• DOLAR
    7,6604
  • EURO
    8,9115
  • ALTIN
    458,62
  • BIST
    1,1633
Prof. Dr. Hüsniye Canbay Tatar
Prof. Dr. Hüsniye  Canbay Tatar
husniyecanbaytatar@malatyasonsoz.com.tr
DIN MODERNIZMIN POSTUNA TALIP MI OLUYOR?
  • 0
  • 833
  • 19 Mayıs 2014 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Modern kelimesi, eskiden yeniye geçisi ifade etmek üzere, daha 5. yüzyilda Hiristiyanligi Romali ve Pagan geçmisinden ayirmak için kullanilmistir. Kavram, 19. yüzyilda radikal bir modernlik suuruyla, gelenek ile simdi arasinda soyut bir karsitligi kurmak ve estetik modernizmi ifade etmek amaciyla kullanilmaktadir. Genellikle, 18. yüzyil aydinlanma düsünürlerinin felsefesiyle ortaya çikan, insanligin içinde bulundugu geri durumdan ve hurafe olarak kabul edilen anlayislardan kurtularak, insanligin daha iyiye gidecegi ilerleme düsüncesine dayanan; bilimsel yaklasimi esas alan, sanayilesme ve laiklik çerçevesinde yasanan, dönüsümün adi modernizm konmustur.18. ve 19. yüzyillarda Hiristiyanlik, bilimin söyledikleriyle, bilhassa toplum ve tarih hususunda çelisen iddialar tasimaktaydi. Varlik âlemi ile ilgili tabii bilimlerden gelen meydan okumalardan sonra, sosyal bilimlerden de, dine yönelik ciddi tenkitler gelmeye baslamistir. Sosyal bilimlerde dinî inanç, cehalet, medeniyet öncesi yapilanmalar, insanligin çocukluk çaginin alamet-i farikasi veya alt siniflarin bedbaht hayatlarina riza göstermek için uydurulan kasitli bir yalan olarak ele alinmaktaydi. Ancak bu yaklasim, tabii bilimlerden bilhassa Darvin’in türlerin mensei hakkindaki teorisinden destek almaktaydi. Zira söz konusu teori, türlerin Tanri’nin özel bir yaratisi ile olustugu inancina rekabet etmis, teorinin tercihi ile de bu anlayis öncelik kazanmaya baslamistir. Böylece, modernite, dinî inançlarin yeni bir tanimini dayatarak, modernitenin temeli olan, “insanoglu tarihini yapar” ilkesiyle bagdastirilmistir. Anlam dünyalari formüle etmek, ya da dünyayi anlamlandirma görevi de izmlere yüklenmistir. Bunlardan baslicalari olan, serbest piyasa ile planli ekonomi, birbirinden farkli olsa da, “tarihi görmezden gelmek, yoksulluk ya da dislanmaya mahkûm ettikleri yasam tarzlarina karsi asagilamalarinda, tüm tarihi boyunca aydinlanmaci düsünüsün merkezî geleneklerine damgasini vuran ayni akilci kibri ve kültür emperyalizmini tasirlar.” Dünya anlamlandirilirken, anlam dünyalarinin bir kismi oldugu gibi, o dünyada yasayanlarin çogunlugu da dünyanin kiyisina itilmistir.       Weber kültürel modernligi, din ve metafizikle ifade edilen aklin;  bilim, sanat ve ahlak olmak üzere, üç özerk alana ayrilmasi seklinde ifade etmistir. Aydinlanmada, neredeyse genel tavri olusturan dinin ihmal edilmesi ve zamanla ortadan kalkacagi beklentisi; Weber tarafindan, “dünyanin büyüsünün bozulmasi” seklinde ifade edilmistir. Büyünün bozulmasiyla, siyasî ve idari sistemlerin kutsalliktan arindirilmasi kastedilmistir. Rasyonellik ve evrensel bir para ekonomisi marifetiyle, beserî dünyanin, rasyonel bakis açisiyla anlatilmasini engelleyen geleneklerin ortadan kaldirilmasi ise, büyü bozucu gelismeler olarak ifade edilmistir. Freud, çocukluk döneminin çaresizliginden kaynaklandigini iddia ettigi dinin, “kalici bir kazanim degil, uygar bireylerin çocukluktan eriskinlige geçerken yasadigi bir nevroz”, oldugunu belirtir. Kapitalizm ile Protestanlik arasindaki münasebeti vurgulayan Weber, ” Protestan ahlaki rasyonel kapitalizmin zorunlu bir ön kosulu olsa da ve bu nedenle kapitalist üretim tarzlarinin bütün ruhu ile uyumlu ise de, gelismis kapitalizmin Protestan bir dünya görüsünün sürekliligine bagli olmayacagini ileri sürer.” Marks ise, dini, insani iliskilerdeki çeliskilerin ideolojik bir ifadesi olarak görür. Merhametsiz bir dünyanin kalbi olarak din, sosyal çeliskileri, teselli sunarak yatistirsa da, daha iyi bir dünya hayali sunarak devrimci bir ruh ya da durum da yaratabilir. Sol isçi hareketi, hasmi olan muhafazakâr Hiristiyan hiyerarsi ile karsi karsiya geldigi için, din karsitligi, dinsizlikle es anlama gelmistir. Belki de bu yüzden, Marks’in “din toplumun afyonudur” cümlesinin, sonundaki “insanoglu bu afyona ihtiyaç duyar” ibaresine deginilmeden, kullanilmasina yol açmis veya tercih edilmistir. Oysa S. Amin, hayat ve anlamina dair sorular sormaktan vazgeçemeyen “metafizik bir hayvan” olarak niteledigi insanin, bu tavrini birakamadigini belirtir. Dolayisiyla, dini hareketleri metafizik merakla iliskilendirir. Sonuçta, insanlar bu sorulara, ya mensubu oldugu din çerçevesinde cevaplar verir ya da kendi cevaplarini ileri sürer, nihayetinde her türlü soruyu sormaktan vazgeçer.  Marksist anlayista din, toplumlari zulüm ve sömürüden kurtarabilecek olan, devrime engel olarak görülmektedir. Kapitalizm ise, canliligini borçlu oldugu milyarlarca dolar sarf edilen reklam sayesinde artiran ve beseri ihtiyaçlarin çok ötesindeki tüketimcilik ve gizli maddecilige baglidir. Baslangiçta din, müstemleke yönetimin mesrulastirma araci halinde hizmet ederken, modernizmle birlikte onun gücünün küresel çerçeveye tasinmasina yol açmistir. Nitekim Balfour Bildiri’sinde Ingilizler, II. Dünya Savasi’ndan yillarca önce, Filistin de hür bir Israil devleti vaat ediyordu.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber