• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Ali Aydoğan
Ali  Aydoğan
ali.aydogan@malatyasonsoz.com.tr
ADIM ALİ DİYE AMERİKA ÜÇ SAAT BEKLETTİ
  • 0
  • 172
  • 20 Mart 2019 Çarşamba
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Yıl 2008 Eylül ayında Amerika’ya gitmek için 2006 yılında aldığım on yıllık vizem vardı ve kısmet oldu Amerika’ya gitmeye karar verdim.

İstanbul dan Almanya Franfurt havaalanına ve oradan, birkaç saat sonra ver elini Amerika Losangelos olacaktı.

Ama Müslümandım ve ismi Ali idi.

Amerika’ya vize almak için müracaat ettiğimde ilk kez vermediler.

On bir Eylül Newyork ikiz gökdelenlerine saldırıda altı yıl sonra bile Müslüman sıkıntısı vardı batıda.

Adı Müslüman olan herkes potansiyel suçlu-terörist damgasını yiyordu.

Ankara da ABD konsolosluğunda uzun bir kuyruğa girerek saatler sonra, çok sıkı ve birkaç yerde arandıktan sonra esas vize verilen yere geçiliyor.

Orada tipinden Yahudi kökenli olduğu belli olan genç bayan bir sürü soru sordu ve sonra  bana “No” dedi.

Elin gavuru batıda bir insana “No” dedi mi akan sular durur ve bir daha kolay kolay asla “Yes” demezler.

Bilhassa Konsolosluklarda, gümrüklerde, havaalanlarında, girişlerde.

Neyse.

Bir yıl sonra tekrar aynı konsolosluğa müracaat ettim tabi bu arada vize için yatırılan yüz dolar vize parası ödedim.

Vize vermezlerse iade edilmiyor o para ve ABD cukkaya alıyor.

Derken bu defa “Yes” dediler ve kısa bir süre sonra Malatya dan İstanbul’a oradan Almanya Frankfurt’a oradan Amerika Losangelos şehrine, Hollywoot’a gidiyordum.

Frankfurt tan on bir saatlik bir uçak yolculuğundan sonra sabah bindiğim 380 kişilik dev uçakta vip bölümünde yolculuk ediyordum.

Yaşı ilerlemiş kadın  hostesler bizim hosteslerin eline su bile dökemezler ancak yolculuk sırasında beş dakika bizi yiyeceksiz bırakmadılar.

Yemek, çerez, isteyenlere alkol, isteyenlere meşrubatın her çeşidini veriyorlardı. Uyumak isteyenlere battaniye, gözlük, yastık veriyorlardı.

Cam kenarındaydım ve dünyayı izleye izleye  uçuyordum.

Dünyanın yuvarlaklığına Gröndland buz adasına varmadan Hollanda, İngiltere üzerinden Kanada’nın üst taraflarından, dünya sola doğru dönerken uçağımız sağa doğru uçuyor,  mesafe kısalıyordu.

Derken Newyork, Washington doğumuz da kalarak orta Amerika üzerinden Californiaya’ya doğru yol alıyorduk.

Kırk dokuz bin fitten uçuyorduk.Koltuğa bağlı televizyon ekranından nereden nereye uçtuğumuz saniye saniye izliyorduk.

Altımızdan defalarca başka uçaklar geçiyordu.

Birçok eyaletin bir çok illerin üzerinden geçerken şehirlerin bir plânlama ile yapıldığını, gelişigüzel yolların, binaların yapılmadığını, kare şeklinde arsaların, binaların  yerleştirildiğini görüyordum.

Derken akşamın alacakaranlığında Losangelos havaalanına indik.

Uçakta dolduğumuz bir kağıt parçası elimizde yeşil pasaportum ile tutuyordum.

Kuyruğa girdik çıkış yapmak için.

Tabi önce bavulumuzu aldık. Küçük bir bavulum vardı elimde taşımak koyla olsun diye.

Sıra bana geldi.

Gözlüklü, yaşı atmış civarlarında olan beyaz saçlı, güler yüzlü bir memur bir şeyler sordu. “Niye geldin, nerede kalacaksın, nereye gideceksin, gideceğin yerin adresini biliyor musun” Tarzanca bir İngilizce ile cevap verdim ama vize vermeyecek diye korkuyordum.

Çünkü Müslümandım ve adım Ali.

Sağa, sola bir karşı taraf, pasaportum elindeyeken bakıyordu memur.O an “Eyvah” dedim “Gerisin geriye gideceğim galiba” dedim.

Siz Türkiye den istediğiniz kadar on yıllık vize alın. Eğer Amerika’ya girişte, gümrükte tekrar size vize vermezlerse ABD’ye giremiyorsunuz.Gerisin geriye, geldiğiniz uçakla postalıyorlar.

Elindeki vize mührünü havaya kaldırdı ve  “Go” dedi.Sevindim.

Bavul kısmından geçerken yaşı otuz beş, kırk civarında olan bir ABD polisi “Bavulu aç” dedi.

Açtım. Elinde uçakta doldurduğum kağıt vardı.

Bir kağıda bakıyor bir bana bakıyor bir bavula bakıyor bir şeyler söylüyordu.

Anlamıyordum adamı.

Bir şeyler daha söyledi, baktı ki anlamıyorum “Şöyle kenara çekil” dedi eliyle ve bantlarla çevrili bir yere elimden tutarak götürdü. Gelen geçen, herkes bana bakıyordu orada.

Sıkıldım, terledim, bunaldım.

“O ne lan” diyordum içimden. Ankara’daki vize para etmedi buradaki vize para etmedi bu herifi geçemiyordum.

Pasaportum elinde, oraya buraya bir şeyler söylüyordu.

Adım Ali ve Müslümandım.

Gavurda hoşgörü yok, anlayış yok, sempati yok, boşvermişlik asla yok. Özellikler On Bir Eylül İkiz Kuleleri Uçaklı terörden sonra Müslümanlara asla bunlar yok.

Dev cüsseli zenci Amerika polisleri geliyor bana bakıyor, gidiyorlardı.Eminimki orada beklerken yüzlerce fotoğrafımı gizli kameralar ile çekmişlerdi ve araştırma yapıyorlardı ben orada beklerken.

Sonunda yanıma aldığım “Malatya Mektubu” kitabımdaki arka kapak fotoğrafı aklıma geldi.

Polise giderek bavulu açtırdım ve elbiselerin altından kitabımı çıkararak ikiz kulelerin olduğu tv programımdaki fotoğrafı gösterip, dilim döndüğünde gazeteci olduğunu, tv programcısı olduğumu falan anlattım.

Kitabımı aldı eline, içine sayfa sayfa baktı.Yüzünde hafif bir tebessüm belirdi ve bana pasaportumu uzatarak “Go” dedi.

Go…

Üç saat beklettiler bir “Go” için.

Adım Ali ve Müslümandım.

Bilmem anlatabildim mi?

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber