• DOLAR
    6,7768
    %0,08
  • EURO
    7,3783
    %0,11
  • ALTIN
    359,62
    %0,41
  • BIST
    8,4054
    %-0,01
Nurettin Bay
Nurettin  Bay
nurettinbay@malatyasonsoz.com.tr
28 Şubat hayır mı, şer mi?
  • 0
  • 228
  • 27 Şubat 2020 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
  • +
  • -

“Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysaki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”(Bakara 216)

Üzerinden 23 yıl geçtikten sonra değerlendirmek daha kolay oluyor. Çünkü sonrasında neler olduğunu yaşayıp görüyorsunuz.

28 Şubat Cumhuriyet tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. 28 Şubat’tan sonra Türkiye eskisi gibi olmamıştır.

Hakkımızda şermiş gibi görünen bir hadisenin nasıl hayra dönüştüğünü hep birlikte gördük. Bizim kuşak ve bizden öncekiler gördü, bildi, anladı. Sonrakilere ise anlatmaya çalışıyoruz. 90 sonrası doğanlara anlatmaktan güçlük çektiğimiz de bir gerçek. Onlar sanıyorlar ki, Türkiye hep böyle güllük gülistanlıktı.

28 Şubat balyoz gibi indi tepemize. Öncesinden  alışık olduğumuzdan sindirmekte güçlük çektiysek de anlamaktan güçlük çekmedik. Dinini ve kültürünü yaşamak isteyenlere ‘irticacı’ yaftasının yapıştırıldığı bir süreçten geçtik. Devlet (derin) irticayı (sözde) ülkenin bir numaralı tehdit unsuru olarak kabul etti.

28 Şubat’ta yapılan ve 9 saat süren başbakan Rahmetli Necmettin Erbakan’ın imzalamadığı MGK’nın o kara listesinde hükümetten şunlar isteniyordu;

  • Laiklik yasaları uygulanmalı. (Onların anladığı Laiklik kavramının içerisinde milli ve manevi her türlü değere muhalefet var)
  • İslami hassasiyeti olan gruplara ait tüm okullar ya kapatmalı ya MEB’na devredilmeli.
  • Tarikatlar kapatılmalı
  • 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli.(Buradaki amaç İmam Hatiplerin orta bölümünü kapatmak)
  • Kur’an Kursları denetlenmeli. (aslında kapatılmalı denilmek isteniyor)
  • Milli ve Manevi değerler doğrultusunda yayın yapan medya kontrol altına alınmalı.
  • Kıyafet kanununa riayet edilmeli. (Başörtüsü ve tesettür yasaklanmalı)
  • Kurban derileri vakıf ve derneklere değil Türk Hava Kurumu’na verilmeli.
  • Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı.

Tabi hepsi bu değil. Daha demokrasi ve insan haklarıyla bağdaşmayan madde var.

Tüm bunları kontrol etmek ve denetlemek için de Batı Çalışma Grubu denilen bir oluşum kuruldu. BÇG’nin fikir babalığını yapan Çevik Bir milletin direnişini kırmak için ’28 Şubat 1000 yıl sürecek’ diye haykırıyordu.

Bir de, ordu dayatmalı bu ‘Post Modern Darbe’nin sosyal ve siyasal sonuçlarına bakalım.

– İnancını yaşamak isteyenlere üvey evlat muamelesi yapıldı.

– Kamu kurum ve kuruluşlarında muhafazakâr ve dindar çalışanlar fişlendi, birçoğunun işine son verildi. TSK’da ciddi kıyımlar yapıldı.

– İmam Hatiplilerin önünü kesmek amaçlı ‘8 yıllık kesintisiz eğitim’ getirildi. Bunun sonucunda meslek liseleri tercih edilmediği için fonksiyonsuz hale geldi. Türkiye’nin halen devam eden orta seviyeli teknik eleman yetersizliği bu kararın sonucudur.

-Yüksek Öğrenime ‘Katsayı Faciası’ getirilerek, inançlı kesimin çocuklarının (özelikle başörtülü kızlarımızın) eğitim hakları ellerinden alındı. Yüzbinlerce inançlı evladımız bu yüzden eğitimlerine devam edemediler.

-Bu ülkenin değerlerini savunan STK’lar fişlendi, kapatıldı.

-Muhafazakâr Medya kuruluşları baskı altına alındı, sindirilmeye çalışıldı, oluşup çoğalmaları, gelişip büyümeleri önlendi.

-Tarikat suçlamaları ve senaryoları ile geniş kitleler sindirilmeye çalışıldı.

-Muhafazakâr kesimin siyasi çatısı konumundaki Refah ve devamı olan Fazilet Partileri kapatıldı Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere dönemin siyasetçilerine el çektirildi. Erdoğan hapse atıldı.

Bunlar 28 Şubat’ın olumsuz sonuçları. Peki şerden hayra giden süreç nasıl gelişti.

-Muhafazakar ve dindar kesimin mücadele ruhu kamçılandı.

-Yasaklara karşı oluşan direnç, daha bilinçli bir gençliğin oluşmasını sağladı.

-Refah Partisine hiç oy vermeyen geniş kesimler de bu kararlara tepki gösterdiler. Haksızlık ve zulmün oluşturduğu mağduriyet, özellikle merkez sağda muhafazakâr çizgiye yönelimleri artırdı.

-Devlet ve ekonominin talan edilmesi sonucu oluşan ekonomik kriz, yolsuzluklarla mücadelede ileride kurulacak olan Ak Parti’ye dinamizm kazandırdı.

-Başörtüsüne ve inanç değerlerine karşı diğer cenahlarda olumlu ve sempatik bir bakış oluştu.

-Türkiye siyasetinin DNA’sında önemli değişimler oldu.

-Zulme karşı dik duran Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları sadece kendi parti tabanlarının değil diğer parti tabanlarının da umut ışığı oldu.

-2002’de Ak Parti’nin iktidarına gidecek yol sonuna kadar açıldı.

28 Şubat bugünün Türkiye’sinin temellerini oluşturan çok büyük bir askeri, siyasi ve sosyal sarsıntıdır. Ders alıp ileriye bakmak gerekir.

Ben derim ki, 28 Şubat sonrası kazanımlarımızı heba etmememiz gerekir. Oluşan olumlu havaya bakıp, ‘bu iş bitti’ demek fazlaca saflık olur. Yoksa 15 Temmuz’u nasıl izah edebiliriz?

Yeni 15 Temmuz’lar yaşamamamız için önce Cenab-ı Allah’a,  bahşettiği lütfun şükrünü eda etmemiz gerekiyor. Güzellikler elimizin altında kayıp gittikten sonra ‘eyvah’ demenin hiç kimseye faydası yok.

Güçlü ve dünyada  sözü dinlenir bir Türkiye olabilmemiz için tarihi iyi okumamız ve ondan doğru dersler almamız gerekir.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.
Malatya Sonsöz Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2018 malatya haber