• DOLAR
    7,2380
  • EURO
    8,5740
  • ALTIN
    480,52
  • BIST
    1,1881
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
BELİRSİZLİK VE GÜVENSİZLİK
  • 0
  • 622
  • 02 Haziran 2020 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“Bir insanı en çok belirsizlik yorar ve balkonlar ağlamak için vardır.”

“İşin içine bir kere güvensizlik girdi mi hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.”

 Bazen belirsizlik kararsızlığı, kararsızlıksa belirsizliği doğurur. Bu hal beraberinde korkuyu, endişeyi ve pişmanlığı getirebilir. Aynı şeklide güven de hiç mi hiç yıpranmaması gereken bir erdemdir ki, özellikle günümüzde çok arayıp da bulamadığımız şeydir.

Hayatın her safhasında ve oldukça önemli kararların arifesinde belirsizlik ve güven problemi yaşamak tabiri caizse insanı bitiren iki mühim olgudur. İnsan takatinin yetmediği, bocaladığı, krize girdiği, çıldırdığı, adeta delirdiği iki olgu… Zira hayatın idamesi zorlaşır. İstikrar olmaz, kafalar karışır, psikolojik bunalımlar yaşanır, sosyal dengeler altüst olur. Girişim durur, üretim kurur.  Bu vaziyet insanı her cihetten; birey, aile, toplum, millet ve devlet olarak vurur. Tüm kurum ve kuruluşları kilitleyip işler yürümez hale gelince saç baş yoldurur.

Müslüman bir toplumda belirsizlik ve güvensizlik eğer baş gösterirse oranın Müslümanlığı sorgulanır.

“Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların güvende olduğu kimsedir.(Buhari, İman, 4/10)

Çünkü korku, çekinme ve şüphe duymadan inanma ve bağlanma duygusu anlamına gelen güven; bireylerin birbirleriyle samimi ilişki kurmalarının temel şartı olup toplumsal huzur ve mutluluğun kaynağıdır.

  Mümin ifadesi kul açısından, güven veren ve kendisine güvenilen kimse demektir. Yüce Rabbimiz açısından ise, gönüllerde iman ışığını uyandıran, kendine sığınanlara emniyet, güvenlik, rahatlık veren, müminleri azabından ve yarattıklarının hepsini zulümden emin kılan, kalplerde iman nurunu yakan, kullara huzur ve güven veren Allah demektir. Hakkıyla inanmış bir kulun inşası bağlamında Allah’ın kitabında ve Resulünün sahih buyruklarında belirsizlik ve güvensizlik iması dahi bulun(a)maz. Hâşâ öyle olsa emniyetli, bir Müslüman toplumdan bahsedilemezdi. Ama bu dünyada yaşanan bir Asrı-ı saadet vardır. Ayrıca tarihen sabit güzel ve adilane günler, zamanlar ve asırlar da gelip geçmiştir. Günümüz dünyasında huzur, barış, güven, istikrar ve kardeşlikten söz etmek imkânsızdır.

Tepeden tırnağa, zerreden kürreye uzanan çizgide maddi-manevi tüm alanları belirsizlik ve güvensizlik üzerinden değerlendirdiğimizde nasıl bir tablonun karşımıza çıkacağı ve çıktığı sanırım herkesin malumudur…

Şimdi ciddi olarak düşünelim: Bugün gerçek manada huzur, mutluluk, adalet, emniyet ve güven ne derecede vardır? Eğer yoksa bunun nedeni nedir ve müsebbibi kimdir? Şayet bilerek birileri kargaşa ortamı oluşturuyorsa bunun kime ne faydası vardır? Neden herkeste bir korku, endişe, umutsuzluk, kırgınlık,  kırılganlık, bitkinlik ve telaşla sağa-sola bir koşturmaca var? Bugün-yarın, genç-yaşlı, aile-toplum, idare-tebaa, işi olan-olmayan, okuyan-okumayan, öğrenci-öğretmen, çalışan-çalışmayan, çalışkan-tembel, kadın-erkek vs. ikilemlerinin tamamında belirsizlik ve güvensizlik vaziyetini görmek mümkündür.

Gerçi kimilerine göre neyin ne, nasıl ve nice olacağının bilinmemesi, “amaaan sen de işler olacağına varır, endişeye mahal yoktur” kabilinden bir düşünceyle belirsizlik daha eğlenceli gelebilir. Hatta kimisi de bu hususu, ‘muğayyabâtı hamse (beş bilinmeyen)’ zaviyesinden değerlendirip kadere bağlayabilir. Bazıları da dünya yaratıldığından beri daima bir belirsizlik ve güvensizlik olmuştur.  Dolayısıyla yapılabilecek çok fazla bir şey yoktur. Zira ‘belirsizlik ilkesi’ diye de bir şey var diyerek;  ‘battı balık yan gider’, ‘böyle gelmiş böyle gider’, ‘koca dünyayı sen mi düzelteceksin?’, ‘saldım çayıra Mevlâ’m kayıra’ ve ‘bana değmeyen yılan bin yaşasın’ gibi özdeyişlerin ardına saklanıp zaman-zemine uyup teslimiyetçi bir ruhla kendisini akışa bırakmaktadır.   

 Kadere iman boyutu işin ayrı bir safhasıdır. Lakin irade, aklıselim, kalbi selim, vicdan ve tecrübelerden hareketle ‘bir delikten iki defa sokulmama’ hassasiyeti göstererek önlem almak da bizatihi insanın kendi elindedir. Yani bunca bozulma, kargaşa, belirsizlik ve güvensizlik hâşâ ki, dinden, peygamberden ve Allah’tan kaynaklanmadığına göre sorunun çözümü de; fıtrata uygun adalet içre bir düzen kurmaktan geçse gerek. Aksine belirsizlik için ; ‘tüm işkencelerin en kötüsüdür’ denilmiştir. Güvensizlikten kurtulmak için de galibe inanıp şöyle demek lazımdır: “Kime güvenebileceğimi bilmiyorum ama kendime inandığım sürece herkesle baş edebileceğimi biliyorum.” Bir de demişler ki: “Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında, en güzel çare dağ ile karı baş başa bırakmaktır. Gün gelip karlar eridiğinde, dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır.” 

Belirsizlik ve güvensizliğin olmadığı ve ya en aza indiği huzurlu günler temennisiyle.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber