında bulgur oradan elimizdeki kaba akardı.

Ne kadar alacağı, pişireceğimiz yemeğe göre ayarlanır ona göre alınırdı.

Şimdi bunlar hemen hemen kalmış gibi ya da büyük şehirlerde kalktı.

Herkes hazır bulgur alıyor.

Oysa değirmene kalkmanın en güzel bir tarafı zevki, heyecanı, tadı vardı.

Şimdikiler bunu nereden bilecekler ki…

Hey gidi günler hey…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber