• DOLAR
    4,5220
    % 0,56
  • EURO
    5,3135
    % 0,27
  • ALTIN
    187,2398
    % -0,35
  • BIST
    102.410,30
    % 0,53
Muhammed Ali Günaydın
Muhammed Ali  Günaydın
muhammedaligunaydin@malatyasonsoz.com.tr
Batı’nın Silahında Tek Mermi Kaldı
  • 0
  • 129
  • 14 Mayıs 2018 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Tam da bölgede sular durulmuş ve barışçıl bir ortam tesis edilmişken, birden bire İran’a yönelik Nükleer anlaşmasından tek taraflı olarak çekildiğini duyuran ABD, bölgede sağlanan istikrara ve huzur ortamına çomak soktu…

Öyle anlaşılıyor ki, Ortadoğu’ya hiçbir zaman huzur gelmeyecek, ABD ve İsrail olduğu sürece…

ABD, İran’a yönelik yaptırımlara başlar da, İsrail boş durur mu?

İsrail, Suriye’de İran’a bağlı askerlerin kendilerine füze atıldığını bahane ederek, Golan tepelerine bomba yağdırdı. Elbette ne ABD’nin ne de İsrail’in bir ülkeye veya bölgeye saldırmaları için bir bahaneye ihtiyacı yok…

O halde düşünmeden edemiyor insan. Birleşmiş Milletler ve NATO ne için var, görevleri neler, neden ABD ve İsrail’in ve diğer sömürge politikası güden ülkelerin askeri ve siyasi müdahalelerine, işgal ve kıyımlarına engel olamıyor?

Ya Ortadoğu ülkeleri aptal, bu işgal ve saldırılara göz yumuyor yahut BM ve NATO bahsi geçen bu ülkelerin kuklası ve oyuncağı haline gelmiş. Nitekim bu ifademe yönelik bilgiyi çok öncesinde biliyorduk diyen çok insan tanıyorum…

ABD’nin yeni Ortadoğu planı ne?

Suriye’de çatışmasız ve ateşkes noktaları oluşturan Rusya ve Türkiye, sadece askeri alanda değil, birçok siyasi alanda da işbirliği içinde bulunuyor. Elbette Astana’daki anlaşmada yer alan İran’ı da unutmamak gerekir. ABD, bu işbirliğine çomak sokmak için fırsat kolluyordu ki, Obama döneminde yürürlüğe giren Nükleer anlaşmayı fes ederek, bu işbirliğini ve Ortadoğu’daki huzuru bozdu…

Aslında ABD’nin bu hamlesi sadece Ortadoğu’da değil, Avrupa’da, hatta Amerika’da bile tepkiye yol açtı. Zira birçok ülke bu anlaşmaya yönelik birçok ekonomik ve siyasi girişimlerde bulunmuş ve bölgeye para harcamıştı…

Yeni bir savaşın ve krizin çıkmama ihtimali yok gibi görünüyor. Nitekim ABD de bunu istiyor. İlk olarak İran’a yönelik yaptırımlarda ekonomik kriz oluşturacak hamleler yapıldı. ABD’nin İran Devrim Muhafızlarına yönelik hamlesi, hem askeri hem ekonomik, hem de siyasi alanda İran’da kriz oluşmasına neden olabilir. Öyle ki İran ekonomisinde girişimciler paralarını geri çekmeye ve yatırımlarını başka bölgelerde değerlendirmeye çalıştı. Sadece bir gün içerisinde İran’ın para birimi yüzde 10 değer kaybetti…

Bu şu anlama geliyor; geçtiğimiz birkaç ay önce ABD tarafından İran’a Türkiye’ye uygulanan gezi hadisesine benzer bir proje uygulamaya konuldu. Buradan istediğini elde edemeyen ABD, şimdi de ekonomik hamlelerde bulunarak İran’ı Suriye gibi iç savaşın kucağına atıp, Ortadoğu’da büyük bir yangın çıkarmak istiyor. O ateşin Türkiye’ye sıçramama ihtimali de yok…

Bölgede haritalar yeniden şekillenmeye, kırmızı noktalar yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor…

ABD, bununla da kalmayarak Suriye’de güvenlik kontrolü sağlayan Türkiye’ye karşı seçim sürecinden istifade ederek, Afrin operasyonu sonrası dağılan YPG’yi tekrar bir araya getirip Afrin’e yönlendirmeyi planlıyor…

Her istediğini yapma, her şeye müdahale etme, her türlü hukuku çiğneme hakkına sahip ülke ABD…

Anlamakta zorluk çektiğimiz bir konu daha var ki, ABD her kafası estiğinde Uluslararası hukuku, adaleti ve anlaşmaları çiğneyebiliyor, her ülkeye istediği şekilde ambargo koyup, ekonomik kriz çıkarabiliyor, her ülkeye istediğini yaptırabiliyor…

Ortadoğu’da bulunan ülkeler ise Türkiye haricinde buna boyun büküyor, ABD’nin her istediğini veriyor. Böylece ABD, istediği ülkede Siyasi, ekonomik ve askeri müdahale etmede her hangi bir engelle karşılaşmadan istediğini elde ediyor. ABD her ülkenin Siyasi seçimlerine, hukuki ve sosyal işlerine müdahale etme hakkını kendinde buluyor…

Türkiye, neden hep isyankâr çocuk olarak dünyaya lanse ediliyor peki?

Hala dünyanın anlamadığı bir şey var ki, o çocuk büyüdü, erişkin hale geldi, olgunlaştı, kendi ayakları üstünde duran, kimseye muhtaç olmayan, hatta başkalarının kendisine muhtaç olduğu, zengin, güçlü, istikrarlı, nitelikli bir ülke haline geldi…

Bunu kabullenmek bazıları için zor geliyor olsa da hakikat bu. Ne batı dünyası, ne de sermaye sahibi güçler, Türkiye’nin bu istikrarını, yükselişini, ilerleyişini ve güçlenmesini durduramıyor, durdurmak istese bile çabalar sonuçsuz kalıyor…

Sanıyorum silahların da tek mermi kaldı, onu da Türkiye’ye sıkmak için fırsat kolluyorlar. Günü geldiğinde o tek kurşunu kendilerine sıkmak zorunda kalacaklar ki, Türkiye tek başına bir devlet değildir. Onu koruyup kollayan, manevi ve sarsılmaz bir güç var…

İnançla, dualarla, manevi desteklerle yükselen bir ülke var ki, Ortadoğu’da birçok ülke onu tek umut ve tek çare olarak görüyor. Ellerinden gelen ne ise yapsınlar, zira 24 Haziran’dan sonra karşılarından bambaşka bir Türkiye’yi bulacaklar…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber