• DOLAR
    5,7251
    % 0,15
  • EURO
    6,3819
    % -0,05
  • ALTIN
    262,1257
    % 0,60
  • BIST
    102.118
    % -0,43
Nedim Sağır
Nedim  Sağır
nedim.sagir@malatyasonsoz.com.tr
EDEPSİZLİK ÖZGÜRLÜK MÜ DEMEK?
  • 0
  • 1819
  • 25 Nisan 2019 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Farkında ve fehminde olmayı bizlere lütfeden Rabbimin rahmaniyeti ile muamele görmemiz niyazımla.

Eşrefi mahlukat olan insanoğlunun eşrefiyetine esbabı, yaradılışındaki taşıdığı nefha-i Hüda`dır. Bu nefha yani Rabbanî nefes, kendisine lütfedilen ilahî esmaların hamisi olması ve bu esmal arı fehmedip, bilincine varmasıdır. İnsanı insan eden özellik işte budur.

Bu idrak, insanın öncelikle suretine mahzar olduğu Rabbine, Nebisine, Kelamullaha ve hayatını yaşarken kendisine emanet edilen her bir yaradılana takınacağı tavrını belirleyen seviyeli, fikrî, kavlî ve fiilî hayat ölçüsünü anlaması ve anladığını uygulamasıdır.

İşte bu uygulamanın genel manada ifade edildiği kavram, edebdir. Yani edeb, başıboş ve gayesiz yaratılmadığını, sorumluluk ve hesaba çekilme gibi mesuliyet taşıdığını idrak edip, bu idraki hayatının bütün alanında eyleme dönüştürerek yaşamasıdır.

İki dünyanın saadet ve selameti bu ölçüye, haddini ve hududunu bilmeye bağlıdır. İnsana apaçık düşman olan iblisin, Hz.Adem’e (a.s.) ve eşine cennette yaşattığı bir anlık hududu aşan hareketi, edebin tam zıddı olan ayıp kavramıyla insanın ilk karşılaşmasına; bununla beraber utanıp bağışlanma dilemesine sebebiyet vermiştir. Şeytanın insanı ayartmasındaki en etkili vesvesesi, sorumluluk bilinci taşımadan rahat hareket etme arzusu, her istediğine ulaşma hırsı ve daha geniş bir ifadeyle hudud ve had bilmeden “ben” egolarını tatmin etmeye odaklı “özgürlük” adı verilen iblisi tuzağıdır.

Kendisi yaratılmışken yaradanlığa heveslenmesi, hiçbir şeye mâlik değilken kendini sahip ve efendi zannetmesi, her istediğini yapma ve arzu ettiği şekilde hareket edebilme körlüğü, azgınlık, asilik, baş kaldırma gibi tuğyani sıfatların kuvvetlendirilmesi, evet bütün bu edebsiz, gayri ahlaki ve sorumsuz dürtüler maalesef eşrefi mahlukat olan insanı, kendine en büyük düşman olan şeytana kulluğa, özgürlük teranennileriyle sufli yaşantıya mahkum etmiştir.

Gerek bireysel, gerek ailevi ve gerekse toplumsal manada bu yazdıklarımı değerlendirdiğinizde nasıl bir sosyal-içtimai hastalıkla çürümeye doğru gittiğimizi anlarsınız. Etrafınıza adilce ve aklı selimle bir bakın;

Dini, kendi arzu ve menfaatleri doğrultusunda lanse edip, Allah`ın hududunu çiğneyerek, Allah`a gösterilen edepsizlik çağdaş anlayış olarak teşvik haline getirilirken,

Nebevî sünnetin takip ve muhafazasını,”Kur`an bize yeter” adıyla, Kitab’ı ve Resul’u karşı karşıya getirme edebsizliği, insanı haddini bilmez hale getirirken,

Anne ve babaya itaati ve hürmeti, aile olmanın ferdi ve içtimai sorumluluğun kaçınılmaz esası olduğu hakikatini, bireysel özgürlüğe müdahale zihniyetiyle hayattan çıkarılırken,

Karı koca arasındaki huzur ve bereketli ömre vesile olan edeb ve saygıyı, kadının evini mabet gibi kutsal kabul etmesini, kadının erkeğe köleliği gibi gösterilirken,

Aile huzurunun müsebbebi olan kocaya hürmet ve itaati, çocuklarına sahip çıkıp onlara dini ve ahlaki eğitimi vermeyi ve bu konuda en önemli örneğin ebeveynler olduğunu yaşayarak göstermeyi, kadın özgürlüğünün kısıtlanması gibi gösterilirken,

Kendine eğitim ve öğretim veren öğretmenine, hocasına saygısızca davranıp alay etmesini, öğrenci özgürlüğü kılıfı ile hoşgörülüyorsa vah ki vah halimize…

Bu misalleri tek tek sıralamak, anlamak ve düzeltmek isteyen için gereksizdir. Eskimeyen bir atasözümüz der ki: “Anlayana sivrisinek saz, anlamak istemeyen kisiye davul zurna az.” Edeb mahrumiyeti, içtimai bir kansere dönüşmüştür. Her türlü iletişim vasıtaları ile sorumluluk ve ahlak cevheri kölelik olarak gösteriliyorsa, din ve devlet, aile ve toplum en acı tehlikeye doğru adım adım yaklaşıyor demektir.

Mevlâna Celaleddin Rumî (k.s.) Hazretleri, Mesnevî`sinde şöyle diyor: “Allah`tan edebe muvaffak olmayı dileyelim. Edebi olmayan kimse Allah`ın lütfundan mahrumdur. Edebi olmayan yalnız kendine kötülük etmiş olmaz. Belki bütün dünyayı ateşe vermiş olur.”

Edeb; zoraki yapılan şeyleri severek yapmaya dönüştüren en güzel çare,

Edeb; nefse ağır gelerek yapılanı ibadete dönüştüren en verimli kazanç,

Edeb; devleti ve milleti müebbet kılan iksirdir.

Edeb, sevgi ve saygının ortaya çıkması için kaçınılmaz ilahî çaredir. Edebin olmadığı yerde ne huzur ne sevgi ne de ahlakdan bahsedilemez. Rabbim cümlemizi edep tacıyla taçlandırsın…

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber