• DOLAR
    5,6747
    % -0,01
  • EURO
    6,3644
    % -0,05
  • ALTIN
    259,7828
    % -0,08
  • BIST
    101.089
    % -0,75
Tahir Sağır
Tahir  Sağır
tahir.sagir@malatyasonsoz.com.tr
EHL-İ SÜNNETİN ÖNEMİ
  • 0
  • 327
  • 16 Haziran 2019 Pazar
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

İslamiyet’in en muhteşem yaşandığı dönem hiç şüphesiz “Asr-ı Saadet” olarak adlandırılan, Hz. Muhammed (sav) Efendimizin hayatta olduğu dönemdir. Bu dönemde hem vahiy geliyor, hem de en mükemmel açıklayıcı olan Efendimiz’in varlığı ile kafalarda hiçbir konuda soru işareti kalmıyordu. Efendimiz’in (sav) mübarek bedeninin dünyayı terketmesi ile 4 halife döneminde, Müslümanlar yine Resulullah’a (sav) en yakın olan insanların idare ettiği devlette yaşıyorlardı. Zaman hızla akıyordu.  Ashab ve Tâbiîn de bu dünyadan ayrılınca artık Efendimiz’i gören nesil kalmadı. Böylece İslam’ın açıklanması, avama anlatılması ve soruların cevap bulması da ilim ehline büyük sorumluluklar yükledi.  Mezheplerin ortaya çıkmasını da  böyle bir dönem ile açıklamak mümkündür. Sıradan bir Müslüman, gündelik hayatında yoğun bir iş temposu ile rızkının peşinde koşarken ehl-i ilim bu rızık kaygısından uzaktı. Sadece İslam’ı anlama ve anlatma ile mükellefti. Sorulan sorulara cevap buluyorlar, yeni meseleler üzerinde Kur’an ve Sünnet’in ışığında düşünüyorlar, fetva verip içtihat ederek İslam’ın doğru anlaşılması ve yaşanması için gece gündüz uğraşıyorlardı. Ehl-i Sünnet’in yorumlanması ve yaygınlaşması da “Tebeu’t-Tâbiîn” dediğimiz bu nesil vasıtasıyla olmuştu. Yani Resulullah’ı (sav) gören sahabeyi görme şerefine nail olmuş Müslümanlar…
Ehl-i Sünnet’in 4 farklı kaynaktan yayılması da Müslümanların çoğunluğunun en çok bu 4 pınara yönelmesi ile olmuştur. Bölgesel, coğrafi, sosyal şartlar ve birçok neden de bu tercihleri tetikleyen faktörlerdir. Türk’ler arasında Hanefî mezhebinin, Kürtler arasında Şafiî mezhebinin , Araplar arasında Hanbelî mezhebinin, Kuzey Afrika’da Malikî mezhebinin yaygınlaşması bu sebeplerle açıklanabilir. Ehl-i Sünnet’in Müslümanların çoğunluğu arasında bu kadar rağbet görmesinin sebebi Kur’an ve Sünnet’i temel kaynak görüp naklî delillerle meselelere çözümler bulması, ehl-i kıbleyi tekfir etmemesi, cihat–gaza anlayışı ile kıtalara yayılan devletlerin harcını oluşturan temel olması, Müslümanların sahih bilgi ile amel etmesine vesile olup İslam’ı bid’atlerden koruyan bir kalkan gibi durmasıdır. Tarih boyunca Ehl-i Sünnet , sapkın fikirlerin İslam’ın içine sokulmasına engel olmuş, reformlar ile özünden koparılmak istenen seküler din anlayışına karşı çıkmıştır. Hz. Muhammed (sav)’i devre dışı bırakan anlayışın karşısında şiddetle durmuştur. İslam’ın özünü kavrayamamış katı kalpli tekfircilerle de mücadele etmiş, İslam’ı ibadetlerden koparıp felsefî bir görüş haline getiren zihniyetle de fikir mücadelesini sürdürmüştür. Hem dışarıdan, hem içeriden pek çok düşmanın saldırılarına rağmen halkın çoğunluğunun tercihi olmaktan, halkın dini anlayışını şekillendirdiği yegane kaynak olmasından hiçbir şey kaybetmemiştir. Çünkü insanlar ifrat ve tefritten uzak bu sahih anlayışı özümsemiş , aksi fikirlerin dalaletine bizatihi şahit olmuştur. Tarih boyu pek çok sapık fikrin insanları zehirlemesi, zihnen ve fiilen Müslümanlara zarar vermesi apaçık gerçektir. Hz. Ali döneminde zuhur eden Haricilerden günümüzdeki Fetö’ye kadar ehl-i sünnet dışı oluşumların zararları hep büyük kayıplara yol açmıştır. Kur’an ve Sünnet’in temel mesajlarından kopuk fikirleri temizlemek de Müslüman devletleri ve liderleri her zaman yormuş  ve yıpratmıştır.
Ehl-i Sünnet neden çok önemlidir? Ehl-i Sünnet’ten neden taviz veremeyiz? Ehl-i Sünnet’i neden müdafaa etmek zorundayız? Bu soruların cevabı, bizlerin bu topraklarda var olması ile bizzat bağlantılı, sekülerizme dinimizi kurban etmememiz, ahlakı ve toplumun selametini korumamız açısından önemlidir. Ehl-i Sünnet’i yıpratan, geleneğimizle savaşan anlayışa sadece bakın, sadece göz ucuyla dahi olsa inceleyin. Hayat tarzları, düşünce yapıları ve sundukları… Bize ne kadar yabancılar, bize ne kadar uzaklar… İslam’ı, Hz Muhammed (sav)‘siz olarak yeniden güncellemek isteyenler, sünneti inkar edenler, Resulullah’ın (sav) mübarek ve kutsal emanetlerine saygısız ve laubali davrananlar, kendi akıllarına verdikleri, kendi atalarına verdikleri  kıymeti Resulullah’a (sav) çok görüyorlar!
Her gün yeni bir marjinal fikir ve  popüler olma derdiyle itikadımızın temel prensiplerini bile inkar ediyorlar maalesef! Şiarlarını, itikadını korumak her Müslüman üzerine bir vazifedir. Elbette Müslümanlar bir ve birlik olmalıdır. Ancak bu birlik ve beraberlik ‘sahih bir anlayış’ çerçevesinde olmalı. İslam’ın özüne aykırı fikirleri ‘boykot’ etmekte en tabii hakkımızdır. Hz. Muhammed (sav) bizim namus-u ekberimizdir. Hz.Muhammed (sav) ve sünneti, bizim fenerimizdir, aydınlığımızdır. Ne mutlu bu aydınlık yolda yürüyene, karanlığa sapmayana…
Selam ve Dua ile…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber