• DOLAR
    5,9941
    % 0,91
  • EURO
    6,9291
    % 0,68
  • ALTIN
    232,6260
    % 1,53
  • BIST
    98.027,16
    % -0,52
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
EĞİTİMDEKİ RUHSUZ YAPI
  • 0
  • 0
  • 02 Ekim 2018 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

”Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.” (Thedore Roosevelt)

Her şeyin bir özü, olmazsa olmazı ve ruhu vardır. Nasıl ki, ruh bedenden çıkınca vücudun hiçbir organı işlev görmez, eğitimde de terbiye, ahlak, adabı muaşeret olmazsa muhatabın (öğrencinin) belleği bilgiyle doldurulmuş olsa bile kafası ve zihni geliştirilmiş olmaz.

Pedagoglarca öğrencinin dikkat sürelerinin azami 20 dk. olduğu ifade edilse de bizde en az 40 dk. bazı yerlerde 50 dk. Kimi yerlerde de blok ders yapılarak 80 dk. boyunca eğitimsiz bir öğretim yapılmaya devam etmektedir. Üstelik her öğretmen kendi branşını anlatırken öğrenciler ise okutulan bütün derslerden sorumlu tutulup da diğer taraftan sınava hazırlanıyorlarsa yapılan eylemin bu adını ne koymak gerekir bilemiyorum.

Küçük çocukların erken kalkması; uykulu gözlerle derse girmesi, kışın yatsı namazından sonra eve dönmeleri durumu da ayrı bir meseledir…

Genç nüfusu artan bir ülke olarak alt yapı, derslik ve yurtların yetersizliği birçok olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. Çocuklarımız bazı okullarda hâlâ 40 kişilik sınıflarda ders görürken,  devlet yurdu çıksın diye bekleyenler de orada burada perişan olmaktadırlar.

Hayatta belki de hiç işlerine yaramayacak olan derslerin öğrencilere verilerek günün sekiz saatinin doldurulmaya çalışılması pedagojik olmadığı gibi hem öğrenciyi hem de öğretmeni ciddi anlamda yorup yıpratmaktadır. Çok hızlı yaşadığımız bir dünyada böylesi hantal bir yapı birçok öğrenci, öğretmen ve veliyi aslında çok rahatsız etmektedir. Sonra eğitimin zorunlu olarak 12 yıla çıkartılması da ayrı bir yanlıştır. Çünkü okumaya kabiliyeti olmayıp farklı alanlarda yetenek sahibi olan nice öğrencimiz de bu şekilde zorlanmakta, hatta harcanmaktadır.

Yapılacak olan düzenleme, ders sayılarının ve saatinin düşürülmesi, trafik, ulaşım ve servislerin de vaziyeti göz önüne alınarak öğleden önce azami 5 saat dersin yapılarak öğleden sonra da etkinlik ağırlıklı sosyalleşmeye yönelik programların yine öğretmenlerin nezaretinde uygulanması, öğretmen, öğrenci ve veliyi rahatlatacaktır. Aksine öğrenciye mütemadiyen salt bilgi ve farklı dersler yüklemek çok fazla bir şey kazandırmadığı gibi, ciddi bir isteksizlik de doğurmaktadır.

Bütün bunların ötesinde ruhsuz eğitimin boyutlarını olumsuz manada ömrün her safhasında kişinin üzerinde görmek mümkündür. Bunun telafisi için de irfandan söz etmek gerekir. İrfan ruhun ve gönül âleminin tecrübî kazanımlarıdır. İnsanlığın ilim diye bugüne kadar övüp durduğu şey, ekseriyetle eşyanın bilgisini zihne nakletmekten ibaret kalmıştır. Dolayısıyla ilim, sadece akıl ve zihin hamallığı olarak değerlendirilebilir. Bunun için ilmin hikmetle aydınlanmış bir gönül süzgecinden geçirilerek hazmedilmesi gerekir. Ancak bu takdirde ilim, bir üst safha olan irfan ve marifet ile maksadı hâsıl eder. Ruh ve gönül o zaman mutmain olur. Bilakis, ruhun ve gönlün aç bırakılarak zihnin adeta bilgi çöplüğüne döndürülmesi külfet olmaktan öteye geçmez.

Görgü kuralları dediğimiz şeyleri eksik, yetersiz ve eğitimsiz öğretinin sonucu olarak yeni neslin üzerinde maalesef göremiyoruz.  Bozuk davranışlarla düzgün bir toplum ve gelecek inşa edemeyeceğimize göre eğitim ve öğretimimizin,  köklerimize dönüp maneviyata son derece önem vererek gerçek millî yapımıza en uygun hale getirilmesi kaçınılmazdır.  Biz bunu beceremediğimiz zaman şikâyetlerimiz hiç bitmeyecektir.

Çocuklarımızı kapsamlı millî bir eğitimle buluşturup sanal âlemin ve sosyal medyanın acımasız pençelerinden kurtarmalıyız. Çünkü her türlü aykırı, marjinal söz, tavır, tarz ve giyim kuşamı oralardan alarak öncelikle korkunç bir ahlakî dejenerasyona uğruyorlar, sonra da hayat böyle oyun, eğlence ve keyifle sorumsuzca da yaşanabiliyormuş noktasına gelinmektedir ki, bu hal de telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilir. Zira denilir ki:

“Her derde deva bulunur, lakin ahlaksızlık illetini iyi edecek bir ilaç yoktur.”

M. Fatih KAHRAMAN

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber