• DOLAR
    5,8035
    %0,25
  • EURO
    6,4856
    %0,56
  • ALTIN
    274,52
    %0,34
  • BIST
    7,7613
    %1,68

Büyükerşen Öğrencilerle Buluştu “Farklı ve Yaratıcı Düşünün!”

Öğrencilerle söyleşide bir araya gelen Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen deneyimlerinden yola çıkarak önemli tavsiyelerde bulundu. Söyleşi de döneminde var olan imkânları sırlayan ve bunları nasıl fırsata çevirdiklerini aktaran Büyükerşen, “Kendin pişir kendin ye mantığını güdün, farklı ve yaratıcı düşünün” dedi

Büyükerşen Öğrencilerle Buluştu “Farklı ve Yaratıcı Düşünün!”

Öğrencilerle söyleşide bir araya gelen Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen deneyimlerinden yola çıkarak önemli tavsiyelerde bulundu. Söyleşi de döneminde var olan imkânları sırlayan ve bunları nasıl fırsata çevirdiklerini aktaran Büyükerşen, “Kendin pişir kendin ye mantığını güdün, farklı ve yaratıcı düşünün” dedi

Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen TED Malatya Kolejinde öğrencilerle önce kahvaltıda bir araya geldi ardından söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşiye Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP İl Başkanı Enver Kiraz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ve çok sayıda öğrenci, veli, öğretmen ile partililer katıldı.  Yapılan söyleşide Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen: “Ben aslında bir öğretmenim.  Kader beni belediyeciliğe doğru yönlendirdi. Belediyecilik 1999 yılında başladı. Akademisyenlik yıllarımda her seçimde ya da parlamentoda bir boşalma olur da onun yerine ara seçimler dediğiniz seçimler yapılarak yeri doldurulurdu bana da her seferinde siyasi partilerden mutlak surette doçent olduğum dönemden itibaren talip olmamı isterlerdi ben de nazik bir şekilde red ederdim. Gençleri yetiştirmek benim için kutsal bir görev dolayısıyla siyaset bana göre değil ben izin verirseniz size teşekkür ederim ama hoca olarak kalmak istiyorum derdim. Dönemimizde üniversiteye yerleşmek için öğrenciler kapı önünde kuyruklar oluşturuyordu, her isteyen üniversiteye gidemiyordu belli sınavdan geçmek gerekiyordu aldığınız puana göre sıralamaya dahil oluyordunuz o sıralamaya göre de üniversiteye başvuru yapabiliyordunuz. Fakat üniversite imkanları sınırlı olduğu için öğretim üyesi, profesörü, zaten üniversite sayısı da çok azdı o tarihlerde. O zamanlar Güzel Sanatlar Akademisi olarak sınava girdim kazandım fakat benden sonra 2 kardeşim vardı. Orayı kazandığımı babama söylediğim zaman 2 kardeşin daha var ben İstanbul gibi bir yerde seni nasıl okutacağım dedi. Burs gibi imkanlarda yoktu. Büyük işletmeler yoktu burs verecek sadece hizmet karşılığı eğitim yardımı derler de çok az bir miktar vardı. Babamın o üzüntülü halini görünce dayanamadım, okumuyorum dedim. Okuma imkanı olmayan büyükşehirlerde işçi olmak isteyen Ankara okuluna yazılırdı çünkü orada yoklamaya tabi tutulmazdı öğrenciler kitabı varsa onları alır çalışır ve sınava öyle girerdi, oraya gittim, kaydoldum.  Daha sonra matbaada çalıştım gazete çıkarttık  sonra gazeteciliğe başladık. Eskişehir’de yapılan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi olduk orayı bitirdikten sonra Öğrenci Talebe Temsilciliği kurdum diğer değişle öğrenci cemiyetini kurdum, başkanlığını ve genel sekreterliğini yaptım. İngiltere’ye gittim. Nihayet Akademi Başkanlığı’na seçildim sene 1958 -60 yılları o tarihlerde Türkiye’de sosyal güvenliğe o kadar önem veriliyor ki devlet iş ve işçi bulma kurumunu kurmuştu. Köyden gelip şehirde iş aramak isteyenlere yönelik binalar yapmış bizim Akademi orada kuruldu. Türk halkı bir kere çocukları okusun ister ana babalar çocukları için okursa adam olur okumazsa çoban olur der. Biz de hocaların anlattığı dersler bir şekilde yayınlansa dağ başındaki mezrada eğitim almak isteyen insan açar radyosunu dinler, bir kitapta ulaştırılırsa çocukların eline okurlar adam olurlar diye duvarsız üniversite diye bir üniversite niye olmasın dedik. Konuyla ilgili gazetelere yazı yazmaya başladık, makaleler, köşe yazıları yazdık. Çıkan yazılar üzerine de beni konferanslara çağırırlar bu üniversite kapısında bekleyen çocuklara yazıktır, günahtır orada yağmurda, çamurda karda gidiyorlar üniversite kapısında bekliyorlar, okumak istiyorlar bütün istekleri okumak. Günün birinde o gençlik isyan edip bu devlete anamız babamız aynı vergiyi veriyor büyükşehirlerde oturup yetişen öğrencilere karşılık biz giremiyoruz onlar giriyorlar, imkan ve fırsat eşitliği yok dediler. Diğer taraftan bu  konferanslar gittikçe yayılmaya başladı ilginçtir o dönemde üniversitede buna karşı çıkıyor beni destekleyen bir tek İzmir Ege Üniversitesi Rektörlüğü vardı, olabilir böyle demişti. Yıllar geçti rahmetli Bülent Ecevit beni çağırdı bir kanun tasarısı hazırladı dedim düşünceyi gerçekleştirelim dedi. Tasarıyı hazırladık yeni bir üniversite kurulacaksa Eskişehir’de, Malatya’da veya diğer yerlerde mutlaka üniversiteler arası görüşü alınırdı.  Bizde öyle yaptık ancak 1 hafta sonra üniversite arası kuruldan gelen cevap böyle saçma bir eğitim olmaz deyince kaldı. Kıbrıs’a çıkarmamız başladı ondan sonrada bir sistem kurdum bütün hocalarımın derslerimi kaydettim ve bunu öğrencilere verdim onlara izlettirdim, sistem denemesi yapıyordum. Ardından ek kanun hazırlatıyorlardı İhsan Doğramacı’ ya Açıköğretim Fakültesi kurulması öngörüldü bir kanun çıktı daha sonrasında Anadolu Üniversitesi olduk biz bu kurduğumuz sistemle. Beni apar topar rektör olarak atadılar oraya. Açıköğretim başladı ilk kayıtta 200 kişi 300 kişi alalım diye düşünüyorduk ama 600 öğrencimiz kaydoldu sonra artmaya başladı sayı, bugün hala Anadolu Üniversitesi sayısı bütün dünyada fazladır. Şimdiki teknik imkanlar da gelişti, internetten hocalarla birebir görüşülebiliyor, illa televizyon yayını olması şart değil yani. Doğramacı’ dan sonra gelen YÖK başkanı bir kanun çıkardı 2 dönem rektör olan  yine rektör olamaz diye, sonra baktım yapacak bir şey yok bir kanalın kuruluşunu gerçekleştirirdik. Ondan sonra Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın kurduk, emeklilik mukadderdir. Bu sefer siyasetçilerin telefonuna karşı dedim ki eğer eğitimle ilgili bir karar verilecekse o zaman olur. Biz dediler örnek bir şehir kuramadık siz örnek üniversite kurdunuz bari örnek bir şehir de kurun dediler, peki dedim büyükşehir belediye başkanlığını önerdiler kabul ettim. Belediye meclis üyeleri ile ilçe belediye başkanlarının tayin edilmesini bana bıraktılar kendim belirledim onları da.  Büyükşehre geldikten 3 ay sonra büyük deprem oldu Eskişehir’de binalar çöktü, şehrin manzarası hiç de iç açıcı bir hal almadı. Yollar caddeler karmakarışıktı bombaya benzetirdim Eskişehir’in o halini, ayrıca belediyede ne kadar iş makinesi varsa körfeze gönderilmişti. 1 sene çivi çakamamıştım ve bu yüzüme vuruluyordu cadde de yürürken. Destekte yeterince alamıyordum. Sonra büyük projeler hazırladım alt yapıya dair hepsi 500 milyon dolara denk geliyordu. Bankalardan destek almak için yola çıktım. Bana projelerinizi inceledik siz bir orta Avrupa şehri olmak istiyorsunuz dediler bizim bankAlarda böyle projelere lazım olan krediyi veriyor dedi. Krediyi verdiler. Bu projeleri gerçekleştirdik. Ve birden bire bizim Eskişehir tanınmaya başladı.” diyerek Eskişehir’e yaptığı, ülkeye kazandırdığı yatırım ve projeleri düşünceden gerçeğe dönüşümünü detaylı bir şekilde anlattı. Sözlerine devam eden Büyükerşen, zorlu süreçte üretime ağırlık verdiklerini, dışardan almamak için çabaladıklarını, kendi işlerini kendilerinin yapıtlıklarını, kendin pişir kendin ye mantığını güttüklerini, farklı ve yaratıcı düşünmeye çabaladıklarını ve bunun meyvesini aldıklarını dile getirerek farklı ve yaratıcı düşünün tavsiyesi verdi.

Hanife Sarı

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

EN ÇOK OKUNANLAR
RESMİ İLANLAR
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber