• DOLAR
    6,7410
    %1,91
  • EURO
    7,2965
    %1,20
  • ALTIN
    351,47
    %2,42
  • BIST
    8,2702
    %0,39
Öznur Günata
Öznur  Günata
oznurgunata.@malatyasonsoz.com.tr
AİLEMİZİ KORUYALIM
  • 0
  • 327
  • 20 Mart 2020 Cuma
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Bireyleri topluma hazırlayan,ahlaki değerleri,vatandaşlık bilincini küçük yaşlarda insana aşılayan ilk eğitim kurumu aile’dir.

Sağlam aileler sağlam toplumu, sağlam toplum ise güçlü devleti meydana getirir.

Ailenin erezyona uğraması toplumsal bir felakettir.

Çözülen her aile iyi yetiştirilememiş bireylerin onlar da zayıf karakterli bir neslin ve içten içe dağılan toplumsal yapının habercisidir.

Ailenin korunması…

Aile bağlarının güçlendirilmesi…

Bakanlıklarla ,medeni kanunlarla değil inançlarla, geleneklerle, ahlaki yapımızla alakalıdır.

Çocuk ilk eğitimini annesinden alır.

Annesi onu topluma hazırlayan ilk öğretmenidir.

İnançlarını ,ahlakını, doğruyu yanlışı ve buna dair her şeyi ilk kez evinde annesi ve babası vasıtasıyla öğrenir.

Anneliğin hem dini hem de dünyevi kıymeti de bu kutsal vazifeyi ifa etmesi ile alakalıdır.

Salt anne kavramı ‘anneliği’ karşılamaz.

Çocuğun psikolojik, maddi ve manevi ihtiyaçları ile ilgilenmeyen, onu ihmal eden anne bu kutsal vazifeyi suiistimal etmiş olur.

Dolayısı ile ‘yeterli anne’ olamaz.

Modern yaşam bencil bir hayatı esas alırken annenin de çocuğu için yaptığı fedakarlıkları hoş karşılamaz.

Seküler anlayış kadının evinde çocukları,ailesi için yaptıklarından dolayı onu ‘sömürülmüş’ karşılarken, kapitalist iş hayatında yıpratılmasını ise ‘özgürlük’ diye adlandırır.

Aslında kadınların iş hayatında , ekonomide rakamsal olarak artması ile övünenler onların ‘ev hanımlığı’, ‘annelik’ gibi vasıflarını küçümseyerek bu vazifeyi hakir görmektedirler.

Çocuklarını kreşlerin insafına terketmeyen ve ihtiyacı da olmadığı için çalışma zorunluluğu olmayan kadınları çalışmadığı için küçümsemek aslında kendilerini yetiştiren annelere de hakaretidir bu zevatın.

Kadınların iş hayatında olup olmamaları zaten kendi hür iradelerine kalmışken onları dayatmalarla ,psikolojik baskılarla rencide etmek akıl kârı değildir.

Çalışmayan….

Sadece ekonomik getirisi olmayan kadınları vasıfsız görmek dini ve örfi değerlerimizle çelişmekte ancak seküler batı anlayışından , feminizmden medet umanların saplantısı ve dayatması olarak algılanmaktadır toplum nezdinde.

Son zamanlarda gerek aile hayatı gerek evlilik – boşanma gibi konularda yapılan yanlış uygulamalar öyle bir noktaya geldi ki…

Kırgın ve küskün…

Hakkını ahirete bırakmış insanların sayısını da arttırdı.

Evlendikten sadece birkaç gün sonra boşanmış erkeğin ayrıldığı kadına ömür boyu (süresiz) nafaka ödeme zorunluluğu hem yeni bir aile kurup yeni bir hayata başlamasını zorlaştırdı…

Hem de bu işi ticarete dökmek isteyen dolandırıcılara kapı açtı.

Erkeğin dini ve vicdani olarak ödeme zorunluluğu olmadığı bir parayı zoraki ödemek zorunda bıraktırılması, ödemezse hapise atılmakla tehdit edilmesi de kadın- erkek eşitsizliğinin erkek aleyhine evrilmesine yol açtı!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber