• DOLAR
    7,6631
  • EURO
    8,9727
  • ALTIN
    464,82
  • BIST
    1,1690
Prof. Dr. Hüsniye Canbay Tatar
Prof. Dr. Hüsniye  Canbay Tatar
husniyecanbaytatar@malatyasonsoz.com.tr
BIR MESAJINIZ VAR: KÜRESELLESME VE DIN
  • 0
  • 825
  • 22 Mayıs 2014 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Bununla birlikte, Castells, dinin medyada yer aldikça ilahi olandan da uzaklasacagina dikkat çeker. Ister kurumsal dinin içinde ister disinda olsun, insanlar dinin sundugu zamanin içinde veya disinda kendilerini kesfetmeye çalismaktadirlar. Bu arayista küresellesme, sinirlari belirsizlestiren bir etkiye sahip oldugundan, insanlar için iki seçenek ortaya çikmaktadir: Ya sadece ülkesinden degil, kökünden de koparilmis göçebeler olacak ya da daha iyi bir gelecegin hayalini kurup, bunun sartlarini ve zeminini olusturacaktir. Iletisim imkânlari ve postmodern anlayista ifade imkânina kavusmasi, dolayisiyla müracaat kaynagi haline gelmesi bakimindan din, bu sahalarda mesruiyet kazanmaya baslamistir. Insan açisindan anlam kaybi ve farkli merkezlerin olabilecegi anlayisi bu süreçte etkili olmustur. Ayrica, dünyanin askin olandan uzaklastirilirken vaat edilenlerin gerçeklesmemesinin de bu sonuçta ihmal edilemez bir payi vardir. Ancak bununla birlikte, dinin medyada yer aldikça rekabet kurallarina uymak zorunda kalabilecegi ve medyanin sulandirma islevinden dolayi, kutsallik hususunda sorunlu hale gelebilecegini de unutmamak gerekir. Dolayisiyla, din bir yandan mesajini genis kitlelere dogrudan ulastirma imkâni yakalarken, öte yandan iletisim kurallarina tabi olmak zorunda kalacaktir. Farkli merkezlerin mesaj imkânina kavusmasi çok merkezlilik veya yerelligin gündeme gelmesi anlamina gelmektedir. Çok merkezlilik vurgusunu bölgesel cennet arayislari seklinde nitelendiren Amin, bu yaklasimi kültüralizm çerçevesinde degerlendirmektedir. Benzeri bir sekilde,  dini hareketleri de, sosyal ve ekonomik çatisma alanlarinin disinda tutmaktadir. Küresellesme tarafindan tehdit edilen çikarlarini korumaya çalisan sendikalar, kadin hareketleri, çevreciler, genel ve özel amaçlari için mücadele edenler, söz konusu çatisma alaninda bulunduklari için ilerici olarak ele alinirken; dini hareketler, bilhassa Islami olanlar, mücadeleyi kültür alanina tasidiklari için hariçte tutulmaktadir. O‘na göre, kültürel özgünlük yaklasimi, emekçiyi ezen ve sömüren kapitalist sistemle mücadeleyi saf disi birakmaktadir. Böylece, anti-emperyalist perspektif yerine anti-Batici ve cemaatçi bir yaklasim sergilenmektedir. Bu durumda çesitlilige saygi duyulmasi, emekçi siniflar arasindaki bölünmeyi derinlestirmektedir. Ebet- müddet anlayisinin kültürel alana yansimasinin, kültürel içe dönüsü getirdigi gerekçesiyle ve dinî hareketleri de kapsayacak bir anlayisin benimsenmesi halinde; emekçi siniflarin parçalanacagi korkusuyla, dinî hareketler küresellesmeye tepki gösterseler de, kabul görmezler.Küresellesme çerçevesinde dinî canlanma, mahallî gerilim ve çatisma sartlarinin mi, yoksa daha yaygin bir seküler ve modernist hosnutsuzlugun küresel bir seviyede yansimasinin mi sonucu oldugu sorusu akla gelmektedir. Falk bunu, hem komünizme yöneltilmis bir tepki, hem de fakirlik, yolsuzluk ve Batililasmadan zarar görmüs üçüncü dünya ülkelerindeki çaresizligin bir alameti olarak cevaplar. Hayatin kutsiyeti üzerine odaklanan din, küresellesmenin hâkim motifleri ve teknoloji tarafindan tehdit edilmektedir. Dolayisiyla, din ya yok olacak ya da küresellesmeye direnerek ve alternatif çözümler üreterek tecdit gücünü sergileyecektir. Bati açisindan meseleye bakildiginda, klonlama ve süper makinelerle iliskili olarak, insan olmanin anlamini sorgulamayi gerektirecek teknolojik gelismelerden dolayi, aslî tehdidin dinden gelecegi ihtimalinden bahsedilir. Zira küresellesme, teknoloji ve iktisadi büyümeden yola çikarak refaha katkida bulunacagi ve bunun küresellesecegi iddiasina dayanir. Bu açidan meseleye bakildiginda, dini yönelisi, geç modernite ile nihilistik bir postmodernite arasinda mevcut ve müsterek olan, iktisadi sekülerizmin sinirlarini asma gayretinin bir ifadesi olarak görmek mümkündür. Bahsedilen dini yöneliste, çift sifreli bir mesajin varligi dikkat çekmektedir. Bunlara ilaveten  söz konusu düsünce estetik, ahlâkî ve dini ilgileri, bilimle iliskilendirerek, onlari tutarli bir sistem içinde tecrübenin unsurlari haline getirmek amacina da yönelmektedir. Ayrica, bu refaha, refakat eden, maddeci ve elitist yorumlar ve beseri tatmine isaret eden unsurlari da unutmamak gerekir.Bu haliyle din, hem küresellesmenin tasiyicisi hem de onun önünde bir engel olacaktir. Din, farkli kültür ve belli yerlerde yasayan insanlarin degerlerini kozmopolit bir dünyaya karsi savunmasi bakimindan engel olurken; dinlerin mesajlarinin evrensel tabiatindan dolayi, ulasim ve iletisim araciligiyla mesajlarini göndererek küresellesmenin tasiyicisi olurlar. Ancak burada, tek yönlü bir küresellesmenin hamalligi degil, kendi mesajini evrensel çapta tasiyabilecek araçlarin kullaniminin söz konusu olabilecegini de gözden uzak tutmamak gerekir. Tabii, küresellesmenin iddialari açisindan, artik insanlarin dayanak noktalarini, tarihî hafiza daha dogrusu suur ya da gelenek olusturmayacak, farkli olma amaci, farkli olma gayretinin sebebi haline gelecektir. Gelenek yerini bulusçuluga, geçmis ise bugüne birakacak, beklentisinin de hesaba katilmasi gerekir. Böylelikle, agda sikismis, anlik yasayan ve anisi olmayan; gelecek kaygisiyla yasamak zorunda kalan insanlar ortaya çikacaktir. Dini ya da degil, hangi tür mesaj olursa olsun, sonuçta insanlarin muhatap olmalari veya maruz kalmalari, mesaji etkileyebilecegi gibi gündemi de belirleyecektir. Dünyanin ve hayatin pazar kurallarina göre islemeye zorlanmasi, dinlerin de bu pazarda yerini almak mecburiyetiyle karsi karsiya getirmektedir. Dinî çogulculukla ilgili söylemler, pazar yerini davet anlamina gelmektedir. Bu bir taraftan, insanlara dinlerini seçme özgürlügünü getirirken, diger taraftan mutlak gerçekligin riske girmesine yol açmaktadir. Böylece, dinlerin rekabet zeminine çekilmesiyle kesinlik anlayisi dejenere edilirken, bu rekabet, dogru ve yanlis hususunda karar vermeyi zorlastirmaktadir. Rekabette reklamin rolü düsünülürse, reklam imkâni ile yönlendirme arasindaki iliski aydinlanacak; seçme özgürlügünün anlami ve sonucu ise, los bir hal alacaktir. Ayrica dinî alani entelektüel ilgiden ve kendi koydugu ölçüden uzaklastirarak pazar haline dönüstürmek, ciddi çatismalari da beraberinde getirecektir. Içine kapanarak ölçü tespit etme, uygulama ve yorumlama açisindan her nevi sorgulamadan azat, güçlü pazar paylarinin destegiyle de abat olanlar karsisinda, kendi kimliklerine tek dogru olarak inanan, saldirgan ve narsist gruplar ortaya çikaracaktir. Her iki tarafin ortaya koydugu tepkiler çatismayi daha da körükleyecektir. Bu durumu önleyecek olan, dinî alanin bir pazar paylasimi degil, ferdin anlam dünyasini kuran inançlar alani olarak görülmesidir. Semavî dinler ferdi muhatap seçmistir. Dinler için teblig esas alinmistir. Reklam ve pazar sartlarinin buna dâhil edilmesiyle tüketici, en iyi ihtimalle taraftar kazandiracaktir. Bu durum, mümin olmanin disina tasiyacagi gibi, kutsalla da kurulmasi beklenen bagi en azindan zedeleyecektir. Belki de, dinin ruhuna aykiri bir sekilde, onu pazarin bir araci haline getirecektir ki, onu islevine indirgemek anlamina gelir. Iste bu durumda, belki bu kez dinin dünyevîlesmesi söz konusu olabilecektir. Sonucu insanlarin tercihi ve zaman gösterecektir.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber