• DOLAR
    5,8101
    %0,01
  • EURO
    6,4310
    %0,02
  • ALTIN
    272,98
    %0,04
  • BIST
    7,6431
    %0,01
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
ALLAH’I UNUTARAK YAŞAMAK
  • 0
  • 1306
  • 26 Şubat 2019 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşr, 19)

Yaratılmışların en üstünü olan insanoğlu, yaratıcısını unutur mu, unutabilir mi?

‘Elest bezmi’ndeki verdiği sözü ne kadar tutabildi kullar?

Şayet Yüce Allah’ı unutmadıysa, neden O yokmuş gibi davranabiliyor?

Tabiri caizse hâşâ, Yüce Allah’ı gökten yeryüzüne indirmeyip, burası bizden sorulur dercesine mütemadiyen her türlü günahı, suçu ve isyanı sergilemesi insanın nasıl çığırından çıktığını ve kendi hür iradesiyle nasıl cehenneme sürüklendiğini hayretle müşahede ediyoruz.

Lokman Hekim’in oğluna verdiği önemli öğütler arasında yerini alan şu sözler kulaklarımıza küpe olmalıdır:

“İki şeyi hiç unutma; Allah’ı ve ölümü. İki şeyi de unut; yaptığın iyilikleri ve sana yapılan kötülükleri.”

Bizler sadece bu öğütler ekseninde günümüzü değerlendirmeye alıp baktığımızda: bir defa ölümü neredeyse tamamen gündemimizden çıkarmışız. Onu asla kendimize yakıştırmayız, öleceğimizi kesin bildiğimiz halde. Başkaları ölecek, biz de aya taziyesine gideriz, aya rahmet dileriz, ya izleriz, ya da pek oralı olmayız.

Ölümü düşünüp de iman esasları içerisinde Allah’a imandan sonra gelen ahirete imanı kâmil olmayan kimselerin Yüce Yaratıcıyla kulluk bağlamında arasının düzgün olması beklenemez. Çünkü ölümü hiç düşünmek istememiş ve gereğince hazırlanmamıştır. Kişi, dünyadaki bütün yapıp ettiklerinden ve yapması gereken şeyleri yapmamasından ötürü hesaba çekileceğinin idraki içerisinde olmuş olsa bütün hayatı Allah’a kulluk olurdu.

Yüce Allah hiçbir şeye muhtaç ve mecbur değildir ve bizleri hatırlamak zorunda da değildir haliyle, ama bizler öyle miyiz? Kalbimizi çalıştıran Allah’a her nefes alışverişimizde iki defa ona mecbur ve muhtacız. İşte bu bilinçle hareket eden kul, yaratılış amacına uygun yaşar ve hiçbir an yüce yaratıcısını unutup da kendisini Allah’a unutturmaz.

Maddi gücü ellerinde bulunduranlar, teknik ve modern imkânlar açısından üst seviyelerde bulunanların birçoğu Allah’ı unutup dünyada ilahlıklarını çoktan ilan etmiş bulunmaktadırlar. Hâşâ Allah’tan daha fazla doğruları bildiklerini iddia edercesine her yerde terörü ve şiddeti körükleyerek canlar yakıp ocaklar söndürmektedirler.

Amerika’ya, Avrupa’ya, Rusya’ya, Japonya’ya, Çin’e bakın. Mısırda Firavun Sisi’ye, Suriye’de Nemrut Esat’a bakın. Ortadoğu’daki Siyonist Netenyahu ve İsrail’e bakın. Bunlar kim, buralar neresi? Allah’ın arzında nedir bu isyanlar, cinayetler, tecavüzler, zulümler, sahtekârlıklar, ikiyüzlülükler, fitne, fesatlar? Bunlardan öncekiler hani neredeler? Bunlar geberip de, evrenin sahibi Yüce Allah’a hesap vermeyecekler mi? Allah’ın mülkünde kime karşı bu cakalar, diklenmeler, parsellemeler, peşkeş çekmeler? Adaletin olmadığı dünyada nereye kadar sürecek haksızlık ve zulümler? Oysa:  “Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.” (Necm, 57);  “İnsanların hesap vakti (kıyamet günü) yaklaştığı halde onlar hâlâ gaflet içinde gerçeğe yüz çeviriyorlar.” (Enbiya, 1) buyrulmuştur.

Allah’a inanıp O’na layık kul olanlarda hased, fitne, iftira, dedikodu, bozgunculuk, torpil, rüşvet, faiz, zina, zulüm, adam öldürme, gasp, hırsızlık, tembellik, görevini ihmal, fırsatçılık, takiyye, nifak, ihanet, gaflet, dalalet, bencillik, cimrilik, israf ve dünyevileşme olmaz. Lakin bugün bunların hangisi Rabbimizin rızasına uygun ve gazabını gerektirmeyecek derecede dikkat edilen hususlardır?

Kişinin kendisini bilmesiyle Rabbini bilmesi arasında sıkı bir ilişki vardır. Kendisinin “eşref-i mahlûkat” olduğunu unutan kimse elbette ki, Yüce Allah’ı da unutur. Onu da unutandan her türlü pislik ve kötülük beklenebilir. Böylesi insanların çoğunluğu teşkil ettiği bir dünyada huzur, barış, mutluluk, güven ve emniyet olmaz.

“Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!” (Bakara, 152) ayetinde ifade edilen Allah’ı zikirde ve O’na şükürde daim ve kulluğunda kaim insanlardan olabilmek dileğiyle.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber