• DOLAR
    7,5575
  • EURO
    8,9826
  • ALTIN
    474,05
  • BIST
    1,1843
Abdulvahap Kaygusuz
Abdulvahap  Kaygusuz
abdulvahapkaygusuz.@malatyasonsoz.com.tr
Bir Hakkari Hikayesi
  • 0
  • 266
  • 27 Ağustos 2020 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Biz Hakkâri şehrini 1970’li yıllarda ilkokuldaki sosyal bilgiler dersinde Çölemerik olarak öğrendik. Hakkâri, haritanın en sonunda, en altta köşede bir yer olarak bilirdik. Daha sonra adı değişti. Hakkâri olarak anılmaya başladı.

2012 yılında Hakkâri Üniversitesine Otomasyon programı kurulumu için bir gitme imkânım oldu. O zaman adı terör olaylarıyla sıkça anılan bir il olması nedeniyle biraz çekinerek biraz korkarak gittik. Çünkü bölge hakkında o kadar olumsuz hikâye anlatılıyordu ki çekinmeden gitmemek mümkün değildi.

Mayıs ayı başlarında Diyarbakır üzerinden yola koyulduk. Elazığ Hazar gölü kenarında aracımız kara saplandı. Yaklaşık 2 saat uğraştık. Gelen geçen araçlardan duran olmadı. 2 saat sonunda yol küreme aracından yardım alarak yola devam ettik.

Mardin Şırnak Uludere karayolundan devam ettik. Hakkâri’ye yaklaştıkça yol daha da yükselmeye başladı. Kar yağışı başladı. Dağlık bir yol. Aracımız 1-2 defa kardan dolayı kaydı. Biraz onunla uğraştık. Yola devam etmeye başladık.

Bir araç gelip bizi geçti. Kar yağışı şiddetlenmişti. Yüksek bir mevkide seyahat ediyorduk. Ancak bizi belirgin bir hızla geçen önümüzdeki aracın hızını azalttığını hissettik. Bir yandan tedirgin olmaya başladık. Biz hızlanırsak o da hızlanıyordu. Biz yavaşlarsak o da yavaşlıyordu. Aradaki mesafeyi koruyordu. Bunu hissedince biraz rahatladık. Yaklaşık 30-40 km gidince askeri kontrol noktasında durdurulduk. Sırada araçlar vardı. Kimlik kontrolü ve arama yapılıyordu.

Bizi yedeğine alan önümüzdeki araç şoförü inerek yanımıza geldi. Selam verip hal hatır etti. Daha kendini tanıtmadan, “Hemşerim kusura bakmayın. Belki rahatsız oldunuz ama yabancı olduğunuzu plakanızdan anladım. Yolu bilmezsiniz, başınıza bir iş gelir, karda mahsur kalırsınız diye sizden ayrılmadım. Sakın aklınıza bir şey gelmesin” diye açıklamada bulundu. Biz zaten anladığımızı söyledik ve teşekkür ettik. Bir ihtiyacımız olursa diye de telefonunu vererek uzaklaştı.

Aramadan sonra yolumuza devem ettik. Hakkâri üniversitesindeki yazılımcı firma ve Üniversite yetkilileriyle görüştük. Yaklaşık 1 hafta Hakkâri’de kaldık.

Bu arada kent merkezine uğradığımızda aracımızı da yıkatalım dedik. Bir yıkamacıya girdik. Selam verdik aracı bıraktık. İçini dışını bir yıkayın diye rica ettik. Gençler bizi karşıladı. Daha sonra yaşlı bir amca bizi yazıhaneye davet etti. Kendisi Sanatçı Yılmaz Erdoğan’ın amcasıymış. Tanıştık. Çay ikram etti.

Uzun süren bir sohbetimiz oldu. 80 yaşlarında bir amcaydı. Hoş sohbet, Türkçeyi şiveli olarak konuşuyordu. Bölgenin yapısı, yaşam şartları hakkında birçok şey anlattı. Yaşı itibarıyla enteresan hikâyeler anlattı. En çok içimizi acıtan hikâye ise genç kızların çocuk denecek yaşta, babaları hatta dedeleri yaşındaki insanlara evlilik vasıtasıyla verilme sebebi oldu. Hikâye acı ama gerçek. Burada anlatmak istemiyorum.

Amca bize yemek ısmarladı. Kabul etmedik. Ama Hakkâri’nin kaçak çaylarından bolca ikramını aldık. Kürtçe bilmeyenlere yemek verilmiyormuş iddialarına rağmen yemeklerimizi Hakkâri lokantalarında yedik, Hakkâri otellerinde kaldık. İşimizi tamamladık ve döndük. O günden sonra Hakkâri’ye olan bakış açımız değişti. Anladık ki Devletimiz ne kadar Hakkari halkının yanında olursa, Hakkarililer de o kadar devletinin yanında olacaklar.

Şimdi Hakkâri’de Malatyalı bir Valimiz var. Aynı zamanda Belediye Başkanlığı da yapıyor. Kısmet olursa Hakkâri’nin gelişimi, bugünkü durumunu ve gelecekteki Hakkâri’nin durumunu Sayın Vali İdris Akbıyık’ın ağzından sizlere aktaracağız.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber