• DOLAR
    6,2987
    % 1,67
  • EURO
    7,3990
    % 1,15
  • ALTIN
    242,0881
    % -0,99
  • BIST
    97.244,31
    % 1,17

Araştırma Hastaneleri Ortalamanın Altında Kaldı

Malatya’da Aile Sağlığı Merkezi doktorları ve özel hastanelerde e-reçete kullanımının yüzde 90’ların üzerinde olduğunu vurgulayan Türkkölesi, “Bu Sağlık İl Müdürlüğümüzün bir başarısı. Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki ve üniversitedeki e-reçete kullanımı maalesef ortalamaların çok altında. Bunun en büyük nedeni hasta yoğunluğu ve acil başvurularından kaynaklanıyor.” dedi.  Ayrıca bağımlılık yapan ilaçların e-reçete ile satılma zorunluluğunun da getirdiğinin ifade eden Malatya Eczacılar Odası Başkanı Mustafa Türkkölesi ile sağlıkta yıpranma payına eczacıların eklenmesini,  yerli ilaç üretimi konusunda yaptıkları çalışmaları, e-reçete uyulasının hangi aşamada olduğunu, yaşadıkları sıkıntıları ve daha fazlasını konuştuk

Araştırma Hastaneleri Ortalamanın Altında Kaldı

Okuyucularımız kendinizi tanıtırsanız neler söylersiniz?

Mustafa Türkkölesi meslekte 26. yılını dolduran bir eczacıdır. Uzun yıllar mesleği hizmet eden bir insandır kurumun birçok kanadında çalışmış, reçete inceleme birimleri kurmuş, işletmiş, yeni açılan eczanelere rapor düzenleyip onların açılmasını sağlamıştır. Son 8 yıldır yönetim kurulunda genel sekreter ve 2. başkan olarak çalışmış, 24 Hazirandaki seçimlerde başkanımız Tahir Özelçi’nin milletvekili adayı olmasıyla beraber bayrağı devralmış bir eczacımızdır. Evli ve Allah bağışlarsa 2 oğlum 1 kızım var. Eşimin de kendine ait bir eczanesi var. Malatya’da hizmet eden bir insan Malatya halkına hizmet eden bir eczacıyız.

Sağlıkta yıpranma payına eczacıları da dâhil ettiler. Sizce bu yeterli mi?

Yeterli değil. Nöbet ve hizmet olayı ve birçok meslekte yok.  Bizler sabaha kadar nöbet tutuyoruz zor şartlarda çalışıyoruz. Bunun için yıpranma payının verilmesi harika bir şey.  Hak ettiğimiz bir şey. Eczacı hem ekonomik sorunlarla hem fiziki sorunlarla uğraşırken bunu fazlasıyla hak ediyor.  Geceli gündüzlü demeden hizmet veriyor. Nöbetçi olduğunda birçok eczacımız ben biliyorum sabaha kadar kendisi bizzat görevinin başında kalıyor.  Kamuda çalışan eczacılarımız için de durum aynısı. Onlar da mesleğin sorumluluğu ile hareket ettikleri için ve özünde insan olduğun için inanılmaz yoğun ve yorucu bir iş. Bunun karşılığında diğer meslek grupları gibi yıpranma payını kesinlikle hak ediyorlar ve verdikleri içindir hükümetimize teşekkür ediyoruz.  Ayrıca ben işi bir adım ileriye götürmek istiyorum serbest eczacılarımız da fazlasıyla hak ediyor. Serbest çalışan 30 yıl prim ödeyen 9 bin gün prim ödeyen ve bu süreçte binlerce kez sabahlara kadar nöbet eczacılarımızın da yıpranma payına ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.  İnşallah bu çağırmadınız devlet tarafından hükümet tarafından olumlu karşılanır.

Eczacılık Fakültesinden mezun olan öğrencilerin majistral konusunda çok yetersiz olduğu tartışmaları var siz de pratik olarak burada görüyorsunuz. Eczacılık fakültesi mezunu öğrencilerde pratikte temel eğitim yetersizliği var mı?

Yeni mezun öğrencilerimizde majistral eğitiminin eksik olduğunu düşünmüyorum. Mjistaral  formüller hastanın yaşına yaşam şeklinde hastalığına göre o hasta için yapılan özel ilaçlar.  Bizim bu ilaçları hazırlaya bilmemiz için bizim bu reçeteleri görmemiz lazım.  Maalesef dünya elektronik ve sıradanlığa doğru gittiği için bunu üreten hekim sayımız çok az. Majistral formüllerin yazılması gerekli ki eczacılarımız bunları hazırlayabilsin.  Biz tedaviyi doktorlarımızın reçeteleri doğrultusunda götürdüğümüz için asıl önemli olan nokta majistral reçetelerin azmış gibi gözükmesini sağlayan nokta bunu yazan da hekimlerimizin az olması.  Hazır ilacın yazılıp tedavinin hızlı bir şekilde yapılması birçok hekiminizin tercih ettiği bir şey.  Eğitim bence yeteri kadar yapılıyor Ama eskiye göre majistral reçetelerin az olmasının asıl nedeni dünyanın gelişiyor toplumların gelişiyor olması. Her şeyin tekdüze düze gidiyor olmaz.  Ve buna bağlı olarak da hekimlerimizin majistral formüllerini az tercih etmesinden kaynakları.

Eczacılık Fakültesi ile ortaklaşa çalışmalarınız oluyor mu?

Tabi ki oluyor. Ben başkanlığın yeni olabilir ama biz de ikimiz biz yaklaşık olarak 15 yıldır beraber yönetiyoruz. Bütün projelerin içinde emeğimiz var hepimiz projelerle ilgili çalışıyoruz geçen yıl üniversitede son sınıf öğrencilerine mezun olan öğrencilerimize ders verdi hem stok yönetimi ile ilgili hem de deontoloji ile ilgili ders verdim. Keza yönetim kurulumuzun diğer arkadaşlarımız da aynı şekilde üniversite ile devamlı gidip eğitimlerine katkı verip kendi tecrübelerimizi onlarla paylaşıyoruz.  Eczacılık Bayramında her zaman Eczacılık Fakültesi ile beraber hareket ediyoruz. Mesleğin ilerlemesi için eksik kalan kısımları ve konferans verilmesi gerektiğinde İstanbul’da Ankara’dan hocalarımız getirilmesi gerektiğinde organizasyonların hepsinde beraber hepimizin emeği var.  Fakültemiz bize ulaştığı sürece ve bizim gördüğümüz çalışma ortamları oluştuğu sürece fakültemizde hala her konuda sıkı bir işbirliği içerisindeyiz. Hem bizim yönetimsel olarak mesleki olarak bize destek veriyorlar Biz de onların hemen hemen her ihtiyaçlarına her isteklerine cevap vermeye çalışıyoruz. Uyum içinde götürüyoruz.

Türkiye son zamanlarda artık kendi ilacını üretmeye başladı tabii bu yeterli seviyede değil. Eczacılar Odası olarak bunu arttırmak için çalışma yapıyor musunuz?

Her şeyde olduğu gibi ilacın da yerli ve milli olmasını istiyoruz. Neden Çünkü sizlerin de dahi ödediğiniz vergilerle o ilaçlar dışarıdan alınıyor.  Bilim teknik ve mali altyapı olarak bu işe müdahil olmamız çok zor ama ilacın çıkış noktası eczaneler olduğu için burada bir gücümüz var. Biz elimizden geldiği kadar birçok ilaç grubunda yerli üretime ve kendi ülkemizde üretilen ilaçlarımı satılması için halka ulaşması için tedavinin bunlarla yapılması için elimden gelen her şeyi yapıyoruz.  Dosyalar hazırlıyoruz aşılama konusunda özellikle yakın tarihte çok büyüktür merkez kurulacak. Bunun olması gerektiği ile ilgili birçok devlet büyüklerimize hazır dosyalar hazırlayıp veriyormuş bu ürünlerin ülkemizde de üretilebilir ve biz bunları halkımıza buluşacağız diye o konudaki bütün elimizden gelen ne varsa devlet büyükleri biz de paylaşıyoruz.  20 milyar TL’lik ilaç pazarımızın tamam olmasa bile büyük bir kısmını Türkiye’de kalması paramızın kendi ülkemizde kalması için bu çalışmalar inşallah bir sonuca ulaşır.

Kanser ilaçlarının tamamı artık Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanacak. Bu durum hakkında neler söylersiniz?

Eczacılar olarak bu durumu çok destekliyoruz. kanser hastası olan insanlarımız zaten maddi ve manevi bir yıkım içerisinde.  Bunun hastanelerden verilmesi veya eczanelerden verilmesiyle hiçbir şeyi değiştirmiyor. Devlet kendi doğrudan temin yöntemi ile alıp hastanelerinde bunu uygulayabilir veya kendisi yetişmediği zaman reçete kurallarıyla dışarıya çıkardığında serbest eczanelerden de alınabilir. bu çok güzel bu uygulama çok tebrik ediyorum kim yaptıysa.  Böylece o hastalarımız canları ile uğraşırken birden maddi değerlerle maddi sıkıntı verme uğraşmamış olur. biz bu uygulamayı her yönüyle destekliyoruz.

Malatya ve Türkiye’de e- reçete uygulaması devam ediyor. Hâlâ kâğıt reçete yazan hekimler var mı?

Var maalesef.   Malatya Aile Sağlığı Merkezi doktorları ve özel hastanelerde e-reçete üretimi yaklaşık yüzde 90’ların üzerinde.  Bu Sağlık İl müdürlüğümüzün bir başarısı. Ama maalesef kendi doktorlarına bunu uygulamıyor. Devlet Hastanesi’ndeki ve üniversitedeki e-reçete üretimi maalesef ortalamaların çok altında. Bunun en büyük nedeni hasta yoğunluğu ve acil başvurularından kaynaklanıyor. Acilde Devlet Hastanesi’ne başvuruda Türkiye üçüncüsüyüz.   Malatya devlet hastanelerine başvuruda inanılmaz rakamlarımız var.  bunun bir şekilde hem doktorların çalışma sağlığı açısından hem e-reçetenin üretilmesi açısından bunun azaltılması lazım.  Ama insanlarımıza SSK ilk döneminden kalan alışkanlıklarından mıdır nedir bir başım ağrıyor bir sırtım ağrıyor yani çok basit nedenlerden dolayı acillerde inanılmaz yığılmalar var. Bir doktorun bir nöbet esnasında bakacağız sayının 10 katına çıktığını görüyoruz bazen bu kalabalıkta da onların e-reçete üretmesi çok zor.

Geçtiğimiz günlerde eczanelerde saldırı olmuştu. Özellikle kırmızı reçeteyle satılan bazı ilaçlardan dolayı. Sahte reçetelere karşı neler yaptınız, herhangi bir önlem aldınız mı?

Sayın Valimizin koordinatörlüğünü kurulu oluşturuldu yaklaşık 6 aydır bu kurulda tüm çalışmalarımızı kendilerine oluşturuyoruz söylüyoruz o kurula katkı sağlıyoruz.  Maalesef bağımlılık yapıcı kontrol altında satılması gereken ilaçlarımızın büyük bir kısmı e-reçetesiz yazılıyordu bu kurulumuzun en büyük faydası oldu mesela e-reçete yazılması zorunlu hale getirildi insanlar sahte reçetelere sahte kayıtlarla kâğıt reçeteleri oluşturup eczanelerden gidip bu ilaçları temin etme yöntemleri gidiyorlardı.  Fakat eczacılarımız da kimlik belgeleri ve şüphelendikleri durumlarda vermediklerinde veya ilacımız yok dediklerinde tabii bu insanların ruh halime bağlı olarak inanılmaz derecede sıkıntı yaşıyorlardı en son birkaç eczacımıza fiziki saldırılar da oldu.  Burada Emniyet Müdürlüğü’ne teşekkür ederim Emniyet Müdürlüğü her konuda bize yardımcı oluyor birkaç kez kendilerini özel konuştuk kurumlarda da konuştuk. Eczanelerin maruz kaldığı saldırıları bizzat kendilerini ilettik. Onlarda nöbet tutan eczanelerin civarındaki polis karakollarına emir geçerek eczanelerin olduğu kısmı muhakkak devriye esnasında eczaneleri kontrol ediyorlar.  İnşallah e-reçetenin yaygınlaşmasıyla birlikte bu alışkanlık yapıcı ilaçlardaki kontrol de tam olarak sağlanır.

Malatya’da akılcı ilaç kullanımı nasıl, Malatyalılar ilacını akılcı kullanıyor mu?

Maalesef hepimizi evinde bu sıkıntı var. Akılcı ilaç kullanımı ülkemizin bir realitesi ne kadar çok yaygınlaşırsa, halk sağlığının korunması bağışıklık sisteminin bozulmaması ilaçlara direnç gelişmemesi ve bütün bunların sonucunda da ülkemizin bu ilaçları daha az para ödemesini sağlayabiliriz.  Bunun için sağlık okuryazarlığı denilen bir kavramının yerleşmesi gerekiyor. Sağlık müdürlüğümüz bu konuda çok büyük çaba sağlıyor. Bizde her platformda kendilerine destek veriyoruz. Hem eczanelerimizden hem toplantılarımızda aynı şey gündemi geçiyoruz. İnsanlar ilacı bir kimyasal olarak yaklaşmalı. Her derdin devasının ilaçtan kontrolsüz bir şekilde sağlanmaması gerektiğini bilmeli. Sadece kendisine ihtiyaç olduğu kadar ve ihtiyaç olduğu miktarda ve dozda ilaç kullanmalı. Böylece akıllı ilaç kullanımı sağlamış olmalı.  Bunu hem maddi hem manevi olarak ve toplumumuzun sağlığına özellikle gelişigüzel ilaç kullanmasından dolayı oluşan çapraz direncinin önlenmesi açısından çok büyük faydası var.  Bu ince uzun yol yıllardır bunun peşindeyiz. Yıllardır bunu gündem de tutup insanların ilacı bilinçli bir şekilde yaklaşmasını sağlamak durumundayız.  Komşunun baş ağrısı ilacı komşuya uygundur ona verilmiştir herkese verilme Biz bunu kurmamız lazım komşuya iyi geldi ben de kullanayım yok böyle bir dünya.  3 günlük yazılan ilacı 13 gün kullanayım daha fazla sağlayayım. Yok, böyle bir dünya. Biz her konuda danışmanlık vazifemizi de yerine getiriyoruz zaten. Umarım istenilen seviyeye ulaşır. Ama bu bir süreç uzun yıllar sürecek bir süreç toplumun eğitim ile ilgili bir şey.

Malatya’daki eczacılar olarak ne tür sıkıntılar yaşıyorsunuz?

Ülkenin gündemi ile ilgili olarak yaşadığımız sıkıntılarımız var. Herkesin çektiği sıkıntıları Eczacılar da sonuna kadar hissediyor.  Biz ilaç fiyatlarının tabii ki ucuzlaması istiyoruz. Halka ulaşılabilirliği konusunda ne kadar ucuzlarsa ben o kadar rahat ederim.  Ama benim bu hayatta var olmam bu hizmeti sürdürebilmek için kendi ihtiyaçlarımı karşılayabilmek için eczacının da bu sistemde var olması ve para kazanması lazım.  Bunun için hem sattığınız ürünler ucuz almasını talep edip hem nasıl sağlayacaksınız bu işi.  Batıdaki örneklerine bağlı olarak biz devletten meslek haklarımızın verdiğimiz hizmetin bedelini arttırılmasını talep ediyoruz.  İlaç ucuzlasın herkesin alabileceği seviye gelsin kimseye geleceğim pahalı olduğundan dolayı şikâyette bulunmadın ama karşılığında eczacım da kendi meslek hakkının arttırılmasını talep ediyor.  Bir de ülkemizin bütçesiyle ilgili devletimizin yapılanması ile ilgili bize veriyorlar ama asla yeterli miktarda değil. Biz reçete başı verdiğimiz hizmet bedelinin ve bazı ürünlerden alabileceğimiz meslek hakkımızın verilmesini ve artırılmasını talep ediyoruz.  En büyük sıkıntımız bu. Yaşata bilmemiz için önce yaşamamız lazım.  Uygulamalarım daha sade olmasını bekliyoruz biz de yemekte bir bütçe görüşmesi yapıyoruz bir SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) yayınlıyor böyle protokolun altına imza atıyoruz.  O protokol hükümlerinin bir yıl devam etmesini talep ediyoruz. SUT hükümleri ilacın verilme kuralları çok hızlı bir şekilde ve bizim kontrolümüz olmadan değişiyor.  Bir ay önce verdiğimiz hastaları bir ay sonra ne ilacı veremiyor duruma geliyoruz. Devlet yaptığımızı anlaşmadaki protokol hükümlerinin hiç olmazsa erken bir yıllık yapılıyor çünkü bunlar bir yıl boyunca devam etmesini SUT kurallarının fazla değiştirilmemesini istiyoruz. Tabelalarımız var. Devlete verdiğimiz tabela vergileri bile bizim canımızı yakıyor. Çünkü eczacılık artık o kadar kazanan bir meslek grubu değil. Tabela vergilerimizin kaldırılması yönünde çalışma yapıyoruz. Bu yıldan itibaren mezun olan eczacılarımızın tıpkı avukatlar gibi artık bir yıl staj yapması gerekecek.  Onlara yer bulunması gerekecek. Şu an için hala yayınlanmayan bir kılavuzun sıkıntısı içindeyiz.

 

 

Rahime Gül Erbaş’ın Röportajı

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİR DE BUNLARA BAKIN

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber