• DOLAR
    5,7752
    %0,02
  • EURO
    6,3779
    %0,11
  • ALTIN
    270,53
    %0,16
  • BIST
    103.118
    %-0,03
Hanife Sarı
Hanife  Sarı
hanifesarii384@malatyasonsoz.com.tr
DİNLEMEK VE DİNLEMEK
  • 0
  • 203
  • 03 Kasım 2019 Pazar
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Her kesim arasında bazı olumsuzluklara gebe olacak durumlar ya da davranış şekilleri vardır. Mesela karşısındaki kişiler için çoğu insan ‘dinlemiyor beni’ der. Ancak bu toplumuzun kanayan yarası olarak kendini gösterir. Bakıyoruz etrafımıza kim kimi kırmışsa ya da kırılmışsa çoğunlukla biri dinlenmediği için diğeri de dinlemediği için. Eğer dinlense bu durum olmayacak çünkü insanoğlu yaratılışı gereği bir kelimeden birçok farklı anlamlar çıkarabiliyor. Ama burada önemli olan hangi anlamın doğru ve yerinde olduğudur. Bunu anlamak içinde dinlemek gerek. Bunu yapmadan çıkan olumsuzluklardan hep kabahatimizin faturasını başkalarına kesiyoruz.

Okumada da aynı durum söz konusu herkes ben okuyorum diyor ama neyi okuyor… Kimi siyaseti kimi sanatı kimi romanı kimi macerayı kimi aksiyonu kimi de bilimkurguyu okur. Ancak toplum kendi okuduğunun dışında yani okuduğu alan dışında okuyanları hep nedense cahil olarak görür. Halbuki karşıdaki de onu öyle görür hatta kaba bir insan olarak yorumlar, nitelendirir. Burada baskın karakterli olan cahillik kavramını  sürekli dile getirir ve kişinin psikolojini bozmaya kadar söylemini götürebilir… Burada da dar kalıp içine girmiş bir insan söz konusu ve kendi yaptığının dışında bir şeyler yapan insanı kabullenmeyiş var. Burada da kendi kabahatimizin faturasını karşıdakine ödetiyoruz. Okumuşuz kendimizi bir yerlere getirmişiz sanıyoruz ama aslında burada okumadığımızı belli ediyoruz. Okumadan karşıdakine cahil diyoruz ancak asıl cahil biziz onun okuduğunu da okusak onunda konu ile ilgili bilgisinin olduğunu görürüz ve yargılamadan infazı seçmeyiz. Karşıdakinin dediğine kulak verir ona göre gerçekten cahil olup olmadığına bakarız. Okuma dedik burada ama bu da okuma dışında dinlememe ile de alakalı karşıdakine resmen kendi düşüncelerimizi empoze etmeye çalışıyoruz. Onu düşüncelerini ya da tercihlerini dinlemeden, umursamadan onu ‘okumuyorsun’ yaftası ile suçluyoruz.

Çocukları da genellikle dinlemeyiz hatta bazen ne istediğini sormayız bile ancak bu çocuğun içinde kapanması zor olan yaralar bırakabilir. Bunu tüm psikologlar söylüyor zaten. Sürekli ‘sen sus, sen bilme, ben senin için iyi olanı bilirim’ dersek çocuk ilerde içine kapanık kişiliğe bürünecektir, her şeyde bir kurtarıcı söz ya da davranış bekleyecek, tabiri caizse reflekslerini kaybetmiş gibi kös kös oturacak, kendinden vazgeçecek ve belki duyduğumuz bazı intihar nedenleri bu çocukluğundan kurduğumuz cümleler, davranışlar olabilir sonuçta onu gereksiz bir varlık olarak nitelendirmiş oluyoruz. Bu da onu dinlemediğimiz için gelişen olaylar olarak kendini gösterir. Sözlerimizin davranışlarımızın ne gibi sonuçlar doğuracağını bilmeden hatta düşünmeden o an haklı çıkmak adına yapıyoruz ne yapıyorsak.

Öte yandan hep dinlemek dedik ama nasıl dinlemek sadece sözde dinlemek mi yoksa hakkıyla dinlemek mi? Bu çok önemli, aslında sağlıklı bir iletişimin de esas noktası bu.  Genellikle erkekler ya da işine gelmeyenler sözde dinler ve buda bahsettiğimiz olayların vuku bulmasına neden olur. Esas dinlememiz hakkıyla dinlemek olmalı, dur denmesi gereken yerde dur demek devam et denmesi gereken yerde devam et demektir. Gerekirse söylenen tatlı bir dil ile eleştirilmeli gerekirse de övülmeli alkış tutulmalıdır. Her önüne gelen lafa gülen de olmamak her lafa ağlayanda olmamanın dozunu tutturabilmekte esas mesele. Kendimizden taviz vermeden karşımızdakini kırmadan eleştirebilmekte mesele. Ya da sözlerini mübalağa edip çok yüceltmekte dinlemek değil. Dinlemek; karşımızdaki kişinin ne söylediğini önce alıp anlamak sonra kendi değerlerimiz ışığında, onun değerleri ışığında yorumlayıp zaman, mekan  ve günün şartlarını, ayrımını da gözeterek bunu da karşıdakine usulüne göre tatlı bir dille söylemektir. Dinlemek işte budur. Diğer türlü dinlemek için dinlemiş oluruz ve ne bize ne karşımızdakine hiç bir faydamız dokunmaz. Bu sebeple dinlemek ve dinlemek arasındaki ince çizgiyi iyi ayarlamak gerek. Buna ek olarak da sadece put gibi durmak yerine dinlerken onu gerçekten dinlediğimizi göstermeliyiz mesela dinlerken sürekli karşımızdakine bakmamalı ama arada göz teması kurabilmeliyiz. Evet ya da hayır bağlamında katılıyorum ya da katılmıyorum bağlamında el, kol, baş hareketi yapmalıyız. Bu şekilde davranırsak ortaya çıkmış sorunların çoğu eğer diğer şartlar da uygunsa rahatlıkla çözüme kavuşacaktır yada daha başlangıçta hiçbir olumsuzluğa sebebiyet vermeyecektir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber