• DOLAR
    6,8685
  • EURO
    7,8251
  • ALTIN
    398,10
  • BIST
    1,1393

DEPREM KORKUSU…

DEPREM KORKUSU…

Deprem hepimiz için korkutucu bir afettir.

Yaşadığımız üzücü bir afet sonrası yaşanmış olan can ve mal kayıpları yaşadığımız problemlerin tetiklenmesine sebep olabilir.

Birden ve beklenmedik durumda başlayan ya da daha az görülmekte olan kalabalık yerler gibi bilinen ortamlarda (agarofobi olarak adlandırılan panik bozukluk) geliştirilen ya da oluşan ve giderek şiddetlenerek bireyin dehşete kapılmasına sebep olan panik ataklar, göğüs ağrısı, çarpıntı, terleme ve nefes darlığı gibi belirtiler yüzünden kalp krizi ile karıştırılabiliyor.

Bireyler başlarına kötü bir şey olacak korkusuyla hastane ve çevresinde günlerini geçirebiliyor.

Bu afet yaşanılırken akıllara ilk olarak can ve mal kayıplarını, büyük bir korkuyu, paniği getirmektedir. Deprem korkusu kişilerde; titreme, terleme, nefes darlığı, baş dönmesi, sallanma, kalp çarpıntısı, kalp hızında artış, baş ve vücutta görülen bir çok ağrı ya da uyuşma gibi birçok fiziksel belirtinin yaşanmasına sebep olabilir.

Depremi yaşayan kişilerin olumsuz bir çok duygu geliştirmesi normaldir.

Deprem ile ilgili yaşanılan korkunun normalin üzerinde korku derecesine sahip olması ve bu korkuya büyük bir anlam yüklenmesi ; ‘ Deprem Fobisi’ yaşanmasına sebep olabilir.

Bu fobiyi yaşayan bireylerde diğer fobilerden farklı olarak bireyin sadece kendisine değil, korkulan durum bireyin ailesini, yakınlarını, çevresini hatta toplumu da içerisine alan çok daha geniş kapsamlı ve dehşet verici bir özelliği içermektedir.

Depremin yaşanıldığı bölgede bulunup bizzat depreme şahit olan bireylerde ‘travma sonrası stres bozukluğu’ olarak adlandırılan problemi yaşama daha sıklıkla görülmektedir.

Yaşanılan Panik bozuklukta Psikiyatrist ve Psikolog işbirliğinde, iki tür tedaviyi içeren; ilaç tedavisi ve psikoterapi birlikte uygulandığı taktirde daha büyük başarı elde edilmektedir.

Kullanılan ilaç tedavisi; kişide beyin sinir hücrelerindeki bozuk olan biyokimyasal aktiviteyi düzenlenmesini sağlayan ilaçlarla minimum bir-iki yıl sürdürülmektedir.

Bununla birlikte kullanılan bireylere panik atağı oluşturan belirtilerden korkmamaları için düşüncelerinde değişim oluşturmalarının bilişsel yeniden yapılandırmayı sağlayan nefes, kas ve gevşeme egzersizleriyle birlikte kullanılan bilişsel davranışçı terapiyi içeren psikoterapiler uygulanmaktadır.

Yaşanılan korku ve kaygının sebep olduğu rahatsızlıkların agarafobi geliştirilmesi durumunda, bireyin yaşamdaki işlevselliğini oldukça düşürdüğü, bireyi yalnızlaştırdığı ve sosyallikten uzaklaştırdığı görülmektedir ve bunun önüne geçilmesi için Uzman yardımıyla tedavi alınması oldukça önem arz etmektedir.

Seren Karabulut

Uzman Klinik Psikolog

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber