• DOLAR
    4,8148
    % 0,19
  • EURO
    5,6134
    % 0,18
  • ALTIN
    189,2609
    % -0,03
  • BIST
    93.002,93
    % 0,74
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
AHLAKÎ EROZYON
  • 0
  • 190
  • 11 Temmuz 2018 Çarşamba
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Sözlüklerde: İnsanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü veya kişide huy olarak bilinen evsaf; iyi ve güzel olan nitelikler diye ifade edilen ahlakî yapı, son günlerde ciddi olarak yeniden tartışılmaya başlandı. Ne ara bunca yozlaşma meydana geldi de, toplum bu kadar bozulma yaşıyor, şeklinde kara kara düşünmeye başladık.

Ahir zamanda hiç kimse göründüğü gibi değil. Herkese sanki bir rol biçilmiş de, kendi rolünü ya da hiç kendisi olmayıp da mütemadiyen başkasını oynuyor. Sosyal hayat içerisinde bukalemun misali nifak alametleriyle piyasada arzı endam eden insan yığınları, bütün erdemleri yok ederek insanlığı meçhullere doğru sürüklemektedir.

Ahlakî erozyon, diğer sel felaketlerinin meydana getirdiği hasarlarla ölçülemeyecek derecede daha da vahim bir durum arz etmektedir ki, bu da biz insanların kendi bindiğimiz dalı kesmemiz anlamına gelmektedir.

Toplumsal hayatın her safhasında hayati öneme haiz erdemlerimizin yok olması kıyametimizin gelmesi demektir.

Sevgi, saygı, hoşgörü, dürüstlük, merhamet, sorumluluk, yardımlaşma, vatanseverlik, misafirperverlik, tevazu, empati vb. gibi kavramlar üzerinden değerlerimize ve bunların çocuklarımıza kazandırılmasına baktığımızda; biz bunları ne aile ortamında, ne de okul ortamında yeterince verebilmekteyiz. Bunun elbette birçok nedeni vardır:

  • Sosyal medyanın ağına takılan çocuklarımızı oradan çekip alamıyoruz.
  • Ebeveynler olarak iş yoğunluğu gerekçesiyle evladımızla gereğince ilgilenemiyoruz.
  • Aynı evin içerisinde telefon ve internet yüzünden sus pus olmuş birer yabancı gibi yaşıyoruz.
  • Dünyevi meşgalelerden dolayı (laf dinlemeyen) çocuklarımıza tahammülümüz kalmıyor.
  • Çocuklarımıza yokluğu yaşatmayarak her dediklerini yapıyoruz.
  • Sorumluluk vermediğimizden sorumsuzca davranabilmektedirler.
  • Başarılarını sürekli ödüllendirirken, başarısızlıklarını ve yanlışlarını bir kere bile cezalandır(a)mıyoruz.

Buraya kadar saydıklarımız kendi yavrularımız açısından eksiklerimizdi. Bu kusur ve yanlışlarla büyüyen çocuklar, yetişkin olduklarında elbette ki birtakım davranış bozuklukları göstereceklerdir. Günümüzde iyi veya kötü bütün haberler anında TV ve internet üzerinden pazarlanınca toplu olarak moral bozukluğu ve hayal kırıklığıyla yaşamaya devam ediyoruz.

Özellikle Allah korkusu ve maneviyattan yoksun bir nesilden asla faydalı ve hayırlı işler beklenemez. En vahşi yaratığa da dönüşebilen insan, çoktan şeytanları geride bırakarak onun tahtına kurulmuş görünmektedir.

Söz gelimi küçücük korumasız, karşı koyamaz haldeki bir çocuğu kötü emellerine alet edip de iz bırakmama adına hunharca katledip rast gele bir yere gömen şizofrenik bir yapıya sahip kişilere uygun bir ceza bile hâlâ belirleyememiş vaziyette bocalıyoruz. Kimileri; efendim idam çözüm değil, kaçını idam edeceksiniz, bu iş temelden verilecek bir eğitimle halledilmesi gerekir derken, kimileri de idam olmazsa olmaz demektedir. Bir yerde canı yananlar belki idam olmalı diye düşünüyorlardır denilebilir. Ancak yaratıcı Yüce Allah:  “Sizin için kısasta hayat vardır.” (Bakara 179) buyururken bazı hümanist geçinip de hâşâ Allah’tan daha fazla merhametli olmaya yeltenenleri de anlamak mümkün değildir.

Taciz, tecavüz ve kadına şiddetin giderek artmasının en büyük nedenlerinden birinin caydırıcı cezaların uygulanmaması olduğu gerçeği apaçık ortada dururken birkaç pansuman kabilinden tedaviyle bu toplumsal hastalık haline gelen marazı tedavi ile bertaraf edemeyeceğimiz de aşikârdır.

Aslında kötülere ve kötülüklere merhamet, iyileri ve iyilikleri diri diri gömmek demektir.

Onun için meselenin çözümü noktasında başta inancımız, örfümüz, tarihimiz ve zengin kültürümüz göz önüne alınarak atılacak adımlarla sosyal barış ve huzur ortamı, eğitimin de ciddi katkılarıyla yeniden tesis edilebilir vesselam.

Daha güzel günlerde buluşmak dileğiyle.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber