• DOLAR
    5,5531
    % -0,52
  • EURO
    6,3374
    % 0,20
  • ALTIN
    219,5162
    % 1,26
  • BIST
    91.342,83
    % 1,27
Tahir Sağır
Tahir  Sağır
tahir.sagir@malatyasonsoz.com.tr
Çocuk Deyip Geçmeyin
  • 0
  • 0
  • 01 Kasım 2018 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Hayat, mesafesini Allah’ın tayin ettiği bir yolculuktur. Bu yolculuk uzun ya da kısa , rahat ya da sıkıntılı, kalabalık veya yalnız gerçekleşiyor. İnsanlar tanıyoruz, tanıdıklarımız eksiliyor yahut artıyor. Bazen neşeli bazen elemli ama muhakkak hedefe varan bir yoldayız ömür yolculuğunda.

Bu ömür yolculuğunun ilk zamanlarında masumiyet evresi olan bebeklik ve çocukluk süreci geliyor. Buluğ çağına kadar süren bu dönem ömrümüzün sonuna kadar hep özlemle yad edeceğimiz günlerden oluşuyor. Sorumluluk sahibi olmadığımız, anne ve babamızın dizinin dibinde geçen, hayatın zorluklarını sadece dışarıdan gözlemlediğimiz , mutlu olmayı her şartta başardığımız çocukluk dönemi yavaş geçtiğini düşündüğümüz ancak ileride keşke daha da yavaş geçseydi hatta zaman oraya dönüp takılı kalsa diye yakınacağımız anlar. Çocukluk süreci insanın her şeyden etkilendiği , her şeyle iletişim kurabildiği , zihninin şekillendiği , psikolojisinin en hassas olduğu dönem. Her şeyden bir pay çıkaran çocuk, her olaya , her nesneye , her kişiye bir yorum yapabilme gücüne de sahip . İzlediği çizgi filmden dışarıda gördüğü delikanlıya kadar herkesin tavrı cazip ve gizemlidir çocuk için. Her fikre açıktır . Sevgiyi de aşılamak kolaydır ona , düşmanlık ve nefreti de.

Anne ve babasından ilk dersleri alan çocuk okulla tanışır. Okul da hayatında kuşkusuz en önemli yere sahip kurum olacaktır. Öğretmeninden  arkadaşlarına, kitaplarından  kalemlerine kadar her şey onun için yeni bir dünyanın kapılarını açar. Birey olma sürecine giren çocuk okulda hem yeni şeyler öğrenir hem de farklı yaşantıları olan arkadaşlarıyla etkileşime girer. İşte bu süreçte ilk sorgulamalar , ilk kızgınlıklar ve farklı arayışlara (zihnen) ilk kez kapılarını açmaya başlar. Maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğu zengin bir ailenin çocuğunun eşyalarını yaşantısını içten içe benimser ve kendisini mutsuz hissetmeye başlar . Onun beslenme çantasında belki de hayatında hiç tadamadığı yiyecekleri görür , marka kıyafetleri , çantayı , ayakkabıları görür ve bu süslü nesnelerin ışıltısına kapılır. Okullarda bu yüzden tek tip kıyafet , belirli besinlerden oluşan tek tip beslenme çantası çok önemlidir. Çocuk yoktan anlamaz. Maddi sıkıntı, asgari ücret , hayat şartları onun dünyasına yabancı olan kavramlardır. Bu yüzden uygun bir zemin oluşturmak , çocuğun zihin dünyasını karıştıracak şeylere fırsat verilmemesi önemlidir. Okullarda psikolojik hizmetlerin eksikliği de burada göze çarpıyor. Eğitim ve öğretim verilirken aynı zamanda çocuğun psikolojisi de ihmal edilmemeli, şartlar buna göre dizayn edilmelidir.

Ülkemizde çocuklara andımızı okutmaktan daha önemli şeylere ihtiyacımız vardır. Çocukların fiziksel, ruhsal , maddi ve manevi olarak yaşantılarının düzeltilmesi gerektir. Birbirlerini sevmenin , tahammül etmenin , ortak evrensel değerleri yaşatmanın gerekliliği öğretilmelidir. Kürt, Arap, Ermeni, Rum da olsa bu ülkenin vatandaşı olan bir çocuğun kendi öz kültürünü kaybetmeden iyi bir vatandaş olması esas aşılanması gereken konudur.

Çocuk yapılan her şeyi hafızasına kaydeder. Okuduğu , izlediği , duyduğu her şey bilinçaltına işler ve gün gelir açığa çıkar . Ailesinde huzursuzluk gören , mutsuz bir ailede yetişen çocuk muhakkak bunun sancılarını ilerleyen zamanlarda çeker. Okulda dışlanan , kendisini ifade edemeyen çocuk bunun etkisini iş ve aile yaşantısında da sürdürür zaman ilerledikçe. Şiddet gören , korkutulan , şımartılan , eğitilmeyen her çocuk muhakkak bunun psikolojik ve ruhsal etkilerini yaşantısında görür.

Çocuğun yetiştiği aile yaşamının ilk eğitim merkezidir . Anne ve babası huzursuz , ayrı , mutsuz her çocuk bu ilk eğitim sürecinde derin bir yara alıyor. Kendisini dışlayıp  içe kapanıyor ve toplumdan soyutlanıyor. Eğer okulda onu kazanacak formasyona sahip olmayan öğretmenlerle de karşılaşırsa ikinci kez aldığı yara ile ciddi bir travma yaşıyor. İçe kapanık , ezilmiş ruh hali şiddetini arttırıyor ve bir ömür yakasına yapışan ruhî  ıstıraplardan kurtulamıyor.

Huzurlu bir ortamda yetişen çocuk ise daha sosyal ve kendi haklarını savunacak kadar atılgan oluyor. Şımartılan çocuk ise hayatı boyunca kendisine eşlik eden hırsın pençesinden kurtulamıyor. Her istediğini alan, her şeye rahatça ulaşabilen çocuk yokluğa tahammülü bilmiyor ve zor süreçlerle baş edemiyor hayatı boyunca. Sürekli dışlanan , hor görülen çocuk ise ezik bir karaktere sahip oluyor , içe kapanıyor ve asosyalleşiyor günden güne. Okulun önemi burada ortaya çıkıyor. Küçük yaşlarda psikolojisi yara alan yahut yanlış yetiştirilen çocukları topluma kazandırmakta öğretmenlere düşüyor. Donanımlı, çocuk ruhundan anlayan her öğretmen çocuk için hayatının en büyük fırsatıdır.

  1. yüzyıl modern çağ. Bu çağda çocuklarımızı koruyabilmek, onların iyi bir eğitim alması ile mümkündür. Sevgiye doyurulan çocuk dışarıda sevgi aramaz, tolerans gösterilen çocuk anlayışı yabancılardan beklemez. Ahlaklı ve inançlı yetiştirilen her çocuk geleceğin büyük adayıdır. İyi bir çocukluk demek iyi yetişen bir vatandaş demektir. Hiçbir çocuğu küçümsemeyin. İnsanlık tarihini değiştiren her adam bir zamanlar çocuktu.

 

Selam ve dua ile…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber