• DOLAR
    6,2938
    % 0,02
  • EURO
    7,3957
    % 1,16
  • ALTIN
    242,8528
    % -0,59
  • BIST
    97.988,16
    % 1,94
Psikolog Hasan DOĞAN
Psikolog Hasan  DOĞAN
hasandogan@malatyasonsoz.com.tr
AİLE İÇİ ÇATIŞMA (2)
  • 0
  • 354
  • 11 Haziran 2018 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

Çatışmaların yıkıcı boyutlarını örneklendirirsek: Şimdi yıkıcı tartışma, yıkıcı çatışma altında bazı konuları inceleyelim. Birbiriyle çatışmaya girmemek için kaçınma dediğimiz davranış türünü benimsiyor taraflardan biri ya da ikisi. Kişiler çatışmanın çıkmasından korktukları için bu problemi görmezlikten geliyorlar. Problemle yüzleşmemek için bir şekilde kaçınma davranışı bu. Aslında ilişkiyi için için çürüten bir şeydir. Bir başka davranış tarzı hasır altı etmek… Sadece tartışmaya girmekten kaçınmakla kalmaz, sanki tartışılacak hiçbir şey yokmuş gibi hareket ederler ve bu yaygın bir şey. Bir şeyleri yok edeceğinden olabilir ya da karşısındakini kırmamak için veyahut da kendine güvenemediğinden olabilir. Bir başka yıkıcı tartışma şekli karşısındakine suçlu hissettirmek. Kırgınlığını, kızgınlığını dolaylı yollarla ona suçlu hissettirerek bazı şeyleri yaptırıyor olabilir. Mesela benim şahit olduğum bazı ilişkiler var, eşinin ayakkabıyla eve girmesine sinirleniyor tabi ki bir hanım… bunu açıkça söylemek yerine “ Benim gibi bir hizmetçi var evde her yeri temizliyor. Tabi sen ayakkabıyla gir, oğlan şunu yapsın bunu yapsın.” Bu hakikaten sorunun ne olduğunu net söylemek yerine karşısındakini suçlu hissettirerek ilişkiyi kontrol etmek gibi, sakıncalı bir yöntem.

Bir başka çatışma türü; konuyu değiştirmek:

Çatışma ihtimali olduğu durumlarda konuyu değiştirmek çok sık kullanılan bir şey. Bir başkası da eleştirmek… Bizi sinirlendiren bir soruna ilişkin olarak konuşacağımız yerde, o sorunun kendisini halletmek varken karşımızdakinin başka davranışlarına eleştiri yönelterek dışa vururuz. Böyle durumlarda karşımızdaki neye kızdığımızı bilmediği için değişemez de… Mesela eşiniz eve geç geliyor ve bir kaça kere söylediniz, o da size kızdı. Siz de bu sefer kumandayı eline almış kanalları değiştiren eşinize sinirlenip söylenirsiniz; “niye devamlı oynuyorsun, niye bunu yaptın, niye şunu yaptın” diye. Asıl kızdığı şeyi açık, net bir şekilde bildirip, o sorunun çözümünü beklemek yerine, başka türlü davranışlarına o kızgınlığı yöneltmesi de problemi çözmediği için çatışmanın devamına yol açıyor.

Bende kızdığın taraflar nedir?

Bazı kişiler karşısındakinden bir kritik yapmasını isterler, karşısındaki yapınca da sanki isteyen kendileri değilmiş gibi bu davranışı yapana yüklenirler. Mesela karı koca oturur bazen “ya işte bende kızdığın taraflar nedir, bunu söylersen çok memnun olacağım” derler. Eşler birbirlerine “İşte şunu yapmasan daha iyi olur.” falan derler, eşlerden birisi huylanır “Niye öyle dedin? Niye bu tarafıma kızıyorsun?” şeklinde mukabele ederler. Bu durumlar, “Haydi bunları düzelteyim.” yerine daha bir hiddetlenme, öfke ile karşılanıyor. Bu işte, tuzak kurup sonra yıkıcı tartışmaya gitmenin bir yolu. İma etmek ki; bazı kimseler kızgınlıklarını hiçbir zaman açığa vurarak belli etmez ancak ima yoluyla bazı ipuçları verirler.

Yıkıcı tartışma konusu; gıcık etmek:

Öyle kimseler vardır ki kızgınlıklarını açıkça ifade etmek yerine karşısındakinin gıcık olacağı hareketler yapar. Mesela bilir ki, hanım şundan sinirleniyor. Ona kızmışsa bir şekilde onun gıcık olduğu şeyleri yapmak. Şakaya boğmak, bu da, bir sorunun üstünü örten, çatışmayı çözmeyen ama tatmin arayan duygulara da hiç iyi gelmeyen bir davranış. Değişmeye izin vermemek; bazen eşler arasında ya da yakın ilişkiler arasında, insanlarda doğal olarak tabiatın en temel özelliklerinden biridir değişmek, değişim. Mevsimler değişiyor, yaşlarımız değişiyor, ama bazen insanlar değişmeye karşı aşırı dirençlidirler. Aslında olması geren bir değişime bile sırf yarattığı tedirginlik yüzünden karşı olan eşler, çatışma nedeni olabiliyorlar. Nasrettin hocaya sormuşlar: “Kaç yaşındasınız?” diye, “38” demiş… “Ya hoca 10 sene önce sorduk, yine 38 yaşındayım demiştin!” “Ben erkek adamım söylediğim sözden geri durmam.” demiş. İlla aynı olmak, sözünde durmak karakterli olmanın bir parçasıymış gibi, sanki karakterli insan hiç değişmezmiş gibi… Tabi ki düzgün karakter özelliklerini terk edip de yanlışa yönelmek elbette istenen bir şey değil.

Eşlerin birbirine karşı akıl okuyucu olmaları

Akıl okuyuculuk; karşısındaki insanın ne ifade ettiğine kulak vermek yerine “Ha, sen şunu demek istiyorsun.” diye sözünü keserek duygularının ifadesine izin vermeyecek şekilde, sürekli onun yerine konuşmak. Bu da çok karşılaştığımız bir problem.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber