• DOLAR
    7,7141
  • EURO
    9,0509
  • ALTIN
    468,74
  • BIST
    1,1722
Ümmü Gülsüm Bayır
Ümmü Gülsüm  Bayır
ummugulsumbayir@malatyasonsoz.com.tr
BILIM BAGNAZLIGI
  • 0
  • 1022
  • 19 Mayıs 2017 Cuma
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

 Bagnaz
kelimesini bir düsünceye, bir inanisa, bir topluma asiri ölçüde ve inatla
baglanip ondan baska bir düsünce ve inanisa hosgörüsüz bir biçimde karsi olan
kisi; bagnazligi ise bu kimselerin bu yöndeki düsünce ve davranislari olarak
okumus ya da denk gelmis olmalisiniz. Ayni zamanda bu kelimenin din ile
bütünlestirilmeye çalisildigi algilara da maruz kalmis olmalisiniz. Aslinda
anlami itibariyle birçok seyle bagdastirilabilecegini kolayca fark
edebilirsiniz muhakkak da bilimle arasinda iliski kurmak akliniza gelmeyebilir
ki gelmeyecektir de muhtemelen. Sorayim o zaman, neden? Bu bir saçmalik mi
olur? Biraz durunca bilimin kudretli sorgulanamayisini fark ediyor insan. Bilim
ne derse dogrudur, neye inanmamizi isterse kabulümüzdür mü?

       Bilimin temelinin
deneye ve gözleme dayanmasi münasebetiyle kanitlanabilirligi korudugu sürece
inandiriciligi kesindir. Sorun teskil eden kismin bu oldugunu da düsünmüyorum
zaten. Ama atladigimiz bir nokta var. Bilimsel verilerin bize adeta gökten
iniyor olusu ve bizim bunu nereden ve nasil geldigini asla sorgulamiyor
olusumuz. Söylemek istediklerimi daha net ifade edebilmek için bir örnekle
baslamak istiyorum.

DEAS 2005 yilinda Irak’in en önemli ikinci müzesindeki
eserleri yakip yikmisti. Gelin görün ki bu çaglar öncesinden kalma eserlerin
demirlerle insa edilmis oldugu görülünce sahte oldugu anlasildi. Bu eserlere
karbon testi yapilmamis mi diye soruyor insan ilk olarak. Sonra isler
karisiyor. Karbon testi hakkinda ne biliyoruz ki? Eserlerin yasini tayin
etmesinden bahsetmiyorum. Biz bu teste neden güveniyoruz? Hepimiz kesin olarak
bilimsel bir veri oldugunu kabul ediyoruz. Ama yine gelin görün ki karbon
testine itibar dahi etmeyen bir sürü bilim insani var. Haberdar bile degiliz.

       Burada mesele ne
o kadar ünlü bir müzedeki sahte eserlerin anlasilamamis olmasi ne de karbon
testinin güvenilirligi. Takilmamiz gereken kisimlar bunlar degil. Mesele
bilimin ugruna bir sürü bagnaz yetistirmis olmasi, kendini asla sorgulatmiyor
olusu ve hatta sorgulama fikrinin dahi akla gelmiyor olusu.

       Bilim basligi
altinda sunulan her seyi körü körüne kabul edip inatla ve bilgisizce savunan bu
insanlari, orta çag dindarlarindan ayiran bir fark gösterilebilir mi?
Dostoyevski’nin bahsettigi beni çok etkileyen bir hikâye vardi. Dinini sonradan
reddeden bir adamin tapinagina gidip kutsal saydigi resimleri indirerek yerine
sevdigi düsünürlerin resimlerini koymasindan bahsediyordu. Aslinda adamin bir
dine inanmaktan vazgeçmedigini sadece dinini daha dogrusu taptigi kisileri
degistirmis oldugunu anlatmaya çalisiyordu. Burada altini çizmek istegim nokta
inancin yani durumun sabit olmasi. Yani ortaçagda dinin sorgulanamayacagini
düsünen insanlar yerine suan bilimin sorgulanamayacagini düsünen insanlar
geldi. Algida bir degisim mümkün olmazsa baska bir çagda da bilimin yerini
baska bir nesne alacagi kesin.

       Sonuç olarak;
sorgulamanin neyle saglandigini tam olarak bilemiyoruz ama sorgulayabilme
yetisinin dogustan geldigini söyleyebilirim. Konunun ne oldugunu önemsemeksizin
bunun gerekliligini kendimize hatirlatmamiz önemli

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber