• DOLAR
    5,9248
    %-0,04
  • EURO
    6,5422
    %0,04
  • ALTIN
    284,66
    %0,04
  • BIST
    93.981
    %-5,10
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
EĞİTİMİN AHLAKÎ KANADI
  • 0
  • 901
  • 25 Eylül 2018 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“Ahlakı güzel olan insan her yaşta güzeldir.”

 

Toplumsal bir varlık olan insan bireysel davranışlarıyla aykırı olmamalıdır. Şayet olursa toplumun ona bir çekidüzen vere(bile)ceğini bilmelidir.

Gerek dinden gerekse sosyal hayatın gereksinimlerinden kaynaklanıyor olsun; bazı uyulması gereken ilkeler vardır. İnsanlar bu ilkeler ekseninde uyum içerisinde düzenli yaşayabilirler.

Aykırı, marjinal hareketler tasvip edilmediği gibi, dışlanıp yalnızlaştırmaya kadar da götürebilir kişiyi. İnsicam içerisinde yaşamak dururken kendini ispatlamak, dikkat çekmek, şöhreti yakalamak gibi ilginç gerekçelerle nahoş tavırlar sergilemek tedavi edilmesi gereken bir nevi hastalıktır.

İlme ve bilime dayalı bir öğretimle çocuklarımıza bilgi aktarımı yapılırken o bilginin ne kadarını hayatında kullanabileceğini hesap etmenin önemi büyüktür. Yıllardır memleketimizde adamına göre değişen eğitim-öğretim sisteminde öz değerlerimizi daima ıskalayıp peş peşe yapılan sınavlarla günü kurtarmaya yönelik pansuman tedbirler alındığı görülmektedir. Kafasında kimi bilgi kirliliğiyle dolaşıp ne yapacağını bilmeyen idealsiz, amaçsız ve ruhsuz bir nesil derde deva, sadre şifa bir atılım, açılım gerçekleştiremediği gibi psikolojisi bozulmuş bir vaziyette bocalamaktadır adeta.

Yeni Millî Eğitim Bakanımız, sistemimizdeki manevî boyut noktasındaki ciddi boşluğu hissetmiş ve görmüş olmalıdır ki: “Biz çocuklarımızı, bir kanadı ilim-bilim, diğer kanadı ahlak olan bir eğitim-öğretimle yetiştirmeliyiz.” şeklinde düşüncesini dile getirmiştir.

Konu dönüp dolaşıp “Değerler Eğitimi” meselesinde düğümlenmektedir. Çocuklarımızın, oturup kalkmasından, konuşmasına, soru sormasına, büyüklere, emsallerine ve küçüklere karşı olan tavrından, toplu taşıma araçlarına binişinden oturup inişine, evden çıkarken okula, derslere girip çıkışına, öğretmenlerini dinleyişine, servis veya başka araçla eve dönüşü ve içeri girişine, çantasını nereye nasıl koyup oturuşuna, selam verip-vermeyişine, anne-baba ve kardeşleriyle konuşma biçimine, kaldırımda yürüyüşünden arkadaşlarıyla olan ilişkilerine kadar bütün hareketleri eğitimin ahlak boyutuyla ilgili hususlardır.

Elbette ki, çocukların ilk temel değerler eğitimini alacağı yer, kendi evidir. Yani anne-baba ve diğer büyükler evin içerisinde nasıl hareket ediyorsa küçükler de onları kendilerine örnek alacaklardır. O bakımdan azami ölçüde dikkat etmek şarttır.

Okullara gelince özellikle öğrenciler her yıl değişen ve artan muhtelif sınavlarla beygir gibi yarıştırılacağı için ve notlar kriter olduğundan ahlakî erdemler çocukların ruhuna, bam teline, gönlüne ve kalbine dokunulmadan bir tek kanatla uçmaları istenmektedir. Öyle ki, eğitim-öğretim camiası maddi ve ilmî boyuta puan kriterleriyle yaklaştıklarından öğrencilerin birçok davranış bozuklukları önemsenmeyip hatta neredeyse hoş görülmektedir. Yeter ki notlar yüksek olsun ve istediği yüksek bir okula yerleşsin.

Sistemimizdeki bu çarpıklığın farkına varıldığı için değerler eğitimi noktasında çok yetersiz bazı girişimlerde bulunulmakla birlikte gerçek manada oturmuş bir tedrisat yapılamadığından her defasında nesillerimiz maneviyatsız bir şekilde maddenin, dolayısıyla da dünyevi bir hırsın kıskacına mahkûm edilmektedir. Oysa “önce ahlak ve maneviyat” olsa, maddiyat boyutu ardından ve üstelik maksada uygun bir şekilde gelecektir.

Bugün çocuğunun hareket ve tavırlarından, davranışlarından, konuşma şeklinden, oturma ve kalkma biçiminden rahatsız olmayan ve bir beklenti çerisinde bulunmayan kaç aile ve öğretmen vardır acaba? Peki, bu beklenti ve taleplere kim nerede, ne şekilde karşılık verecektir?

Bunca deneme ve yanılmalarla ne zaman ruhumuza, kimliğimize, inancımıza, tarihimize ve kültürümüze uygun bir sisteme geçeceğiz de çocuklarımızın bir kanadı maddiyat (ilim, bilim, makam, mevki…), diğer kanadı maneviyat (edep, hayâ, ahlak ve temel asli değerlerimiz…) olacak şekilde rahat bir şekilde uçmalarını sağlayacağız, diye soruyoruz vatandaş olarak. Umarım cevabıyla birlikte yapılması gerekenler artık gecikmeden eda edilir.

Biliyoruz ki:

“Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler.”

“Ahlakın olmadığı bir yerde kanun bir şey yapamaz.”

“Ahlakî dersler (değerler) kitaplarla değil örnek davranışlarla öğretilir.”

“Ahlakî değerler yitirilirse, bir daha kazınılması çok zordur.” (Utanmayan dilediğini yapar.)

“Kişiyi davranışları ele verir.”

“Cahili, altın gibi bilginden daha kıymetli yapan şey, ahlaktır.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber