• DOLAR
    7,6718
  • EURO
    8,9870
  • ALTIN
    469,24
  • BIST
    1,1710

Covid-19 ve Kaygı; Pandemiye Psikolojik Bakış

Yaklaşık 9 aydır dünya gündeminin ilk sırasında yer alan covid-19 ve psikolojik etkisi hakkında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ABD Başkanı ve Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Ünal ile konuştuk. Açtığımız pencerede süreç içerisinde konunun nasıl bir ruhsal ve fiziksel sorunlara, var olan bir psikiyatrik hastalığa sahip kişilerde de nasıl bir etki bırakacağına ve bu etkinin nasıl bertaraf edileceğine dair bilgiler aldık

Covid-19 ve Kaygı; Pandemiye Psikolojik Bakış

Yaklaşık 9 aydır dünya gündeminin ilk sırasında yer alan covid-19 ve psikolojik etkisi hakkında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ABD Başkanı ve Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Ünal ile konuştuk. Açtığımız pencerede süreç içerisinde konunun nasıl bir ruhsal ve fiziksel sorunlara, var olan bir psikiyatrik hastalığa sahip kişilerde de nasıl bir etki bırakacağına ve bu etkinin nasıl bertaraf edileceğine dair bilgiler aldık

Önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkan Covid-19 Pandemisi’nin meydana getirdiği kaygı ve korkunun insanlarda nasıl bir etkiye neden olacağını dile getiren İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Başkanı ve Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Ünal Kaygı ve korku sık olarak karşılaşılan duygulardır. Belirli bir düzeye kadar normal kabul edilen bu duygular aşırı olduğunda ruhsal ve fiziksel birtakım sorunlara neden olurlar. Dozunda ve kontrol edilebilir düzeydeki kaygı kişinin ruh ve beden sağlığını olumsuz etkilemeden tedbirli olmasını sağlarken; uzun süreli ve aşırı kaygı ise kas gerginliği, gevşeyememe, düşüncelerini toplama güçlüğü, uykusuzluk, huzursuzluk, endişe hali ve yorgunluk gibi belirtilere neden olur. Kaygı stres hormonlarının salgılanmasına yol açar. Yüksek kaygı bu hormonların dengesiz salınımına neden olarak yüksek tansiyon ve kan şekeri değişiklikleri gibi fiziksel sağlığa zararlı etkiler oluşturabilir. Aşırı kaygı ve stres bağışıklık sistemini de olumsuz etkiliyor. Pandemi süreci herhangi bir ruhsal rahatsızlığı olmayan insanlarda birtakım ruhsal sıkıntılara yol açabileceği gibi, zaten var olan bir psikiyatrik hastalığa sahip kişilerde hastalığın alevlenmesine de yol açabilir. Virüse maruz kalınmasa da kişilerde hasta olma ya da ölüm korkusu, çaresizlik hissi meydana gelebilir. Yaşanan bu duyguların yoğunlaşması kişinin daha da zayıf düşmesi ile sonuçlanır. Pandemi döneminde depresyon, yalnızlık hissi, çaresizlik, ümitsizlik, kaygı ve panik hali, yoğun korku ve endişe, sinirlilik, tahammülsüzlük, konsantrasyon güçlüğü, aşırı zihinsel uğraşlar ve düşünceler, uyku ve iştah sorunları ve bedensel sorunlar hepimizin yaşayabileceği ruhsal sıkıntılardır.  Dolayısıyla, Covid-19 korkusu kaygıyı artırıyor. Bazı kişilerde daha yüksek düzeyde Covid-19 korkusu mevcut. Evden çıkamayan, mikrop bulaşmıştır korkusuyla dışarıdan gelen yiyecekleri yiyemeyen, dışarı çıktığında ise aşırı korunaklı kıyafetlerle çıkabilen ve dışarıda geçirdiği kısa zamanın nerdeyse tamamını aşırı düzeyde salgın korkusu ile geçiren insanlar var. Bu kişiler kaygı bozuklukları için daha duyarlı hale geliyorlar.” İfadelerine yer verdi.

COVİD-19 KAYGISIYLA NASIL BAŞ EDİLİR?

Covid-19 kaygısıyla nasıl baş edileceğine dair önemli ipuçları da paylaşan Prof. Dr. Ünal şunları sözlerine ekledi: “Covid-19’dan dozunda korkmak önlemler almamıza ve doğru bilgiler edinmemize yardımcı olur. Durumla orantılı kaygı bizim için sağlıklı ve yararlıdır. Ancak durumla orantılı olmayan, kontrol etmekte zorlandığımız kaygı işlevselliğimizi bozmakta ve tedbir almamızı güçleştirmektedir. Amaç tümüyle kaygıyı ortadan kaldırmak değil yapıcı bir düzeyde tutabilmektir. Kaygımızla başa çıkarken kendimize şu soruları sorabiliriz: “En yoğun şekilde kaygı hissettiğimiz anda aklımızdan neler geçiyor? O sırada ne düşünüyoruz?”  Bu sorularla düşüncelerimizi inceleyerek durumla orantısız, belki çok abartılı ve bizim için yararlı olmayan düşünceleri fark edebiliriz. Sonra da bu düşüncelerin yerine bizim için alternatif düşünceler oluşturabiliriz. Böylece oluşturduğumuz alternatif düşüncelerle kaygı düzeyimizi azaltmamız mümkün olacaktır. Belirsizliğe tahammül edebilmeliyiz. Salgınla ilgili belirsiz olan konular üzerine odaklanmak kaygımızı artırmaktadır. Örneğin, bu salgından ne zaman kurtulacağımızı, ne zaman ilaç veya aşının bulunacağını tekrar tekrar düşünmemizin kaygımızı artıracağı gibi.  Doğru kaynaktan bilgi edinmeliyiz. Yetersiz ve yanlış bilgi de korku ve kaygıya neden olur. Doğru kaynaktan edinilen bilgi kaygıyı önlemeye yardımcı olur. Bu bilgileri Sağlık Bakanlığı gibi resmi kurumlardan almalıyız. Çocuklar genel olarak çevrelerindeki yetişkin insanlardan gördüklerine tepki verirler. Ebeveynler çocuklarına en iyi desteği Covid-19 ile sakin ve güvenli bir şekilde başa çıktıklarında sağlayabilirler. Yani çocuklara rol model olmak gerekir. Covid-19 salgını tamamen sonlanana kadar hayatımızın bir parçası olarak kabul edeceğiz. “Yeni Normal”e uyum sağlayacağız. Fiziksel mesafeye dikkat ederek sosyal bağlarımızı güçlü tutacağız. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmez unsurları olan iyi uyku uyumaya ve sağlıklı beslenmeye dikkat edip düzenli olarak egzersiz yapacağız. Maske, fiziksel mesafe ve hijyen kurallarına tam uyduğumuz takdirde daha güvenli ve daha az kaygılı bir yaşam sürdürebiliriz.”

 

A.Vahap Kaygusuz- Hanife Sarı

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber