• DOLAR
    4,9914
    % -0,06
  • EURO
    5,8204
    % -0,09
  • ALTIN
    195,5640
    % 0,21
  • BIST
    97.210,57
    % 0,27
M. Fatih Kahraman
M. Fatih  Kahraman
mfatihkahraman@malatyasonsoz.com.tr
ACI ÖLÜM GERÇEĞİ
  • 0
  • 366
  • 15 Mayıs 2018 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Bu yazımızı Mübarek Ramazan ayı ile ilgili yazmayı düşünürken işin içine ölüm acısı girince, ölümü başta kendi nefsim olmak üzere okuyucularıma da bir nebze hatırlatmak istedim.

“Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!” (Nisa Suresi 78)

Birçoğumuz hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz; kendimizi dünya meşgalesine öyle kaptırmışız ki… Oysa hemen her gün yanı başımızdan tanıdıklar, komşular, arkadaşlar ve çok yakınlarımızdan birilerinin, bir daha dönmemek üzere ebedi gerçek âleme göçüp gittiğini görüyoruz da, fakat pek oralı olmuyoruz. Doğrusu b u kalesizlik ve vurdum duymazlık hali hiç hoş bir vaziyet değildir.

Nerede, ne zaman, ne şekilde ölümün bizi yakalayacağı, belli değilken pervasızca davranmak akıl kârı değildir. Halbuki Azrail (a.s.) sürekli peşimizde dolaşıyor, her an alıp götürebilir itirazımıza mahal vermeden.

Efendimiz (a.s.): “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Aciz kişi de, nefsini hevâsına tabi kılan ve Allah’tan dilek(ler)de bulunup duran (bunu yeterli gören) kişidir.” (Tirmizi. Kıyame, 25; İbn Mace, Zühd, 31) ifadesini boşuna kullanmamıştır. Bu meyanda akıllı olduğunu iddia edenler hangi iş için koş(tur)uyorlar acaba? Akılları, ölümlerine, ölünce de cehenneme gitmelerine mani olabilecek mi ki? Yoksa dünyevileşmek mi akıllılık?

Elbette kimse, dünyayı ihmal edelim diyemez. Çünkü ‘dünya ahiretin tarlasıdır’ (el- Aclûnî, Keşfü’l-Hafa, C. 1, S. 412). Yani ahireti kazanmanın yolu bu dünyadan geçiyor, geçmesine de velâkin dünya işleri bizleri öyle oyalıyor ki, Rabbimize, kendimize ve sorumluluğumuz altındakilere vakit bile bulamıyoruz.

Ölenlerimizden ibret alabilseydik yine iyiydi. Ancak bir iki gün yasını tutup derhal hayatın içine balıklama dalıyoruz ve kaldığımız yerden devam ediyoruz ömrümüzü beyhude tüketmeye. Katıldığımız cenaze ve taziyelerde de, neredeyse yine dünya meseleleri konuşulmakta, yemekler ve özellikle de üçüncü gün için mevlit organizeleri tartışılmaktadır. Ölümden ve hak dünya olan ahiretten bahseden yok. Bir hoca gelip Kur’an okuyup da meal ve tefsirini yaptıysa belki nispeten ölümden söz etmektedir. Onun dışında rutin dünya işleri her zamanki gibi hararetli bir şekilde müzakere edilmektedir.

Pazar günü, üstelik bir kardeşimizin düğününde iken; biri Ağustos ayında düğün hazırlıkları yapan 23 yaşındaki Murat GÜNEŞ adındaki çok genç bir kardeşimizin Karakaya Baraj Gölü’nde boğulması haberi, diğeri de İstanbul’dan bir program dönüşü Darende ilçesinde arabayı mucura kaptırıp kaza geçiren özel otomobildeki bir çocuk babası Ahmet Turan İNCE adındaki öğretmen kardeşimizin ölüm haberini alınca adeta kolum kanadım kırıldı… Elan yoğun bakımda olan çok değerli diğer kardeşim ise, Malatya ÖĞDER Şube Başkanı Ramazan GÜLLÜOĞLU’na acil şifalar diliyorum. Ölenlerimize Allah rahmet eylesin, yakınlarına Rabbim sabrı cemil ihsan eylesin inşallah.

Şu yalancı dünyada, sarhoş gibi yaşarken, olup bitenlerden ders çıkarabilecek irade de kalmamış sanki. Kitle olarak bilhassa ölüme karşı bu duyarsızlığımız, hayra alamet bir vakıa değildir. Cinayetlerin, kan davalarının, namus temizleme adı altındaki öldürülmelerin ve terör faaliyetleriyle ajanslara düşen ölüm haberlerini dizi izler gibi algıladığımızdan, çok sıradanlaştı ölümler… Vah bize ki ne vah!..

“Ölüm gelip çatmadan evvel, şehvanî ve nefsanî hislerinizi terk etmek suretiyle bir nevi ölünüz.” (el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, C. 2, S. 29)

“Ağızların tadını kaçıran ölümü çokça hatırlayın.” (Tirmizi 2307) bu rivayetlerin ötesinde: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün.” (Al-i İmran Suresi, 102) ayet-i kerimesi biz kulları ciddi bir şekilde uyarmaktadır.

Evet, hayat devam etmektedir, etmesine de; yalınız hep böyle devam etmeyecektir. Hiç ummadığımız, beklemediğimiz bir anda ansızın bitecektir hayatımız.

Öyleyse şu üç günlük dünyada, fani dünyaya, dünyalıklara bel bağlanır mı? Allah’tan başka ilah mı var ki, güvenip de kafamıza göre yaşayalım? Eşya, meta ve menfaat için kavgaya, adam öldürmeye ne hacet; kime kalmış ki dünya? Kalp kırmaya değer mi? Sonra biz ölümü unutmak için yoğun bir çabanın içerinse girersek ölüm bize uğramaz mı sanıyoruz da ölümü hatırlamak istemiyoruz?

Herkes hesabını bizzat kendisi vereceğine göre, konumuzu bir hadis-i şerif mealiyle bitirelim:

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!…” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, V, 663)

Yüce Allah’tan bütün şehitlerimize, ölmüşlerimize rahmet; yaralı ve hasta olanlarımıza acil şifalar diliyoruz.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber